29 Ekim 2012 Pazartesi

Geldim Gidiyorum

Yine bir Samsun'a dönüş günü. Kafamda yine karmakarışık düşünceler. Bayram boyunca İstanbul'da yattım kalktım, gezdim tozdum, maça gittim, sevdiklerimi gördüm, el bile öptüm ve tabii ki kavurma yedim eheh:)
Ama her sayılı gün gibi bu da çabucak bitti lan.

Fazla toparlanacak bir eşyam yok zira her şeyi bavuldan kullandım yine ahah. Haydi 10 gün neyse de, koskoca 2,5 aylık yaz tatilinde bile o bavulu boşaltmadım:) Bavuldan kullanınca o buruşuk bu bilmem ne derken kıyafetler yarı yarıya azalıyor gerçi. Ben yapıyorum ama siz yapmayın:(

Uzuun zaman sonra otobüsle gidiyorum. Tatil dönüşü olduğu için de otobüs terminali üniversite kampüsüne dönecek kesin. İnişte servis bulursam öpüp başıma koyucam. 10 saat yolculuk nasıl geçecek hiç bilmiyorum ama 10 günü bile yedim ya şurda, o haydi haydi geçer. Samsun'a inip eve uğrayıp dooğru okula geçicem bi de. Öğlen 3'e 4'e kadar nasıl geçecek o okul hiç bilmiyorum. Ama arkadaşlarımı da özledim be. Oranın goygoyu da ayrı güzel:)

Samsun'daki internetim kotalı olduğu için yine gider ayak torrent abanmalarına başladım. Ulan 12-13 tane dizi izliyorum(sayısını ben de tam bilmiyorum) ama arkadaşlarla dizi muhabbeti açılınca yok friends izliyor musun, yok house yok bilmem ne. Yok bi de Lost anasını satıyım. Az yenilikçi olun la. Pretty Little Liars hayvanlar gibi tatil yapıyor, 2 ay bekledik 1 bölüm yayınladılar, şimdi ocağa kadar beklicez öbür bölüm için. Merak ettirdiler ettirdiler, ağzımıza sıçıp bıraktılar resmen. O bitince ondan boşalan gerilim kontenjanını American Horror Story ile doldurdum ben de. Geçen gün gaza gelip 6-7 bölüm peş peşe izledim. Bilgisayarın başından kalktığımda bacaklarım uyuşmuştu öyle söyleyeyim. Timeline'da da felaket bir Homeland geyiği dönüyor. Onu da indiriyorum şu an. Hard disk'e tası tarağı toplayıp gidicem:(

Muhabbet olsun goygoy yaparız diye How i Met'e başlattılar beni. Bi baktım 20-25 dakikalık bölümler, hem komedi istiyordum artık gerilim izlemekten altıma sıçıcam neredeyse, çıtır çerez gibi gider kanımca.

Yine ne var ne yok derken konu dizilere geldi lan. Ben bunların hepsini izlemeye kalkarsam yerime okul okuyacak birini bulmam lazım:( Zaten kasımın 9'unda da sınav var, ders aralarında, yemek yerken falan araya sıkıştırırım ben onları.

Böyle işte tatlı su çakallarım. He bir de, ben ailemden asyrı yaşıcam yeaa falan diye yırtınmayın, kıymetini bilin. İki şehirde birden yaşamak biraz macera dolu evet ama pek hoş bir şey değil. 2-3 yıldan sonra ''böyle aşkın ızdırabını..'' ya dönüyor olay. Hepinizi öperünk!

13 Ekim 2012 Cumartesi

Şaşkınlık, Biraz Rahatlık, Epey de Bir Özlem

Seke seke ben geldim ahali! Son yazımı 13 eylülde yazmışım, bugün 13 ekim. 1 aydır klavye tıkırdatmamanın utancı, üzüntüsü içindeyim. Fakat bunların hepsi okulun beni oynatmasından olabilir.

Buraları başı boş bıraktık, blogger yeni ara yüze geçmiş. Garibim aylardır uyarıyordu ''sen geçmesen de yakında biz geçiricez, GEÇİRİCEZ ULAN'' diye. Sonunda yaptı yapacağını. Bi 1 hafta falan facebook'u çözmeye çalışan annem gibi takılırım burda. Öyle karışık geldi. Alışmış kudurmuştan beter.

Yazmadığım esnada nettin, ne yedin ne içtin derseniz. Her zamanki gibi ders çalıştım, çeviri yaptım. Senenin en zor konularından birini dayadılar önümüze daha okul açılır açılmaz. İnsanlar bir yerlere çağırıyor, istanbuldaki arkadaşlarım arayıp uzun uzun konuşmak istiyor; sınavım var diyorum. ''Neeyn? Daha 1 ay oldu lan ne sınavı?'' soru cümlesinden tiksindim, okulun böylesine sadist bir sistemi olduğunu anlatmak için derse sarf ettiğimden fazla efor sarf ettim yeminle.

Dün de kazasız belasız atlattık sınavı. Beklediğimden de iyi gelecek inşallah hesaplarıma göre. Şimdik haftaya cuma akşamı da uçağa bindim miydi, İstanbul'a gittim miydi; gelsin 30'una kadar bayram tatili. Piyuuuv!
Nasıl heyecanlıyım var ya. Hem herkesi çok özledim, hem de gideyim de bi ellerini öpeyim annemin babamın(para amaçlı değildir yanlış anlaşılmasın piliz:( ).

Şu sıralar da İstanbul Fashion Week var. Instagram model, modacı, podyum triadıyla işgal edilmiş durumda.
Geçen sene 2 defileye, ondan önceki sene de bayağı bi defileye katılmıştım. İnanın ''benim için'' hayatımda geçirebileceğim en BOŞ saatler. Modadan bir bok anlıyon sanki ceren, sırf meraktan gitmiştim sırf. Yoksa ''hmmm simay hanım bu koleksiyonunda yine asimetrik çalışmış'' falan gibi yorum yapacak kalıp yok bende. Zaten defilelerde en çok dikkat ettiğim şeyler de saç-makyaj-dövmeler. Kıyafetlerin çoğunu da öldürseler giymem.
Bu arada 24'ünün akşamı da bukombin.com sağ olsun Enrique Iglesias'çığımın konserine gidiyoruz. Sahne önünden latin havaları yardırıcaz. Bunu duyan her arkadaşım ''ulan bi de sahne önü, bayram bayram enrikeye mi halleniceğniz, yuh!'' gibi tepkiler veriyor ama bi sakin olun, bi kendinize gelin lan. Ne hallenmesi. Amma kötü niyetlisiniz:( YOK BÖYLE KISKANÇLIK. Hayır yani gayet elit bi şekilde şarkı dinlicez ahsjdjsk.

Okulda da leş pis enfeksiyon konularından sonra gebelik öğrenicez ya. Doğum falan izlicekmişiz, yenidoğandı, bebeydi, çok güzel lan. Valla bi içimiz açılsın azcık da doğum izliyelim, ölüm izlemekten anamız ağladı be.

Şu 6 günü de hızlı hızlı atlatalım, cuma günü saat 23.30 sularına gelelim piliz bir an önce. 45 gündür sabrediyorum ama şu son 1 haftada nasıl kudurdum anlatamam. Allah kimseyi çok özlemek zorunda bırakmasın...