20 Ekim 2013 Pazar

Geldim Gidiyorum vol.584930

Yine geldim yine gidiyorum çucuklar. Fark ettim ki sürekli git gel olmuş hayatım. Bazen acayip yorgun hissediyorum. İki yere de aitmişim gibi gelmiyor. Oku oku oku, İstanbul'a gel önce bi aile kahvaltısı, sonra at kendini sokağa, rutin görülecek insanları gör, yeni yerler varsa keşif yap, Moda'da denizi kokla, Cevo'da(ceviz ağacı) demleme çayın dibine vur, Bağdat Caddesi turu at, Karaköy'e kendini salıp kahve iç derken bu şekilde bir İstanbul ritüelim oluşmuş durumda.

Her geldiğimde aynı şeyleri yapmaktan sıkılmadım desem yalan olur açıkçası. Ama şunu söyleyebilirim ki yazdan beri en güzel İstanbul bu seferkiydi. Şehir her zamankine nazaran bomboştu. Buraya okumaya gelen ve çoğu görgüsüz, orasını burasını dağıtmış insanlar memleketine gitmişti, İstiklal'de tramvay yolunda fotoğraf çektiren şaşırmış güruhtan eser yoktu. İstanbul gerçek sahiplerine, bizlere kalmış gibiydi. 

En son sınavdan çıkıp uçağa bindiğim için 9 gün kitap kapağı açmamak fevkaladenin fevkinde oldu benim için. Dönüşte Radyoloji'de staj başı yapıcam inşallah. Yine hastane koşturmacası, maraton hali, ''kızın sen İNTÖR müsün'' diye soran teyzeler, ''bu çişle ilgili bi bölüm varmış nerde o'' diye sorarken aslında ürolojiyi kasteden amcalar vesaire vesaire. Ama onun zevki de bir başka. Artık kendimi okuyor değil de mesleğimi icra ediyor gibi hissediyorum hastaneye geçtiğimden beri. Her gün bin türlü insan görüyorum. Köylüsü, şehirlisi, mahkumu, tecavüzcüsü derken her kesimden insan var. Samsun, Karadeniz'in merkez şehri olduğu için hastalar sadece Samsun'la sınırlı kalmıyor. Çevre illerden de çok hasta geliyor. O yüzden hastane başlı başına kozmopolit bir oluşum halini almış durumda. 

Şimdi gidiyorum, ocak başına kadar yokum. Fark ettim ki orada da kendi yağımda kavrularak mutluyum. Oradaki sahiplenilme hissi burada yok. İnsanlar ağzının içine bakıyor. Büyük şehir nihayetinde ama elbette İstanbul'un onda biri değil. Bana göre hep küçük şehir oldu orası. Haliyle daha sıcak ilişkiler, insanlarla daha sık görüşme şansı, yolda yürürken bile önümü kesebilen akrabalar olarak geri dönüyor bu bana. 

İlginç bir 9 gün yaşadım burada. Enteresan şeyler oldu hayatımda. Ama misyonumuz her zaman arkaya bakmamak olduğundan bu süreçte yaşadığım her şeyi, her zaman yaptığım gibi burada bırakıp gidiyorum. Orada bambaşka, daha samimi, daha rahat bir hayatım var ve bu her seferinde beynime reset atıyormuşum, yenileniyormuşum hissi uyandırıyor bende. İstanbul'da olan İstanbul'da kalır diyorum, kafam bomboş, içim huzurlu, hafiflemiş bir şekilde gidiyorum. 2,5 ay sonra votkaleymın tekrar sokakların tozunu attırmaya gelecek, kendinize iyi bakın. :)

1 yorum:

  1. Iyi yolculuklar o zaman :) intör iyiymiş bu arada;)

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;