15 Eylül 2013 Pazar

Çok Geç Bulup Çok Sevdiğim: Kalabalık Sofralar

3 sene öncesine kadar İstanbul'dan dışarı tatiller haricinde pek adımımı atmamıştım. Malumunuz, İstanbul kalabalık ama aslında çok yalnız bir şehir. Akrabalarla bayramdan bayrama görüşürsün, bazen koskoca Kadıköy'ün meydanında bile hiç tanıdık çıkmaz. Büyükşehir nihayetinde. İlişkiler pek sıcak değil.

Lakin Samsun öyle değil. Hatta Anadolu komple farklı. Samsun'da hem anne hem baba tarafından çok akrabam var. Teyze, hala, kuzenler, yengeler vesaire herkes burda. Haliyle gidip gelmeler, toplaşmalar, akraba günleri (!) oldukça sık oluyor. Genellikle ya dersle ya işle meşgul olduğumdan insanlara tek tek vakit ayıramıyorum. Toplu bi buluşma olursa, mutlaka götürülüyorum. İyi de oluyor, tek seferde herkesi görmüş oluyorum. 

Çocukluğumdan beri hani o coca cola reklamlarındaki, torunun dedeye kola koyduğu kalabalık sofralara pek oturamadım. Anneannem, dedem ben ortaokuldayken öldü. Öbür dedemi ve babaannemi hiç görmedim denebilir. İki dayım da öleli epey bir yıl oluyor. İstanbul'da pek akrabamız yok yani 1.derece. Anca annemin kuzenleri falan var. Uzak akraba yani. Onlarla da görüşmeler bir yere kadar oluyor.

Mesela bayramda seyranda koşa koşa elini öpeceğim bir dedem olamadı hiç. Hani işin parasında olduğumdan değil de ne demek istediğimi anlayın diye örnek veriyorum; ''bu bayram da acayip para topladım he'' diye millet birbirine hava atarken benim hasılat hep 1/3'ü kadar falan olurdu. 

Özetle kalabalığa, bir evde 7-8 kişi yatırmaya, bayramlarda misafir ağırlamaktan yorulan anne figürüne pek aşina değilim. Ama Samsun'a gelince kendimi bir anda akrabaların ortasında buldum. Şunu fark ettim, ne güzel şeymiş ya bu kan bağı denen hadise. 

Mesela kuzenlerimde kaldığım zaman annemlere haber verme ihtiyacı bile hissetmiyorum. Kuzenle ölmeye ölmeye ölmeye diye gitsek ona bile ses çıkarmazlar. Ailelerin birbirini tanıyor olmasının avantajı bu sanırım. Örneğin sen 10 gün bi arkadaşında kalsan kendini borçlu hissedersin, ama akrabada kalsan hissetmezsin. Öyle şeyler konu edilmez çünkü sülale içerisinde.  

Uzun lafın kısası, ben akrabalığın sıcaklığını, kalabalık sofraların zevkini 20'li yaşlarımda ancak tadabildim. Bunca yıl herkesten uzak, dağılmış bir şekilde yaşadığımıza, bayramdan bayrama görüşebildiğimize de üzüldüm. Siz siz olun arkadaşlığı akrabalığın önüne geçirmemeye çalışın. Aynı kanı taşıdığınız insanların kıymetini bilin. Beraber 10 kişilik sofraya oturduğunuz, aynı kaptan yemek yediğiniz insanları üzmeyin. Etrafınızdaki herkes; arkadaş, sevgili, hepsi bir gün sizi bırakabilir ama onlar kolay kolay bırakmazlar.

1 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş Ceren :) Ben de ne zaman kalabalık sofraya otursam aklıma Coca Cola reklamları gelir :) Biz yakınız aslında, herkes İzmir ve çevresinde ama bayramda seyranda anca öyle kalabalıklarda olabiliyoruz. Evden uzaktayken sıkılsam da, evi özlesem de akrabalarla geçen zamanın güzelliği de ayrı oluyor. Samimiyetsizlikten uzak, herkes senin kültürünle uyumlu. Ayrıca kuzen oratmını da çok severim.
    Bazen en yakının bile, akrabalar dahi, canını yakabiliyor, seni üzebiliyor ama bunlar nadir olaylar. Kıymeti bilinmesi gerekenleri üzmemeliyiz kesinlikle :)
    Hoşçakal! :)

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;