29 Ocak 2013 Salı

Mektubumu Buldun mu? Buldum

Her eve geldiğimde odamı bir karıştırırım. Atmaya kıyamayıp sakladığım şeylere bakarım, kendi çapımda nostalji yaparım hüzünlenirim falan. Bugün, 6 yaşındayken babama yazdığım mektubu buldum. Okuma yazmayı 5 yaşında sökmüştüm. Daha okula başlamamış veledin mektubunu bir düşünün:)
Meğersem aynı konseptte bir sürü mektup yazmışım. Yazıp yazıp masaya atıp kaçarmışım. Okuyunca epey güldüm. Garip de oldum biraz. Instagramda like patlaması yaşayan mektup şu şekilde:



Dövme falan da yok he ortada. 20 yaşıma geldim babamdan bir fiske bile yemedim çok şükür. Hep arkadaş gibi olduk biz. Şakasına popoya şaplak atarsın ya, ben bile çocuk severken öyle yaparım, babam da el şakası yapmış bildiğin. Ama ben nasıl abartmışım, böyle bir duygu sömürüsü yok lan. O zaman bile tipik Türk kızıymışım. Gurur duydum!

Senenin 8 ayını dışarda geçiriyorum. Şu an İstanbul'dayım, nerdesin saat kaç oldu bilmem ne diye darlayınca arada içerliyorum babama. Ama okul başlayıp Samsun'a döndüğüm an deli gibi özlüyorum babamı. Annenin yine yarısı var sayılır orda, teyzem falan. Ama baban yerine koyabileceğin kimse yok. Bunu çamaşır makinesi bozulduğunda, ampul patladığında, sigorta bile attığında hissediyorsun. Belki giriş çıkış saatine karışan kimse yok ama babam yanımda olsun da, varsın karışsın diyorum içimden.

Bazen nasıl istiyor canım, bi sarılsam da yanaklarını mıncırsam diye. Hep arkadaşım gibidir o benim. Her sıkıntımı anlatıbilirim ona. Birlikte maç seyrederiz, yorum yaparız falan. Zamanında çok erkek çocuk istemiş ama pek yokluğunu hissetmiyordur herhalde. Eheh:)

Bebişim ya bi de evet'i işaretlemiş her seferinde. Ben olsam arada kıllığına hayır işaretlerdim. Ama bi kez daha anladım babamı çook seviyorum. Mektubu okur okumaz da gittim sıkı sıkı sarıldım. Bunu her zaman yapamıyorum, bulmuşken kaçırmayayım dedim. Siz babanızla aynı evde kalıyorsanız, gidin sımsıkı sarılın ona. Bir de unutmayın, şimdi Pollyanna falan diyebilirsiniz ama, yaptıklarınıza karışıyorsa, eve girme çıkma konusunda müdahale ediyorsa inanın sizi çok sevdiğinden, gözü gibi sakındığından:)



19 Ocak 2013 Cumartesi

Ben Geldim vol.18235

Ben geldim! Yalnız fark ettim de son bilmem kaç yazım hep ''ben geldim ben gittim SA AS AEO'' şeklinde ahah. Ancak zaman buluyorum ya. Sınavlar yeni bitti, tam akşamında zırt diye uçtum geldim evime. 2,5 ay olmuştu. Uzuunca bir ara vermiştik. Özlemişim herkesi, her şeyi.

Mailler falan geliyor, twitter'dan dürtenler oluyor ''niye az yazıyorsun bu kadar'' diye. Aslında sınav haftalarında bile bilgisayarın başında oldukça vakit geçiriyorum. Hem çeviriler, hem de ara sıra 1-2 bölüm dizi atarken. Ama Allah sizi inandırsın klavyeye basmaktan tiksinebiliyorum bazen. Ellerimin nasır tuttuğu oluyor diyeyim gerisini siz hesap edin.

Tatil de 15 güncük. Son 20-25 gündür aralıksız ders çalıştığımı hesaba katarsak sanki bir haftasonu tatiliymişçesine kısa geliyor. Milletinki en az 1 ay. Ananu satayum bu nebçim okul:(

Yine her zamanki gibi onu bunu gör, iki üç sezon dizi izle derken bitecek, hurraa yine okula. Zaten tatilde olsam da freelance mağduru olmaktan kurtulamadım. Alt yazı çeviriyorum bu ara. İzlemediğim dizilerinkiler geliyor lan şansa hep. Bilmediğin diziyi tekrar tekrar izle işin yoksa. Bu gidişle bir ''nazo82''olucam çıkıcam ahahah. Ama dizinin sonuna nickimi yazıyorum sadece o kadar. Yok e mailmiş, twitter adresiymiş apaçilikler yapmıyorum. Millet yakında telefonunu verecek lan dizi çeviriyor diye. Nickimi de kimse bilmiyor. Bende saklı. Sormayın söylemem. Sonra uğraş milletin şurayı niye şöyle yaptın, bunun alt yazısı niye gecikti dırdırıyla. Oldu annem.

Anlatacağım çok da bir şey yok valla. Tatil bitince elimde bol bol malzeme olur. Ne zamandır nerelerdesin dediniz diye bir görüneyim dedim. Öpcükler hepinize!