4 Ekim 2013 Cuma

Kışı Sevmeli mi? Nefret mi Etmeli?

Bu yıl da başka yollara düşmeden kazasız belasız ekime geldik çok şükür. Kış da kendini epey erken hissettirdi. Yazıya başlamadan söyleyeyim; nefret etmeli kısmı bende daha ağır basıyor. Ama sevilmeyecek yanları da yok değil keratanın. Başlıyoruz!

Neden Sevmeli?

1-Kış demek, evde daha çok vakit geçirmek demek. Beni bilen bilir. Çanağım yerinde durmaz. Aynı gün içinde 2 kere kıta değiştirdiğimi bilirim. Gezmek tozmak için ölürüm. Ne uykusuzluk, ne yorgunluk buna mani olamaz; soğuk hariç. Hava soğuk olunca kitabı diziyi alıp, yatak döşek eve gömülmenin, saatlerce tavanla bakışmanın keyfi ayrı oluyor. 

2-Eğer sevgiliniz varsa kış daha da bi güzel. Dilediğiniz gibi sarılır edersiniz. Ele ele tutuşup gezmek daha bir anlamlı hale gelir. Çantaya hırkayı attığınız halde adamların montlarına çöreklenmeyin ama. Yazık yahu.

3-Eğer işiniz gücünüz yoksa yatak daha da bir tatlı hale gelir. Yorgana çift lavaş Adana gibi sarılıp döne döne uyursunuz. 

4-Kaloriferler yandığından çamaşır kurutmak kolaylaşır. (Ev kızı alerted, becerikli hatun arayanlar eqlesin)

5-Çay kahve daha da güzel bir hal alır. Şahsen çaydan da kahveden de yaz kış vazgeçemesem de, yazın o çayı içerken ''bunun harareti aldığını iddia edeni Allah kahretsin'' diye söylenmekten zevk alamaz hale geliyorum. Hem ısınıp hem çaylanmak güzel şey.

6-Yağmur. Altında ıslanması, yürümesi, şemsiye taşıtması pek hoş değil ama sesi güzel, sonrasında şehrin kokusu ayrı güzel. Ama romantizm yapıcaz diye yağmur altında leş gibi öpüşmeyin nolursunuz. Zaten yolda bir an önce kapalı bir yer bulsak diye yardırıyoruz, ortalık karışık bir durun allahınızı severseniz.

7-Yaz kış neredeyse kaynar suyla banyo yapan, 1 metrelik saçlarını sıcak sıcak kurutmazsa rahat edemeyen biri olduğum için yazın epey zorluk çekiyorum bu işleri yaparken. Ama kışın öyle mi? Mis gibi su dökünüyoruz sıcak sıcak. Utanmasam tüm vücudu kurutma makinesiyle kurutucam.

8-Giyinmek daha kolay bir hal alıyor. Bazen montu hiç çıkarmıyoruz bile. İçine anneannemin sandığından çıkma dantelli kazağımı bile giysem üzerinde mont var, kime ne? Sütyen giymeyen güruhu da bunun içine katabiliriz pek tabii. Erkekler, siz bu maddeyi okumadınız sayın.

9-Bu madde erkeklere geliyor: Yazın evinde duramayan adamlar, kışın ''bize gelsene film izleriz sonra da sarılarak uyuruz'' sezonunu açıyor. Hanım kızlarımızın pek çoğu da iki battaniye bir dvd'ye kanıyor. Sarılacak uyuyacakmış bi de. Yav he he ya he.

10-En güzel kısmına geldim: salep, kestane, turunçgiller, sıcacık çorba mevsimi açılıyor. Soğuk çorba diye az kakalamıyorlar ayranları yaz aylarında. Soğuk çorba ne lan? Gavur adetleri bunlar hep. Çorba sıcak olacak, yemek borusunu yaka yaka inecek aşağı. 

Neden nefret etmeli?

1-Bir tıp mensubu olarak ilk değinmek istediğim şey; KLOZET ÇOK SOĞUK OLUYOR. Kış mevsimi resmen boşaltım faaliyetlerini baltalıyor. İtiraf edin çoğunuz ''hadi bitse de gitsek'' diye söylene söylene kalıyorsunuz tuvalette.

2-Çoğu mekanda musluk suları buz gibi oluyor. Şöyle ağız tadıyla kütür kütür el yıkayamıyoruz. Titreye titreye bir hal oluyoruz.

3-Özellikle şu günlerde giyim kuşam büyük sıkıntı oluyor. Daha deri ceket, ne bileyim bir trençkot giyemeden paltoya geçtik arkadaş. 

4-UGG'lar piyasaya çıkıyor. Kısa boylu kızlar çizmeleri değil, çizmeler kısa boylu kızları giymeye başlıyor.

5-Mekanda üzerine kan kırmızısı şal atan erkekler beni derinden yaralıyor :(

6-Çantada sürekli şemsiye taşımak, ıslak şemsiyeyi sokacak yer bulamamak derdi baş gösteriyor. Hadi bizim çanta şansımız var da erkeklere acayip acıyorum bu hususta.

7-Mekan önleri maç çıkışı gibi oluyor. Olay var zannedip bi bakayım diyorsun, meğersem tütünlenme faaliyeti varmış. Sigara içenlere büyük eziyet. Sigaralarını rüzgar içiyor hatta direkt. 

8-Grip, farenjit, soğuk algınlığı mevsimi başlıyor. Paket paket mendiller, nurofen'ler, 1000'lik augmentinler piyasaya çıkıyor. 

9-Hava almak zorlaşıyor. Şahsen temiz hava yürüyüşünü salona tercih edenlerdenim. Ama bu havada pek mümkün değil elbette. Cam pencere açınca millet dövecek gibi baktığı için bulunduğumuz ortamı da havalandıramıyoruz doğru düzgün.

10-Uyanmak, yataktan çıkmak zorlaşıyor. ''Olm bu ne soğuk lan'' sorgulamaları eşliğinde halıyla bakışmalar başlıyor.

11-En önemlisi, en vurucusu, en berbatı: DOĞAL GAZ FATURASI KABARIYOR.

Böyleyken böyle. Şahsen ne kış ne yaz insanıyım. Hava, üşütmeyecek, terletmeyecek, hırkayı giyip üstüne bi şal alıp gezilecek kıvamda olursa benden mutlusu yok. İlerleyen günlerde bu konuda Mikail'e bir dilekçe yazmayı planlıyorum. (ÇARPILDI)

4 yorum:

  1. Nasıl işten nasıl güzel yazmışsın :) Hepimiz böyleyizdir muhtemelen ama beni anlatmışsın sanki dostum!:)

    YanıtlaSil
  2. ahahaha çok güzel anlatmışsın.galiba ben böyle bildiğin yaz insanıyım...

    YanıtlaSil
  3. Sevmeme sebepleri için daha çok 'hay ağzına sağlık'

    YanıtlaSil
  4. heh işte ben de hep bunu diyorum zaten. Kısa kollu giyecek kadar sıcak ama terletmeyecek kadar serin olmalı. Şimdi iki mektup yazıp da dilek kirliliği yaratmayalım sen benimkini de ekleyiversen olmaz mı :)
    Evet ben de o kışı pek sevmeyenlerdenim. (haftasonu evde otururken kahve eşliğinde kar yağmasını izlemediğim sürece ki bu da 5 senede 1 denk geliyor. genelde işe gidiyor oluyorum o kar yağarken)

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;