15 Aralık 2013 Pazar

Zamanı Verimli Kullanma Hadisesi

Twitter'da, iş yaparken, dersteyken, yemek yerken vesaire oldukça aktifim görüyorsunuzdur. Durum bu olunca ''hacı sen ne ara uyuyon?'' soruları kaçınılmaz oldu. Üniversiteye hazırlanan gençlerden ''uyku nasıl kaçırılır? nasıl verimli ders çalışılır?'' gibi sorular almaya başladım.

Ben de herkese ayrı ayrı bin beş yüz kere cevap vermektense topluca bir yazı yazayım, hem zamanı etkin kullanma hem de verimli ders çalışma hadisesine değineyim dedim.

Öncelikle hem okulun hem işin arasında sıkışıp sakın eve kapanıp asosyal takıldığımı düşünmeyin. Geri kaldığım çok bir şey yok. Şimdi şunu yaptım bunu yaptım diye kendimi gazlamayayım, zaten tüm bunları twitlerimi okuyan ve instagramımı takip edenler anlamıştır çoktan.

Tıp fakültesinde 1 ay sonra 3,5 yılı devirmiş olacağım. Hayatımda bütünleme, sınıf tekrarı vesaire görmedim. Nazar değmesin. Yani bu işleri yaparken kesinlikle asıl mesleğim olacak olan doktorluğa zarar vermiyorum.

Durum buyken, etkin şekilde ders çalışma yollarını anlatayım size dedim. Öncelikle en büyük sorun uyku. Ben uykudan biraz ödün vermeyi tercih ettim. Hafta içleri daha az uyuyup, haftasonları artırıp kendime borçlarımı ödeyerek hayatımı sürdürüyorum. Ama zaten bomboş olsam bile uyumayı çok seven bir insan değilim. 10 saatten fazla uyursam kafam karışır, mala bağlarım. Bu da benim doğuştan avantajım diyelim :) Cidden çok kahve tüketiyorum, sudan çok kahve içtiğim oluyor. Tolerans geliştirdim sanırım kafeine, uykumu açmıyor artık pek. Yeşil elma da yiyebilirsiniz, uykuyu açar, yabana atmayın. Ama sakın kolayla kahveyi karıştırmak, redbull içmek gibi hareketler yapmayın. Kolayı ve enerji içeceklerini ağzıma sürmem ben hayatta. Suni, işlenmiş şeyler hepsi. Mümkün olmadıkça nescafe de içmem. Kendi makinemde filtre kahve yapıp sütsüz şekersiz içerim. Şekeri kesinlikle önermem de, sütü de kesseniz kalori ve kahvenin işe yaraması açısından daha iyi olur haberiniz olsun.

Zamanım çok olmadığı için ders çalıştığım her anı verimli kullanmam gerekiyor. Bunun püf noktalarını anlatayım size:

-Kendinize kurallar koymayın. 1 saat çalışıcam, 15 dk dinlenicem gibi kalıplara uymaya çalışmayın. Oturun, sıkılınca bırakın, ama bırakınca masada durmayın, kalkın gezin ki dolaşımınız harekete geçsin, beyninize daha çok kan gitsin.

-Ben ders çalışırken genelde sakız çiğnerim. Öyle cak cak dikkatimi dağıtacak kadar değil ama, ağzım meşgul olur ya sakızla, ya fındık fıstıkla falan. Bu da beyne giden kan akımı artırır.

-Müzikle çalışmayın. Klasik müzik dinleyin klişeleri var, denedim ama sevmeme rağmen uzun vadede beynimi ütüledi benim. Masanın üstünde baygınlık geçirdim adeta. Çalışmaya ara verince takın müziği, gözlerinizi kapatın, 3 dakikada nasıl kafanız dağılacak, nasıl resetleneceksiniz bakın görün.

-Kendinize hedef koymadan masaya oturmayın. Koymadığınız zaman bırakmanız daha kolay olur, kendinizi zorlamayamazsınız. Atıyorum ''150 sayfa okuyacağım'', ''4 sunum bitireceğim'' gibi. Bunlar motivasyonu artıran şeyler.

-Şahsen işlerimi internet üzerinden mail olarak aldığım ve ailemden uzak yaşadığım için telefonumu asla kapatmam, sessize mümkün olmadıkça almam, internetim, bildirimlerim hep açıktır. Zaman zaman telefon dikkat dağıtıyor evet ama, telefonu alıp başka odaya koyunca da onda aklınızın kalma ihtimali var. Masada duran telefonla başa çıkabilmeyi öğrenin.

-Ara verdiğiniz zamanlarda sevdiğiniz, sizi rahatlatan kişilerle konuşun. Ben annemi veya babamı ararım mesela hep. ''çalışmaktan sıkıldım'' dediğim an ''sen her türlü halledersin'' temasında cümleler kuruyorlar, bu kendime güvenimi ve motivasyonumu arıtıyor.

-Çalışırken abur cubura çok kaçmayın. Fındık, fıstık, ceviz veya meyve yiyin. Ben su içmekte çok zorlanıyorum ama mutlaka bol su için. Hatta her daraldığınız anda suyu dikleyin kafaya. Ancak bu yöntemle içtiğim suyu günde 1,5 litreye çıkarabiliyorum ben. Psikolojik olarak da arınıyormuşsunuz, siniri stresi atıyormuşsunuz gibi geliyor.

-Kendinize güzel bir çalışma ortamı yaratın. Mesela ben kahvemi, suyumu falan almadan hayatta masaya oturmam. Zırt pırt kalkıp dönmekten nefret ederim. Ayrıca sürekli aynı yerde de çalışmam. Odamda, mutfakta, salonda, starbucksta, arkadaşımın evinde derken pek çok çalışma ortamım var. Kısacası seferiyim yani :)

Benim aklıma gelenler bunlar. Bilimsel şeyler falan değil hiçbiri, işin uzmanı da değilim. Ama tecrübelerime dayanarak belki birilerine yol gösterebilirim diye yazdım bunları. Tam da vize zamanına denk geldi, iyi oldu diye düşünüyorum. Herkese yaptığı işte, çalıştığı derste, okuduğu okulda çok çok başarılar :)


11 Aralık 2013 Çarşamba

Öğrenciyi Öğrenci Yapan 12 Özellik

1- Sabah kalkıp çalışırım: Gece uyku bastırmıştır, sıçtın mavisini çoktan görmüştür, büyük umutlarla alarmı 1 saat erkene kurup yatar. Sabah alarm çaldığında ise '' daha 1 saat var lan yat yat'' diyip yorganla sevişmeye devam eder.

2- Mutfakta sınırsız yaratıcılık: 1 paket çubuk makarnadan sayısız çeşit yemek yapar, evde 2 yumurtanın içine koymadığı bir bulaşık süngeri kalır.

3- Ona küçük sürprizler yapın (YAPAMADI): Aylar sonra evine gidecekken, habersiz gideyim de şaşırsınlar diyip kapıda kalır. Her akşam evde mandalina soyup dizi izleyen anne babanın o akşam akrabaya gidesi tutmuştur.

4- Maksat zengin gözüksün: Bim'den Jucy meyve suyunu alır, sürahiye koyar, ''Cappy karışık'' havası vererek gelen misafire gururla iteler.

5-Yedi=Kutsal rakam: Her ayın 7'sinde burslar yatar, o gün en kralından yemek yer, sinemaya gider, D&R'ı kaldırır, bir sonraki ayın 7'sine kadar simit yer.

6-Her sınav sonrası radikal(!) kararlar: Finallerde sıçıp sıvadıktan sonra ''abi önümüzdeki dönem her derse gidicem, not tutucam'' diyip o dönem gelince de yakın arkadaşa imza atsın diye yol yapar.

7-Alayım da dursun: Çalışmayacağını bile bile tüm notları çektirir, sınıfın çalışkanının notlarını çektirir, çıkmış soruları çektirir. Çektirir de çektirir. Cüzdanın yarısını fotokopicide bırakır. Sonra notları nereye koyduğunu bile hatırlamaz. Notları tamamlamak, dersi geçmenin en önemli aşamasıdır.

8-Hoca taktı: O dersi geçmek onun hakkıdır. Zaten üniversite yata yata geçilen yerdir. Geçemiyorsa mutlaka hoca takmıştır, öğrencide hiçbir zaman kusur yoktur.

9-Alarm vesvesesi: Hafta içi alarmla tüm mahalleyi uyandırır, kendi uyanamaz. Uyku için her şeyini feda edecektir. Sonra o alarmı hafta sonu açık unutur ve cumartesi sabahı apartmanın kapıcısından bile erken kalkar.

10-Eğitimi sorgulamak: ''Bu benim hayatta ne işime yarayacak?'' diye lüzumsuz gördüğü her bilgiye bok atar. Hoca amfide ''et pişirme teknikleri'' anlatmadığı sürece anlattığı her şey ölümüne gereksizdir.

11-Kombi=son çare: Doğal gaz faturası girmesin diye ancak 8. battaniyeden sonra üşürse ''belki'' kombiyi yakar.

12-Baba evine gitmek=kıtlıktan çıkmak: Öğrenci evinde makarna ve menemen yemekten kusma seviyesine gelip, gurbetten evine gittiği gün anne yemeklerinden midesine 8 ay yetecek kadar yer, yatana kadar yer. Üstüne tatlı yer, onun üstüne meyve yer yine de doymaz.