23 Şubat 2014 Pazar

Nerelerdeyim?

Bayağıdır genel bi napıyorum ne ediyorum yazısı yazmamışım. Her arayıp sorana tek tek ayrıntı anlatmaktansa yazayım kurtulayım dedim. Merak eden bloga gelsin baksın lan. Telefonda konuş konuş öldürdünüz beni.

Her zamanki gibin hastane-iş-spor üçlüsün arasında dolanıp duruyorum. Şu anda içerisinde bulunduğum staj genel cerrahi-gastroenteroloji-hematoloji-onkoloji dörtlüsünden oluşuyor. Cerrahi ve gastro daha ağırlıkta tabii. Önceki stajıma göre ders ağırlığı yönünden biraz daha hafif ama onun kadar zevkli değil. Hele ki cerrahi benim için tam bir işkence. Tus'ta yazmam diyodum, şimdi öldürseler yazmam diyorum. Tercihlerim arasından birini daha elemiş oldum. 

Zorunlu olduğu için ameliyata girip duruyoruz. Bir barsak ameliyatı en az 3-4 saat sürüyor lan. 20 küsür saat süren nakil ameliyatları da var ama ona girmek gibi bi mallık yapmadım henüz. En sevdiklerim safra kesesi ameliyatları, zaten düdük kadar organ, 15 dakikada alıyosun bitiyo. Meme de 1-2 saat sürüyo bak o da iyi. Ama ameliyat olayı sırf stres. Steriliteyi bozma, ağzını burnunu açma derken acayip geriliyosun. Ameliyathane sıcak, tepede ışık cayır cayır vuruyo, oturamıyosun falan vallahi bi de ameliyatı yapan ben olsam sömrümden 20 yıl eksilirdi. Sadece izleyerek bu kadar stres oldum düşünün. Ki bi de çok şükür iğrenme duygusu taşımayan insanım. 4.-5. sınıfa gelip ameliyatta bayılan adamlar var. Vücudun içini canlı canlı görmeyi her bünye kaldıramıyor haliyle.

Bi de cerrahide hep ameliyat olmuş veya olacak hastalar yatıyor. Onkoloji falan desen hepten beter. Yani hastalarımın çoğunun durumu düşük vaziyette. Haliyle onlarla konuşmak, muayene etmek epey zor oluyor ama alıştım artık çok da koymuyor açıkçası.

İş desen tam gaz devam. Ha bırakıyorum ha bırakıcam diye diye yine devam ediyorum. Ne bulsam çevirir hale geldim. Mühendislik makaleleriyle uğraşmaktan içim dışım hidrolik, pompa, regülatör falan oldu. Makineyle yan dal yapıyorum sanki lan.

Stajımın sınavına da 25 gün kaldı. Yavaştan kasışlar başlayacak. Kolay gözüken ama geçen staj 39 kişinin 33'ünün kaldığı, sonradan soru iptali vs ile totalde 19 kişinin geçtiği bir stajı şu an ben alıyorum. Çaktırmadan anamızı belleyecek gibi duruyor ama inşallah olmaz öyle bişey. Olmaz ya bence :'(

Bi de 6 gündür diyetteyim. Diyet dediğim de listeli falan şeyler hiç tarzım değil. Diyetisyen kısmısını pek sallayamıyorum açıkçası. Yaşam enerjimi sömürüyor ''sabahları 1 kibrit kutusu peynir'' kalıbını kullanan kadınlar. Baya baya sağlıklı yaşamaya karar verdim işte. Fast food, paketli her türlü gıda, rafine şeker, beyaz un, çikolata falan tüketmiyorum. Şeker namına yediğim tek şey meyveler ve kuru kayısı falan. Hayatta aç kalmıyorum ayrıca. 2 saatte bir çer çöp bişeyler tıkıyorum ağzıma. İnsan böyle de yaşayabiliyormuş yalnız. Hem kafanız daha iyi çalışıyor, hem de vücudu abur cubur türevi çöplerle doldurmadığınız için dinç oluyorsunuz. Bilen bilir, ben uyku namına pek doyuma ulaşabilen biri değilim. Geçen haftaya kadar 6 saatle uykumu alırken, şimdi 4 saat uyusam bile dinç kalkıyorum ama siz evde denemeyin bunu. Çünkü metabolizmanın çalışması için minimum 8 saat uyku şart. Neyse burası iyice sağlık sayfam'a dönmeden bu konuyu geçelim. Ayrıntılı olarak bişey sormak isterseniz mailimin kapıları her zaman açık biliyosunuz. 

Ara sıra da sosyal medya bıdı bıdısıyla ilgileniyorum. Blogla, twitterla ilgili projeler falan oluyor. Onlar da bütçeye katkısını geçtim, çok güzel kafa dağıtıyor. Hem yeni insanlarla tanışıyorum sürekli, hem de tanımadığım kişileri hediyelerle mutlu etme fırsatım oluyor. İyi ki var ya hem bu sosyal medya.

Kalan zamanlarda da çiğ bademimi ve pikan cevizimi kemirdeyerek dizilerimi izliyorum. Ben çok dizi izlediğim için genelde geriden gelirim ve bu yüzden de kimseyle dizi konuşmayı sevmem. Etrafım çeneyi tutamayıp spoiler'ı patlatan insanlarla dolu çünküm. Bu ara gülmek için del,ler gibi 2 Broke Girls'ü izliyorum. 20 dakikalık, çok samimi bi komedi dizisi. Yemek yerken bana eşlik ediyo her gün sağ olsun. Onun dışında Black Sails, Person of Interest ve 4 bölümü birden çıkıp ''ölmeye ölmeye ölmeye'' dedirten House of Cards izliyorum şu sıra en çok. Diğer dizilerimin küçük bir kısmında güncelim ama dönem dönem belli şeylere sarıyorum işte. Zaten zaman kısıtlı, hepsini yakalamam için bana bomboş bi 20 gün falan vermeleri lazım. Ufuktaki tek tatil de temmuzda başlayacak olan yaz tatili olduğu için tezeği avuçladık çucuklar.

Böyleyken böyle yani. Benim hayatım ay başını iple çekmekle, memur gibi ay sonu gelir gider hesaplamakla, hastalarımla ilgilenmekle ve ordan oraya koşturmakla geçiyor. Çok bir değişiklik yokmuş ben de şimdi fark ettim....

 Şubat 28 çekiyor diye ay başından beri sirtaki yapan votkaleymın musmutlu günler diler bebeyimler.

7 Şubat 2014 Cuma

''Bende Şans Olsa Anamdan Erkek Doğardım'' Dedirten 10 Durum

Kadın olmanın da avantajları olduğu gibi erkek olmanın da büyük dezavantajları var tabii. Herkesin hayatı kendine göre zor ama bu tip durumlarda biz kadınlar size acayip özeniyoruz sevgili karşı cins, bilesiniz...

1-Kıl tüy meseleleri: Erkeklerin tıraş etmeleri gereken bölümler sadece yüzleriyle sınırlı. Hatta onu bile aydan aya kesen var. Kuafördeki ağdacının seks hayatına hakim değiller, iple kaş aldırmanın acısından haberleri yok, batık nedir onu bile bilmezler.

2-Giyim kuşamda kolaylık: Bana göre bir erkeğin şık olması için temiz, düzgün bir gömlek, pantolon ve ayakkabı yeterli. Zaten onu da bir araya getiremeyenlere daha da bi lafım yok. Adamlar 15 günlük seyahate 1 küçük çanta ile gidebiliyorlar. Duş alıp hazırlanmaları 10 dakikalarını alıyor. Oje yok, aksesuar yok, makyaj yok. Vay arkadaş :(

3-Halısaha: Ya ben buna acayip özeniyorum :( Adamlar hem düzenli olarak bu vesileyle buluşuyorlar, hem de maç sonrası çay kahve içip sabahlara kadar muhabbet ediyorlar. ''kaleye adam lazım karşim, tanıdık varsa getir'' bahanesiyle de çevreleri acayip genişliyor. ''Ben kendimi bildim bileli forvet arkası oynarım, defans hiç bana göre değil'' gibi muhabbetler döndürüp kendilerine ait bir dünya yaratıyorlar ve kadınları içine sokmuyorlar. Zaten istesek de giremeyiz o ayrı :(

4-Özel hayatta genişlik: Adam ''o kızı sevmedim ya, çaktım yolladım'' gibi pis muhabbetler yapıp, karşılarındaki insandan ''iyi yapmışsın birader, elinin kiri'' gibi takdir edici tepkiler alabiliyorlar. Fazla sevgili değiştirmek kadında ''yollu'' olmak, erkekte ''skor yapmak'' oluyor. Yadırganmasa bile hoş değil, o apayrı bi mesele.

5-Özgürlük: Gecenin bir vakti kafalarına esip sokağa çıkabiliyorlar. ''Evden beklerler'' olayı pek yok. Sokakta laf atılmıyor, sapık musallat olmuyor, dakka başı arayıp güvende misin diye yoklayan baba faktörü yok.

6-İşeme: Sıkışınca tenha yerde ağaç dibine işeyebiliyor adamlar ya. Hiç yadırganan bişey de değil. Ayrıca ayakta işemenin avantajını da yazmadan edemicem.

7-Ağzına geleni söylemek: Biz kadınlar iki lan lun desek hemen ağzına yakışmıyor denir, ayıplanır. Erkekler rahatça küfür edip istedikleri gibi sövebiliyorlar.

8-Soyadının değişmemesi: Tabii kadınlarınkinin de değişmemesi mümkün sanırım ama onun örnekleri pek nadir. Kadının hele bir de 2 ismi varsa, yanına 2 de soyad ekleyip bir anda Brezilyalı sol bek oluyor.

9-Kilo almanın çok da sorun olmaması: Sağlık açısından pek tabii kadını erkeği olmaz kilonun ama, estetik olarak ''ay yanlarım çıktı, oy bacak içlerim hiç sıkı değil'' gibi dertleri pek yok. Kilo alsalar da çok geç fark ediliyor ve karşı cins için pek sorun olmuyor.

10-İstediği zaman evlenebilmek: Kadınlarda 25'i geçince başlayan ''evlilik ne zaman inş :))'' soruları onlara sorulmuyor. Evlenmeyen adama ''canı öyle istemiştir'' deniyor, ''ay bu da evde kaldı, kız kurusu'' denmiyor.