17 Mart 2013 Pazar

Ne Ayaksın Sen Mart?

Ben bu mart ayını hiç sevmedim. Hani kapıdan baktırırdı, kazma kürek yaktırırdı? Tam tersi canım evden çıkmak istemiyor, bakmayı geçtim kapıyı açasım bile yok. Havalar desen hepten boku yemiş. Sabah evden tişört üstü deri ceketle çıkıyorum, akşam eve ''Allah belanı versin bu ne biçim soğuk'' diye dönüyorum. Ya da tam tersi elimde tonlarca ağırlıkta atkılar montlarla gezmek zorunda kalıyorum. Kedilerde bile bir hareketlenme yok. Malak gibi arabaların üstünde yatıyor hepsi. Onlar bile yatıyorken benim canlanmamı beklemeyin.

Ama bedenime yaradı sanki bu mart ayı. Cildim falan bi pürüzsüzleşti ahah. Sporun da katkısı var tabii de, epey kilo verdim şu ara. Kaslar yanıyor, yanlarım ağrıyor, parmağımı oynatamadığım oluyor ama olsun. Spor iyidir.

He bir de 22'sinde ultra zor bir sınavım var. Onun da etkisiyle şu sıralar evdeyim genelde. Spor vs. gibi zorunlu şeyler dışında çıkmamaya çalışıyorum(bir de çıkmaya çalışsam ne olacak acaba).

Mart ayı pek bahar gibi davranmasa da; geldi bahar ayları, gevşer gönül yayları hükmünü sonuna kadar yerine getiriyor çok şükür. Allah'ın emri o zaten. Fakat her şey yolunda gitse, kafa karışıklıkları ve dengesiz davranışlar olmasa, insanlar birbirine karşı daha açık ve net olsa daha mutlu oluruz bence.

Nisan sonu gibi de İstanbul'a gelicem kısmetse. Buraya geleli 1,5 ay oldu. Ama şu an hiç yol çekecek halde değilim ne yalan söyleyeyim.

Mevsimsel ve duygusal serzenişlerim dışında aklıma yazacak başka bir şey de gelmedi valla. Eskiden önemli bir olay olmadan kolay kolay blog yazısı girmezdim ama sürekli ''daha çok yaaaz'' diyen içe sokulası insanlar yüzünden her şeyi yazasım geliyor. Hepiniz öpüldünüz!

1 yorum:

  1. Havalar çok dengesiz gerçekten. Ben seviyorum ya Mart ayını doğmuşum ben bu ay =)

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;