4 Mayıs 2013 Cumartesi

Şehir Dışı vs. Aile Yanı

Sürekli mailler alıyorum liseye giden arkadaşlardan. ''Şehir dışı x üniversitesi tutuyor, sence yazayım mı, yoksa sırf ailemin yanında olmak için istemediğim bölüme mi gideyim'' vesaire şeklinde. 3 yıldır Samsun'da eğitimimi sürdürüyorum. Artısını eksisini, tam da Lys'ye az vakit kalmışken yazayım, belki düşüncelerinizin şekillenmesine yardımcı olurum dedim.

Ben tıp istiyordum lisenin başlarından beri. Puanım Çapa'nın dişine de, Samsun'un tıbbına da rahat rahat yetiyordu. Bütün yaz ikisi arasında gidip geldim. Sonra idealimin peşinden gittim, okul bitince uzmanlığımı ait olduğum yerde, İstanbul'da yapma hedefiyle Samsun'u yazdım.

Avantajım da vardı, annem buralı olduğu için bütün akrabalarım Samsun'da. Yalnız değilim yani. En iyi arkadaşım teyzem hatta, her an yanımda, en büyük destekçim o. Çok iyi anlaşıyoruz. Allah bozmasın.

Neyse, önce şehir dışında okumanın olumsuz yanlarından bahsedeyim;

-Ne oraya aitsin, ne buraya gibi geliyor. Seferi gibi hissediyorsun. Mesela İstanbul'a gittin, çok güzel bir gardrop beğendin atıyorum, bunu alsam nasıl götürücem diye düşünüp kös kös bakıyorsun sadece. En çok alışverişte içine oturuyor bu durum.

-Hayatın bilet kovalamakla geçiyor. Gönül ister ki ''ilk uçakla İstanbul'a gidiyorum'' tribine girelim ama 300 lirayı bayılmadığın takdirde öyle bir dünya yok. Uçak biletini erken alayım ki ucuza gelsin diye sınav takvimi ile online bilet siteleri arasında ömür geçiyor.
Otobüs hep aynı fiyatlarda gerçi, ama o da benim için çok yorucu. 10 saat sürüyor gitmek. Kaldı kı okul yoğun olduğundan çok uzun zaman kalamıyorum, günün yarısını da yolda kaybetmek istemiyorum haliyle. Ama daha uzun tatillerde otobüs iyidir, zaten yorgunsundur, uyuya uyuya gelirsin.

-Özlüyorsun. İşte en önemlisi de bu. Arkadaşlarını, aileni, varsa sevgilini, herkesi özlemek zorundasın. Teyzem yanımda olduğu için annemin yerini yine yarım da olsa dolduruyor sayılır, ablayı da kuzenlerle falan hallediyoruz ama en çok babamın eksikliğini hissediyorum. Bazen, keşke evde olsa da akşamın 9'unda ''gecenin körü oldu nerdesin'' diye dürtse :)

-Evde bir aile düzeni yok. Çizgili pijamayla gezen bir baba yok, haliyle giren çıkan belli değil. Gecenin 12'sinde komşu gelebiliyor. Ya da çok içmiş ve eve dönemeyecek kuzenin çat diye kapıyı çalıp çamaşır suyu bulaşmış eşofmanınla seni basabiliyor.

-Annenin yemeğini özlüyorsun. Kendin yemek yapabiliyor da olsan, anne elinin tadı bir başka oluyor. O nedenle eve her gittiğinde tıka basa yiyip 2 kilo alıyorsun. Aman dikkat! :)

-Buradaki arkadaşlarınla oradakiler farklı olduğu için İstanbul'daki birine okulda yaşadığın bir şeyi kolay kolay anlatamıyorsun. Anlamayacak çünkü. Muhabbet az biraz eksik kalıyor.

-Telefonla konuşmaktan, skype yapmaktan gına geliyor. Ölümüm radyasyondan olacak ama hayırlısı...

Olumlu yanları;

-Özgürsün. Giriş çıkışlarına karışan yok. Ben çıkıyorum diyorsun bitiyor. Kaçta döneceğin pek dert değil. Ama şunu fark ettim, evde seni ''nerdesin bu saate kadar'' diye azarlamak için bekleyen bir baba olmadığında gezip tozmak bir süre sonra çekiciliğini kaybediyor. Ben mesela son 2 yılda akşamları evde dizi izlemeyi, kanepeye yayılmayı gece hayatına tercih eder hale geldim. Cumartesi geceleri zorla çıkarmasalar, tam bir emekli albay olacağım yakında. Sudoku çözeceğim bütün gün.

-Bol bol düşünmeye fırsatın oluyor. Sürekli özlem duyduğun için, insanlara karşı sergilediğin davranışları süzgeçten geçiriyorsun. İki günlük dünya kimseyi kırmaya değmez diyorsun. Kimseyle kolay kolay tartışamıyorsun. Çevrendekilerin kıymetini biliyorsun.

-Hep aynı şehirde olsan bir süre sonra unutabileceğin insanları, farklı şehirde olup özlediğin için ilişkiler dinç kalıyor. Twitter'a ''yirmisinde geliyorum laan'' yazıyorsun, whatsapp'a yirmi kişiden mesaj düşüyor. Mutlaka görüşelim diye. Hani hep orda olsan görüşmek falan yalan olacak bir süre sonra. Ama sen orada kalıcı olmadığın için insanlar sana özel fırsat yaratıyor ve bir şekilde görüşüyorsunuz. Dostluklar sağlamlaşıyor.

-Her gidişinde evde el üstünde tutuluyorsun. ''Almanya'dan abim gelmiş evde bir bayram havası'' geyiği yüzde bin beş yüz doğru. En güzel yemekler yapılıyor, odan tertemiz toplanmış, arkadaşlarını özlemiştir diye gezmene tozmana karışılmıyor.


Bizim okulun %80'i şehir dışındandır tahminimce. Samsunlu çok az. Onlar da ''off sıkıldım aileden artık, okul bitse de Tus'ta İstanbul yazsak'' diye saçmalıyorlar. İnsanoğlunun doğasında var işte bu. Bana sorsan okul bitse de ailemin yanına dönsem derim, adam aileyi başından savmak için ne yapacağını şaşırmış. Hepimiz sahip olamadığımızı elde etmek istiyoruz. Durumdan memnun olup çay koyan kimse yok.

Şimdi liseli arkadaşlar aile boyunduruğundan kurtulmak için saçma sapan yerleri yazmaya kalkacak, biliyorum. Ama sakın istemediğiniz bir yeri sırf gitmek için yazmayın, sakın. Üniversitenin ilk senesi ''Ohh eve de çıkarım, yemeğimi de yaparım, her gün parti veririm vuhuu kopuş'' diye geçiyor, 3'e 4'e doğru ''Bir başkadır benim memleketim!'' diye dövünmeye başlıyor herkes.

En güzel öğrencilik; renklilerle beyazları annenin ayırdığı, sabahları babanın gazete almaya yolladığı, pazar kahvaltısı aileyle yapılacak diye program yapma yasağı konulan öğrenciliktir. Arada sıkılır bunalırsın eyvallah ama aile ortamının sıcaklığı; şehir dışının ''o bar senin bu bar benim'' şeklindeki sözde özgürlüğünden kat kat değerlidir.

4 yorum:

  1. Yazına kesinlikle katılıyorum çok güzel anlatmışsın.
    Ben Tekirdağ'da okumuştum. İstanbul'a yakın olması her hafta sonu eve gidip gelme şansı doğurmuştu tabii.
    Hep iyi ki'lerimin arasında olacak sanırım üniversiteyi yaşadığım şehir dışında okumak.

    YanıtlaSil
  2. Valla sorma yaa, şimdi düşündüm de gerçekten öyle, ben de ailemin yanından uzaklaşmak ama iyi bir okulda okumaktan da geri kalmamak için hep ODTÜ'de yoğunlaştım ve orayı kazandım ve hayatımın en güzel 5 yılını yaşadım orda, şimdi kürkçü dükkanı misali İstanbul'dayım ama harbiden özlemişim ailemi, ama döndükten sonra yine de uzunca bi süre buraya ait hissedemedim kendimi, sanki yine döncekmişim Ankara'ya gibi hissettim hep, şimdi ise evleniyorum ve İstanbul'a komple yerleşiyorum, kendi evimi belki daha çok benimserim kimbilir, şuan burası ne de olsa aile evi , hep bi seferi durumu söz konusu gibi.. Ama bence üniversite denen şey aile yanında okunmaz, bunu bilir bunu söylerim ben hep :)

    YanıtlaSil
  3. 3 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum,arkamdan gelenler de pek bi haylaz.Mersin'de oturuyorum ve okuyorum.Lisede Mersin'den ayrılmak için can atanlardandım ben de ama gel gör ki yazdık,tuttu.Hayırlısı böyleymiş demek ki dedim ben de.Okul evimize uzaktı,evimizden misafir eksik olmazdı,babamla ilişkilerimiz de seninki kadar iyi değildi bizde baba pek konuşmaz babaya karşı da rahat konuşamıyodum.Arkadaşımın doğumgnüne gitmek için annemle ne hain planlar kurardık bu sefer söylemeyelim erken gel dediği olmuştur annemin :) neyse bana ilk sene yurt çıktı yurtta kaldım,şanslıymışım :)2.sene teyzem İzmir'den Mersin'e taşındı,hayatımda gördüğüm en anlayışlı insanlardan biridir,onunla kaldım.Teyzem tekrar taşınınca ben de arkadaşlarımın yanına çıktım,3. olarak. Şimdi çok mutluyum,çok rahatım.Babamla ilişkilerim öncesine göre çok daha iyi.Elimden geldiği kadar az para harcamaya çalışıyorum ki Mersin'de bu o kadar da zor değil. Bütün akrabalarım burda hepsine gidiyorum,kalıyorum.Paramız olmadığında gidip evimizin bahçesinde,annemin buzluğunda ne varsa silip süpürüyorum.Bişeyimiz bozulduğunda babamın en güvendiği tamirciyi çağırıyoruz.Babamın okulu hastaneye çok yakın hiç param olmazsa oraya yürüyorum,hoop babamın cebini boşaltıyorum :) Uzakta olsaydım yakınlarda ameliyat olan kardeşime bu kadar yardımcı olamicaktım,onu bir günde 5 polikliniğe kontrole götüremicektim mesela. yani uzuun lafın kısası, gerçekten hayırlıymış çok mutluyum şu anda hayatımdan çok memnunum.belki benim ailem rahat davranmıştır,içimizde ailesi izin vermicek olanlar vardır ama yine de ailenizden uzaklaşmaya çalışmayın derim ben.yani uzaklaşın da 10-12 saatlik yollara gitmeyin en yakın şehri yazın böylece dilediğinizde gidip görebilirsiniz,yalnız kalmak istediğinizde de kalırsınız.zaten bir süre sonra aileler de kabulleniyor sizin bir yetişkin olduğunuzu,kararlarınıza güveniyolar. yani benim babam bile öyle olduysa.. :)

    YanıtlaSil
  4. ben 11.sınıf öğrencisiyim yazılarını okuyorum çok beğeniyorum anlattıklarını dikkate alıyorum teşk. ben de tıp okumak istiyorum ve yazı yazmayı çok severim ileride senin gibi blog açmak istiyorum....

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;