21 Ocak 2014 Salı

İlişkilerin 7 Ölümcül Günahı

Öncelikle söyleyeyim. İlişki uzmanı falan değilim. Anlattığım durumların da belki birçoğunu bizzat yaşamamışımdır. Fakat çok dert dinledim, çok akıl vermeye çalıştım. Bu yazıda hem yaşadıklarım hem duyduklarım doğrultusunda yazıyorum ne yazacaksam.

1-''Aşkım biz şimdi neyiz?'': Tanışıyorsun, konuşmaya başlıyorsun. İki taraf birbirine ısınıyor ve bir şeyler hissedilmeye başlanıyor karşılıklı. Sonra taraflardan birinde bir aceledir gidiyor, adını koyma hevesi başlıyor. Biz şimdi neyiz'ler havada uçuyor. Sonra ne mi noluyor? İlişki zamanı gelmeden, birbirini henüz iyice tanıyamadan ilişki başlıyor veya bir taraf öbürünün ısrarcılığından sıkılıyor ve başlamadan bitiyor her şey.


2-Her boşlukta eski defterleri açmak: İnsan boş kalınca önce tanıdık, bildik olana gider diyebilirsiniz, ama kesinlikle iyi bir şey değil bu. Eski sevgiliye geri dönmek; eski, çamaşır suyu bulaşmış eşofmanı giymek gibi bir şey. Senin, sana ait ama asla yenisi, temizi gibi olmuyor. Mümkünse o defterlerinizi kapatın ve bir daha açmayın. Hayır geldiğini pek görmedim.


3-Birinden boşalan boşluğu hemen başkasıyla doldurmaya çalışmak: Kırgınsınız, yaralanmış hissediyorsunuz. Fakat yara dediğini açıkta bırakacaksın ki iyileşsin. Üzerine hemen yara bandı niyetine birini kapatırsan nefes alamaz, daha da derinleşir. İyileşemediğin gibi başkasını da yaralarsın.


4-Ayrılırken ah almak: Bu ilişki de olabilir, iş de olabilir. Herhangi bir insanla birlikteliğini bitirirken karşı tarafın ahını aldın mı, belki 1 ay, belki 1 yıl sonra gelip seni buluyor. ''Senin bedduandan bana ne olacak lan'' demeyin kimseye. Oluyor çünkü. Ben bu konularda bu olaya acayip inanıyorum.


5-Eski sevgilisiyle hala görüşen insanla ilişkiye başlamak: ''Ama o çok iyi bir kız'', ''Ayrıldık ama arkadaşız'' gibi cümleler duyuyorsan koşarak uzaklaş oradan. Eski sevgiliden arkadaş falan olmaz ya. Kimse kendini kandırmasın. Zamanında öpüp kokladığın insanla hiçbir şey hissetmeden takılabilmen için aradan en az 10 yıl falan geçmesi lazım. Karşılıklı oturunca eski defterler illa ki açılır, ateşle barut misali, yan yana durursan bir kıvılcım çıkar oradan. Kaldı ki eski sevgilisini hayatından atamamış insanla birlikte olursan her tartışmada seni onunla karşılaştıracak, her ulaşamadığında aklına ''acaba onunla mı görüşüyor'' sorusu gelecek. Bir sürü huzursuzluk kaplayacak içini. Kendini geçmişinden sıyırmış insanla birlikte olmak en güzeli, en temizi.


6-Hiç kavga etmeyeceğini, ayrılmayacağını zannetmek: Öyle bir şey yok arkadaşlar. ''Hiç ayrılmayalım kıpss :))'' diye başlar, ''Seninle birlikte olmaya başladığım günün ben taa mk'' diye biten ilişki gördüm ben. Gerçi ilişkilerin %70'i de öyle bitiyor o da ayrı mesele. Ayrılmasanız bile elbet tartışacaksınız, kavga edeceksiniz. Çok kez araya mesafe koyup barışacaksınız. Tuz biber muhabbeti doğru yani. Birbirinin değerini anlaman için bunlar biçilmez kaftan zaten. Her kavgada da gidip ''Allaaah bu sefer kesin bitti'' diye kafanızı fondüye gömmeyin tabii.


7-En ufak pürüz çıkınca ''ayrıldık' diye sapıtmak: Adam sevgilisiyle tartışıyor, aynı akşam mekana gidilip ''VEFAN YOKMUŞ BE SEVGİLİ.mp3'' eşliğinde kopuyor, önüne gelene asılıyor, dansözün göğsüne paralar, kafaya kravat bağlamalar, içmeler, kusmalar falan... Üstüne bir güzel de kızın arkasından atıp tutuyor. Ertesi gün gidip kızla barışıyor. E hani ayrılmıştın abi? Bunun türkçesi sıçtığını sıvamak çok afedersin. Şimdi o kızın kulağına gitmez mi o söylediklerin? İşte bunlar hep ''hemen gaza gelmek''.

17 Ocak 2014 Cuma

Biraz Mutluluk, Biraz Teşekkür

Epey oldu yazmayalı. Güzel haberler alınca, hayatımdaki çoğu şey yolunda gitmeye başlayınca geri geldim. Yine buraya sığındım, içimi dökmeden rahat edemedim. :)

Yaklaşık 2 aydır kardiyoloji-göğüs hastalıkları-enfeksiyon üçlüsünden oluşan, toplam 5 staj barındıran 4. sınıfın en zor 2. stajını alıyordum.Oldukça yoğundu. Her sabah 8.30'da hasta başı, hastaneden en erken 4-5 gibi çıkabilmek, her hafta hasta dosyaları vesaire... Bir taraftan yürüttüğüm çevirmenliği ve sağa sola yazdığım yazıları da bırakmayınca bir ara nefes aldığımı bile unutma aşamasına geldim. Sürekli ayaktaydım, hafta içleri 3-4, hafta sonları maximum 7-8 saat uyuyabildim. Gözümü daldırıp saatlerce tavanla bakışamadım, oturup boş boş kendimi dinleyemedim. Sürekli meşguliyet, sürekli dolu bir kafa, stres, gerginlik derken sınav yaklaştıkça tükendiğimi hissediyordum.

Çoğunuz twitter hesabımı takip ediyorsunuz. Aslında normal bir okul stajıydı ama iş de eklenince, ve eve kapanmayı, asosyal olmayı sevmeyen biri olduğum için; aman dizilerden eksik kalmayayım, aman spor da yapayım, yok şu yok bu derken oldukça bunaldım. Çok kişiyi de bunaltmışımdır eminim :)

Bugun 1 hafta oldu İstanbul'a geleli. Kendimle yüzleşiyorum sınavdan çıktığımdan beri. Eğer bu stajdan kalsaydım, ek işlerimi, hayatımdaki diğer zaman alan şeyleri gözden geçirecek ve çeki düzen verecektim. Fakat 90'la geçtim stajı. Geçmeyi bir kenara bırakırsak, kendim için adeta bir ütopya olan bir notla geçtim. Ve anladım ki bu işin asıl püf noktası düzenli olmak. Size klişe gelebilir ama hayatınızı planlarsanız, bir gün 24 saat olmaktan çıkıyor ve her saati verimli bir şekilde değerlendirebiliyorsunuz. Şimdi sadece bir staj geçtim diye sanki Tus'u kazanmışım gibi mutlu olmam garip gelebilir ama hayatımdaki en önemli dönüm noktalarından birini başarıyla atlattığım, işi bırakıp hayatımın %100'ünü okulla doldurma kararından döndüğüm için inanılmaz mutluyum. Bu düzen ne kadar giderse böyle götürmeyi planlıyorum.

Sınav zamanında twitter'a oldukça açtım kendimi. İnsanlar bayağı bayağı hayatımın içine girmeye başladı. Sınavım var diye gece bana dua edenler, başarırsın sen diyerek yüreklendirmeye çalışanlar, mail hesabıma gelen onlarca güzel söz, mail beni acayip mutlu etti ve güçlendirdi. Küçücük kızlar, liseli öğrenciler idolümüzsün dediler, dönüp baktım kendime, galiba ben güzel bir yol çizmişim dedim. Takdir edilmek beni inanılmaz yüreklendirdi. Arkama binlerce kişinin desteğini alarak yaptım ne yaptıysam. Ve iyi ki dedim açmışım bu hesabı. Hayatımda görmediğim, belki de hiçbir zaman göremeyeceğim kişilerin sözlerinin bu kadar işe yarayacağını tahmin bile edemezdim.

Sözün özü, bana destek olan, dualarını esirgemeyen, ayrıca mesleğime, bilgime güvenip bana sırlarını, hastalıklarını anlatan insanlara binlerce kez teşekkür ederim. İleride güzel bir işi yapıyor olacağımın kanıtı oldunuz şimdiden. Tanıdığım insanların yanına sizin de desteğinizi ekleyerek kalan 2,5 yılı başarılarla doldurarak bitirmek ve kalifiye bir doktor olmak dileğiyle... İyi ki varsınız!