30 Temmuz 2014 Çarşamba

İtalya Notları Part. 3: Floransa

İtalya'da 3. günümüz ve Padova'dan otobüsle Floransa'ya doğru yol alıyoruz. Floransa için gidip görmüş olan herkes ''en güzel şehirdir, kesinlikle underrated'' dediği için bendeki beklenti aşırı yükselmiş durumda. Floransa'yla birlikte İtalya'nın Toscana Bölgesi'ne giriş yapmış bulunuyoruz.

Ulaşım:

Bildiğim kadarıyla bizden Floransa'ya direkt uçuş yok, Roma veya Milano aktarmalı gitmek gerekiyor.


Floransa'ya ayak basar basmaz İngilizlerin ''rains like cats and dogs'' diye ifade ettiği bir yağmur başlıyor. Otobüsten inince Bangladeşlilerden Çin malı şemsiyeye 5 euro veriyorum ve aceleden pazarlık da yapamıyorum, içime öküz oturuyor, dakika 1 gol 1.

Ne yenir-içilir? :

Bi yemek yiyelim, o sırada da yağmur diner diyerek Rubaconte'nin yolunu tutuyoruz. Oldukça şirin ve nezih bir restoran. Floransa'nın biftekleri çok meşhur. Burada da 2 kilogram et ve 1 şişe şaraptan oluşan menüyü 30-40 euro civarı fiyata yiyebilirsiniz fakat ben tercihimi etten değil, pizza ve makarna çeşitlerinden yana kullandım. Porcini mantarlı tagliatelle ve sucuklu-mantarlı pizza denedik. İtalya'da makarnalar ''al dente'' dediğimiz usuldedir, yani az pişmiş ve diridir. Buna kendinizi önceden hazırlayın. Pizza da makarna da oldukça lezizdi, Rubaconte'yi mutlaka tavsiye ediyorum!




Floransa'da güzel bir tiramisu yemek için: Cafe Gilli'nin yolunu tutun. İyisinden 1 adet tiramisu 10 euro. Burası şehrin en popüler mekanlarından.

Tabii ki gelmişken dondurma yemeden de olmaz. Özellikle gidin şurada yiyin demeye gerek yok, genelde hepsi birbirine benzer. Biz ''Homemade Gelato'' adlı bir yerden aldık. Floransa'da dondurmaları 2 topa kadar küçük külahlarda, 2 toptan sonrasını kocaman külahlarda veriyorlar. Kocaman dediğim bayağı boğa boynuzu gibi bir şey. Biz görüntüsü yüzünden gaza gelip Nutellalı dondurma aldığımızı zannettik ama meğersem soğutulmuş nutella almışız. Abartısız söylüyorum yarım kavanoz nutella yedik resmen, midem cayır cayır yandı, döne dolana yalak aradım. Mutlaka yanına başka bir çeşit katın, benim yaptığım kekoluğu yapmayın.



İtalya'nın en güzeli olduğu söylenen Hard Rock Cafe de Floransa'da mevcut.



Diğer bir tavsiyem, İtalyan birası deneyin! Moretti veya Peroni bulursunuz mekanlarda. Moretti'nin içimi daha yumuşaktır ve 66lık dev şişesinde gelir genelde. Ben Peroni'yi daha çok sevdim. Sokak arası restoranlardan birinde günün yorgunluğunu bira tokuşturarak atıyoruz. Bu arada İtalya'da zeytin üretimi aşmış haldedir ama kahvaltıda falan göremezsiniz. Böyle içki veya yemek öncesi aperitif olarak tüketiyorlar. O kocaman yeşil zeytinler oldukça lezizdi.


Bunların dışında söyleyebileceğim tek şey, şarap şarap ve şarap! Şarabın en ucuz olduğu memleketlerden birisi İtalya. Toscana bölgesine giriş yaptığınıza göre güzel üzümlere, keskin kokulara, kekremsi tatlara yavaştan alışmaya başlayın. Sen durma koy saki içicez diyin, için. Şehrin sokaklarını kafanız hafif meşrep gezin. En meşhur şarap da Chianti şarabı, özellikle 2010 olanını bulursanız voleyi vurursunuz.

Biz yağmurdan dolayı gezmeye başlamadan önce kendimizi yemeğe verdiğimiz için yazıya yeme içme ile başlamış oldum. Şimdi gelelim nereleri gezmeniz gerektiğine.

Nereler Görülmeli? :


-Floransa tam bir müzeler şehri. Başta Uffizi(Boticalli'nin Venüs'ün Doğuşu isimli eseri burada sergileniyor) ve Academia Müzesi olmak üzere müzelerin çoğuna girmeye çalışın. (ben müze gezmektense sokaklarda kaybolmayı tercih ettiğim için çok da fazla girmedim, tercihinize kalmış)

-Santa Maria del Fiore (Floransa Katedrali/Duomo) 

-Mercato Nuovo(Yeni Pazar)'nun önündeki domuz heykeli

-Dante'nin Evi

-Palazzo Pitti

-Piazzale Michelangelo (buraya mutlaka çıkın ve şehrin panoramik fotoğraflarını çekin)

-Çan Kulesi (çıkıp Floransa'ya bir de tepeden bakın)

-Signoria Meydanı ve heykeller (Davut heykeli gerçek değil)
-Vaftizhane (altın kapısını mutlaka görün)

-Medici Şapeli

-Santa Croce Bazilikası

-Ponte Vecchio (Arno Nehri üzerinde yer alan, kuyumcular, dükkanlarla dolu bir köprü)










  
Floransa sokaklarında bunun gibi pek çok sokak sanatçısı, güzel müzik yapan insanlar, yerlere resim yapan insanlar görebilirsiniz. Fotoğrafta görmüş olduğunuz adam sabah resme bir başladı, bu fotoğrafı akşam 9 sularında çektik. Ne kadar alın teri döktüğünü fotoğraftan anlayabilirsiniz. Biz bu reprodüksiyona bayıldık!

Ne alınır? :

-Floransa'nın deri işçiliği meşhurdur. Sokakları da yepyeni derilerin kokusuyla sarılmıştır. Hani ayakkabıcı dükkanına girdiğinizde gelir ya, aynı o koku. Kendinize çok güzel çantalar, el yapımı deri kaplı defterler, ayakkabılar alabilirsiniz.

-Toscana bölgesine artık giriş yaptınız! Nefis Toscana şaraplarından en az 1 şişe edinmelisiniz.

-Nihayetınde Rönesans'ın izlerini taşıyan bir şehir olduğu için sokak satıcılarında, dükkanlarda eşsiz güzellikte sanat eserleri, tablolar, küçük heykeller, seramikler bulabilirsiniz.

-Ponte Vecchio üzerindeki kuyumculardan şık hediyelik eşyalar alabilirsiniz.

-Pek çok lüks mağazanın şubeleri Floransa'da mevcut fakat alışveriş işini -eğer geçecekseniz- Milano'ya bırakın derim.

-Kırtasiyeye meraklıysanız Via dei Tavolini'de bulunan Il Papiro'dan papirüs, kalem, silgi, zarf hatta iskambil kağıdı gibi çok orijinal şeyler bulabilirsiniz.

Gece Hayatı:

Floransa'nın geceleri İtalya'nın geneline nazaran biraz daha hareketli. Bir şeyler içip güzel müzik dinleyebileceğiniz restoranlar olduğu gibi, sabaha kadar eğlenebileceğiniz gece kulüpleri de mevcut.

Michelangelo Tepesi'ne aşıklar geceleri çıkıp manzarayı seyrederlermiş. Bu da değişik bir alternatif.

Yab Glamour Club, Mayday Club, Volume, Trip per Tre, Fiesta gibi pek çok popüler gece kulübü bulabilirsiniz.

Floransa notları da böyleydi. Bir sonraki yazıda Toscana'nın diğer bir şehri olan Pisa ve Roma tüyolarıyla görüşmek üzere!


1 yorum:

  1. Kahve konulu bir yazı yazar mısın acaba ? Kahve makineni filan çok merak ediyorum :)

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;