31 Ağustos 2012 Cuma

Ben Bile Nazara İnandım Ya...

Okul tatile girsin İstanbul'a gel, daha ne oluyoruz diyemeden ayağı sakatla.
1 hafta yatışla yırt, ayaklan, tatile git.
Tatilden dönerken arabada klima tekmeyi bassın, grip ol.
Daha gribi kabullenememişken sağ kulağın tıkansın, ses duymasın, çeneni bile açama.

Evet sayın seyirciler; bunlar herhangi birine ettiğim beddualar değil, bizzat kendi yaşadığım, 2 ay boyunca İstanbul'da başıma gelen şeyler. Ulan sen senenin 9 ayını Samsun'da bir an önce okul bitse de gitsem diye geçir, sonra İstanbul'a gel burnun boktan çıkmasın. Sakatlamadığım bir uzvumun kalmadığı konusunda hemfikiriz dimi?

Nazara mazara inanmazdım ben. Elin iki kıytırık bakışıyla mı hastalanıcam, der dururdum. Ama artık inanıyorum kardeş. Hem de dibine kadar inanıyorum. Ayağı kırmadan önce bir cenazeye katıldık, bütün eş dost ordaydı. Epeydir beni görmemiş insanlar da vardı, ''ayy sen ne kadar güzel olmuşun(ehi), ayy bu şimdi daktır mı olcek, ne kadar zayıflamışsın sen böyle naptın?'' Ebeninkini yaptım afedersin. Süze süze kırdınız bacağımı:(

Valla piyasa hakkında fikrim yok ama ucuz bişiyse kurşun döktürebilirim. Kapıma domuz yağı sürmeye, çantamda keçi boynuzu taşımaya kadar götürebilirim olayı. İnanırsam da böyle bokunu çıkararak inanırım, hiç gocunmam.

Fiziksel olarak çöküşte olsam da hayatımda yolunda giden şeyler de yok değil hani. Şu blogda bir kere bile gönül işlerimden bahsetmedim, en fazla ''aşk hayatım yine loserlar loser'ı'' yazmışımdır, ama nazar değmesin şu ara mutluyum anacım:) Buna da nazar değdirirseniz çocuğunuzu kaçırırım kötü niyetli akrabalar!

Bu arada hala pretty little liars'ı bitiremedim ama nasıl baydı belli değil arkadaş. Gossip Girl bile daha güzeldi. Sırf ne giymişler ne içmişler için izliyorum. Yoksa bir cacık olmaz, liseli dizisi.

Bu sene yaz bitse de eylül gelse dedim şu evi yanasıca Dexter yüzünden. 7.sezonun trailer'ını döndürüp döndürüp izliyorum sapık gibi. Başlasın artık yeter bu kadar yatıp kıç büyüttükleri! Dexter başlayana kadar Breaking Bad yeni sezona takılıyorum. Özlemişim Mr.White bebişimi.

Glee'ye başladım, 7-8 bölüm sonra içimi baydı. Her yerinden ergen fırlıyor. Bir High School Musical, bir Camp Rock havaları var. Biz böyle şeyleri lise 1'de izlerdik. Açmadı yani beni ama seveni de çok. Tırtlık bende mi acaba?

Şuraya da ne zaman yazı yazsam, hayatımdan bahsedeyim derken dizilere kayıyorum hep. Yaz aylarında sürüyle boş zamanım, yanımda sürekli gezdirdiğim bir bilgisayarım olmasına rağmen benden ağır ilerleyen yoktur. Nasıl bir psikopatsam dizileri ders aralarına, sınav haftalarına sıkıştırıp izlemekten zevk alıyorum. Böyle boş beleş takılınca, ''amaan şimdi kim izleyecek sktiret'' gibi bir ruh haline bürünüyorum. Neyse okul açılsın da sıkışık sıkışık, sınırlı kotamla izleyeyim. Malım çünkü ben:(

16 eylül sabahı da Samsun'a dönüyorum:( Uğruna İstanbul'da kalmak istediğim kişiler olsa da, biraz daha tatil yaparsam ülser, kanser falan olucam herhalde bu gidişle. İşimin gücümün, uğraşımın olması bana en büyük ilaç.


Hepinizi öperim!

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Londra 2012'nin Ardından

27 Temmuz'da başladı serüven ve 12 Ağustos itibariyle sona erdi. Liglerin bitişiyle futboldan, basketboldan, pek çok spordan uzak kalan ruhumuzu 15 gün boyunca bir hayli doyurduk. Madalyalarda liderlik ABD'ye giderken; biz de 2 altın, 2 gümüş, 1 bronz madalya ile olimpiyatı kapadık.




Kendi adıma konuşmak gerekirse ilk defa dal ayırmadan, sporu spor diye izledim. En çok izlediğim müsabakalar cirit atma, kule atlama gibi çoğu kişinin pek yüz vermeyeceği şeyler. Ama hepsinden ayrı ayrı zevk almayı öğrendim.

Olimpiyatlar dün gece mükemmel bir törenle bitti. Spora olduğu kadar müziğe de doyduk açılış ve kapanış törenlerinde. Queen, George Michael, Spice Girls, Artctic Monkeys, Muse dinlerken müzik gerçekten ruhun gıdasıymış, öğrenmiş olduk. Bir 10 yıl konsere gitmesem bile 2 gecede seyrettiklerim bana yeter. Görsel efektler, fişekler, stadın içinde turlayan Rolls Royce'lar muhteşemdi. Sağ olsunlar, kapanış törenini Rio 2016 açılış törenine bağlayınca erkeklerimiz Alessandra Ambrosio görüp sporu olimpiyatı unuttular(!)





15 gün boyunca olimpiyatın bana göre ilginç, aklımda kalan enstantanelerini, unutulmazlarını sizinle paylaşayım dedim. Hem bir revizyon olur, hem de eğleniriz fena mı...

-Önce efsanelerden başlayalım. Usain Bolt hem 100 hem 200 metrede altın madalya alan sporcu olma unvanını kimselere bırakmadı. Kendine özgü mimikleri, elleriyle yaptığı ok işareti(her ne kadar guiza'yı anımsatsa da), yarışların son metrelerini 'yürüyerek' koşmasına rağmen rekor kırmasıyla, her şeyiyle bir efsane olduğunu yeniden gösterdi.





-Havuzun efsanesi Michael Phelps'in ise son yarışlarıydı. O nefis kulaçlarını son kez izledik. Kendisi sporu bırakmıyormuş, golfe başlayacakmış duyduğuma göre. Hatta televizyona da el atacakmış. Umarım bir de yüzme okulu açıp kendi gibi efsaneler yetiştirir.





-Olimpiyat tarihinde bir ilk de yaşadık. İlk defa bir kadın basketbolcu smaç bastı. 21 yaşındaki Avustralyalı basketbolcu Liz Cambage Rusya ile oynanan maçta mükemmel bir smaç basarak Londra'yı ayağa kaldırdı.





-Güney Afrikalı atlet Oscar Pistorius'u da unutmamak lazım. Kendisi olimpiyatlarda yarışan ilk ampute atlet. Her ne kadar 400 metre yarı final elemelerinde sonuncu gelse de, bunu kimse önemsemedi. Kendisi onu izleyen herkese hayata tutunmanın, yaşamayı sevmenin önemini anlattı. Örnek oldu. Hepimizin gönlünden altın madalyaların en güzeli ona gitti şüphesiz. Yarışı 1. bitiren Kirani James'in, Oscar'ın yanına gidip numara kağıdını istemesi de alkışı hak eden bir diğer hareket oldu.





-Türkiye kadın voleybol takımı her ne kadar gruplardan çıkamasa da, yine de bize seyir zevkini yaşattı. Umut verdi. Türkiye-ABD voleybol karşılaşması oynanırken dünyaca ünlü grup Red Hot Chili Peppers'ın bass gitaristi Balzary'nin twitter'dan Neslihan Darnel'e ilan-ı aşk etmesi kimilerini güldürürken, kimileri ise Türk usulü ''şşt hoop yengen evli çocuklu olm'' diyerek ayağını denk al mesajı verdi:)





-Güney Kore-Çin badminton karşılaşmasında her iki tarafın da maçı kaybetmek için çabalaması olimpiyat komitesinin gözünden kaçmadı. İzlerken ''neden bu kadar uzun sürdü ki'' diye biz bile düşünmeden edemedik İki taraf da kazanması halinde kendi vatandaşlarıyla karşılaşmayacakları için kaybetmeye uğraştılar. İşin garibi aynı yönteme Endonezya'nın da başvurduğu ortaya çıktı. Sporcular diskalifiye oldu. Cezalar yoldadır...





-Bir diğer olay ilginç olmaktan çok üzücü. Mısırlı kadın sporcu Halil Mahmud Abir Abdelrahman 151 kilogramlık hakkında başarılı olamadı, dirseği ağırlığa dayanamayınca yerde kaldı ve halterin altında bir süre nefesi kesildi. Görevlilerin yardımıyla kurtarıldı neyse ki, durumu iyiymiş. Geçmiş olsun diyelim.





-Azeri güreşçi Khetag Gazyumov, ancak filmlerde olur dediğimiz bir olay yaşadı. Serbest stil 96 kg karşılaşmasında Ukraynalı sporcuya kaybettikten sonra kalbi dayanmadı ve tekerlekli sandalyeyle minderden ayrılarak hastaneye kaldırıldı. Fakat kendisini eleyen güreşçi finale çıkınca repesajdan faydalanan sporcu, Tacikistanlı Rustam Iskandari'yi devirerek bronzun sahibi oldu. Nereden nereye...





-Çekiç atmada son iki yılın Dünya Şampiyonu Alman Robert Harting, kariyerinin ilk olimpiyat altınını alınca sevinçten formasını yırttı, kadınlar engelli koşusu için konan engellerden atlayarak sevincini tüm dünyaya gösterdi. Ne diyelim, helal olsun başgaan:)





-Olimpiyatın son gününde izlediğimiz erkekler voleybol final karşılaşmasında Rusya, Brezilya karşısında 2-0 gerideyken muhteşem bir geri dönüş yapıp altına uzandı. Rusya maça iyice bilenirken Brezilya kutlamalara başlamıştı bile. Geriden gelen her zaman avantajlıdır kuralı bir kez daha doğrulanmış oldu. Brezilya antrenörünün suratını görmeyen kalmamıştır sanırım.





Türk sporcularını en sona bıraktım. Olimpiyatın ilk altınını tekvandoda Servet Tazegül getirdi. Isır Servet'im ısır, hakkındır. Tüm Türkler olarak derin bir 'OH' çektik. Kaderde sıfır çekmek mi var yoksa diye düşünürken ilaç gibi geldi. Toplamda aldığımız 5 madalyanın 3'ü kadınlardan gelince hemcinslerimle nasıl gurur duydum anlatamam.





-Gurur demişken, bu duygunun baş mimarları olan Aslı Çakır Alptekin ve Gamze Bulut'a değinmemek olmaz. Türkiye olimpiyat tarihinde ilk defa altına ulaştı atletizmde. İlk defa marşımızı okuttu Aslı. Şİmdiye kadar en iyi derecemiz Elvan Abeylegesse'nin aldığı 5000 ve 10000 metrede gümüş madalyalardı. Aynı zamanda ilk defa aynı yarışta altın ve gümüş alarak double yaptık. Madalya törenlerinde göz yaşları sel, tüyler diken diken oldu. Helal olsun size kızlar!





-Bir tebrik de Merve Aydın'a gelsin. Kadınlar 800 metrede lider koşarken aşil tendonundan sakatlanan Merve, pes etmedi, yarıda bırakmadı ve ağlaya ağlaya, yarışı ayakta alkışlar eşliğinde tamamladı. Bu arada aşil tendonu, kopmasına çare bulunamayan bir tendon ne yazık ki. Bir koptu mu eskisi gibi yürüyemezsiniz bile, bakalım Merve'nin akıbeti ne olacak... Büyük geçmiş olsun.





-Olimpiyatlara tam 6 kez katılan Derya Büyükuncu'yu da tebrik etmek lazım. Çocuğu yaşındaki adamlarla mücadele etti. Başarılı olamasa da olimpiyata katılmak zaten başlı başına bir başarı. Kendisinin de Türkiye'de kırdığı pek çok rekoru var üstelik. Kendi vasıfsızlığına bakmadan Derya'yı eleştirmeye, dalga geçmeye kalkanlara gidin bir silkelenin diyor, Derya'ya sonsuz teşekkür ediyoruz.





Sportif anlamda benim aklımda kalanlar bunlardı. Olimpiyatları Eurosport, Trt spor ve web tv'den izledim. Oldukça yoğun bir akış vardı, bir şeyi kaçırmak da istemedim. Ama Eurosport olmasa olimpiyatlar bu kadar zevkli olmazdı. Gerek kanal, gerek internet sitesi. Spikerlerden neler neler öğrendim sayamam bile. Spor seyrediyoruz derken tarih hakkında bile bilgi sahibi olduk. (Kendilerinin ansiklopedi takımı yutmuş oldukları kanısındayım!)


Aklımdan çıkmayan şeylerden biri de atletizm anlatan Caner Eler'in, yarışın başlamasına saliseler kala sesini kısıp sporculara başarılar dilemesiydi. Nasıl kaptırmışsam o esnalarda ben de çıtımı çıkarmadım:)


Ve eurosport demişken Lübnan reklamına değinmeden olmaz. En son repliklerini uykumda sayıklamışım, öyle dediler. Spikerlerden birinden aldığım bilgiye göre reklam yaz bitimine kadar dönecekmiş, geçmiş olsun:) 


Eğer kaçırdığım, atladığım bir şey varsa paylaşmayı ihmal etmeyin ki hep beraber gülelim. Ee söyleyin bakalım kimler geliyor 2016'da Rio'ya? :)