6 Eylül 2013 Cuma

Holiday's Over

İnsan denen yaratığı sürekli aynı yerde bırakamazsın. Ekmeğini, suyunu her şeyini önüne koysan bile hava bozar onu bir zaman sonra, tebdil-i mekan ister, ferahlık ister.

Haziran sonu geldim. 15 gün evden 3-4 kere çıkmış, sürekli ders çalışmış bir taraftan iş yetiştirmeye kalkmış bir kafayı Samsun'da bırakıp kaçtım evime. Evin kapısını, odamın penceresini kapattığımda huzur paçalarımdan akıyordu. Bileti aldım mı'lardan, kaç saatte gideriz'lerden uzaklaşarak; düşünmeden geldim. Bavullarım ilk defa bu kadar ağırdı ama onu bile hissetmiyordum. Çünkü ben hiç bu kadar hafif olmamıştım.

2,5 ay sürecekti tatilim. Bir taraftan çalışmaya devam edecektim. Serbest çalışıyordum. Freelance'dim. İşi kendim alır, kendim yapar, kendime patronluk taslardım. Dizi çeviriyordum. Geçici işti. Zevkliydi ama bilgisayar başındaki zamanım iki katına çıktı. Baktım 20 küsür dizi takip etmeye kalkıyorum, azaltarak bıraktım. Bıçak gibi kesmeyi gözüm yemedi.

İlk olarak iş hayatımı düzene soktum. Rutin istedim. Bağımsız olmak istemedim. İş görüşmeleri, tercüme büroları girdi hayatıma. Asıl mesleğim doktorluk olacak, belki hayatımda hiç iş görüşmesine bile gitmem diyorken kendimi mülakatlarda buldum.

Şimdi tek bir eksik vardı, tatil. Yani asıl tatil. Denizli olan. Gittim. 1 hafta kaçtım İstanbul'dan. Yüzdüm, güneşlendim. Bilgisayar bile açmadım. Dizi desen hiç izlemedim. Tatil dönüşü yeni işe başlayacaktım, kafa resetlemeye adadım kendimi.

İstanbul'a döndüm. Sonra imzalar vesaireler döndü ortalıkta. Ve düzenli bir iş hayatına sahip, kendine biraz daha fazla güvenen bir çevirmen oldum.

İşlerimi yaparken hiçbir zaman kendimden ödün vermedim. Hayatım boyunca 2-3 işi aynı anda yapmaya çalışarak yaşadım, yaşıyorum da. Şu 2,5 aylık tatilde spor da yaptım, piyano dersi de aldım, lansmanlara etkinliklere de katıldım, gezdim, neredeyse bütün arkadaşlarımı bir, bazılarını pek çok kez gördüm, dizi izledim, kitap okudum, bir yandan da çalıştım. Bunların yanına gönül işleri bile sıkıştırdım hatta. Bazen kendime soruyorum, bu seninki cidden tatil miydi, bu neydi bacım diye.

4.sınıf... Tıbbın en zor senesi belki de. Stajlarım başlıyor. Sabahtan akşama hastane, aralarda ders, sınavlar, sözlüler, vizitler vesaire vesaire... Artık stajyer de olsa doktoruz. Artık maket yok, hasta var. Çok zor olacak. Çok. Üstesinden gelebileceğime dair inancım sonsuz. Ama ilk 3 sene gibi her işe yetişmeye çalışma, hiçbir şeyden kendimi mahrum etmeme prensibimi koruyabilir miyim bilmiyorum.

Gezme tozma kısmına gelirsek... Checkinlerden anlaşılacağı üzere yerimde duramadım tatil boyunca. ''İstanbul'u sömürdün bee'' dediler, ''ay yeter artık okulun başlasın'' dediler :) Tamam lan gidiyoruz işte yarın. (Ekim'de yine geliyorum ama üzgünüm fjdksşfj)

Böyleyken böyle. Bana yeni okul yılımda, hastaların, hocaların karşısında başarılar dileyin. Dualarınızı eksik etmeyin. Hatta hakkınızı helal edin :) Öpüldünüz...



1 yorum:

  1. Yeni insanlarla bile tanıştın hatta :) ne de iyi ettin, mutlu ettin beni.. sana hayranlığı bir borç bilirim, sendeki çalışkanlık bende de vardı ama uçtu gitti, yoruldum diye mi bıktım diye mi bilmiyorum ama yeniden ihtiyacım var onu biliyorum.. Yeni işin de hayırlı olsun ayrıca, başarılar yeni öğretim hayatında, sen 4. sınıfı da on nümero bitirirsin .. Öperim :*

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;