19 Mayıs 2012 Cumartesi

Hayatı da Nadasa Bırakmalı Bazen

Yapacak bir sürü işin vardır. Aklında, onu unuttuysan ajandanda, onu kapattıysan buzdolabının üzerinde, ya da telefonun alarmında. Hayatının her bir parçası yüzüne yüzüne vurur.

Kimi zaman yazacak bir yazı, ya da süpürülecek bir salon. İş değil mi, hepsi sıkıcı işte. Aslında bir başlasan yapman 5 dakikanı almayacak belki, ama sırf adı ''iş'' olduğu için başlayamıyorsun. Kafanda büyüttükçe büyütüyorsun.

Yazacak çok şeyin var. Kelimeler darmadağın. Zamanında aklına bir sürü şey gelmiş ve hepsini unutmuşsun. Şimdi kızıyorsun kendine ''ah ben bunları neden not almadım'' diye. Bu da yazmanın bir cilvesi işte. Okulda, işte, sokakta, metroda aklında hep türlü türlü şeyler oluyor. Keşke bir defter olsa şu kafamda da kendi kendine not alsa diyorsun. Neyse eve gidince yazarım dediklerinin hepsi uçup gidiyor. Kim bilir kaç cümle, kaç paragraf heba oldu böyle.

Öyle işte, uzun zamandır süre gelen zihin karışıklıkları, hayat yorgunlukları. Bir süre daha devam edecek gibi gözüküyor, buralarda göremezseniz merak etmeyin diye diyorum hani...

13 Mayıs 2012 Pazar

Dünya Derbisi mi? Dünya Rezilliği mi?

Ben bir Beşiktaşlıyım. Ama sadece derbilerde üzerine forma geçirenlerden değil; kaybedince etrafa küsen, bağırmanın artık sesine işlemediği, hani derler ya hayatı siyah beyaz diye, onlardanım. Yani biraz deli dolu, futbolla bozmuş gruptanım. Ama bize de hayat böyle güzel yapacak bir şey yok, tercih meselesi.

Cuma akşamından Beşiktaş'a sinirliydim, tamam genel olarak sezonu iyi geçirmedik ama sonuca bakılırsa tek bir gol yiyip şampiyonlar ligi'ni kaçırdık. Dün ne kadar içim acısa da her zamanki gibi, mecburen, sağlık olsun dedim. Madem şampiyon belli olacak oturayım, tarafsız gözle kaliteli futbol seyredeyim, tadını çıkarayım dedim.

Önce gündüz duyduğum bir haber beni şoka uğrattı. Daha maça saatler var, aralarında bir çocuğun bulunduğu bir grup insanın bıçaklandığı iddia ediliyor. Twitter'da trending topic'te ''çocuk katili Galatasaray'' var. Ne oluyoruz dedim? Bu, akşam olacakların habercisiydi, hissettim.


Ne oldu? Galatasaray şampiyon oldu. Kendi takımım kötü bir sezon geçirdi, ama her zamanki gibi oturdum Galatasaraylı arkadaşlarımı tebrik ettim. Gönlümden geçen bu muydu? Tabii ki hayır. Fakat her zaman sizin destekledikleriniz kazanmıyor, sizi mutlu edecek ihtimaller gerçekleşmiyor maalesef.

Maç sonunu izlemeye koyuldum. Normal olan nedir? Galatasaraylı futbolcular çıkar kupalarını alırlar, iki-üç kere kaldırırlar sevinirler. Sonra da evlerine götürüp 1-2 gün sonra kutlama yaparlar. Değil mi? Ben mi yanlış biliyorum? Fakat dün akşam gördüğümüz manzaranın bununla uzaktan yakından ilgisi yoktu..

Bir yerlerde bir yanlışlık var Türkiye'de. Hem de pek çok, sayısız. Yurt dışında oynanan maçları da izliyoruz, hangi şampiyonluk kutlamasında polis arabasının ters döndüğünü, şampiyon takım futbolcularının soyunma odasında dumana hapsolduğunu, zifiri karanlıkta kupa töreni yapıldığını, el kadar çocuğun bıçaklandığını gördük? En azından ben görmedim.

Futbol dediğin ''bir topun peşinde koşan 22 adam'' mantığını bir futbolsever olarak her zaman mantıksız bulmuşumdur, fakat ilk defa dün böyle düşünenlere hak verdim. Bize göre belki öyle değil evet, futbol hayat, futbol can belki; ama futbol can alacak, bütün memleketi birbirine düşürecek bir şey değil. Futbol bir spor nihayetinde. Spor neden yapılır? Asıl amaç nedir? Vakit geçirmek, daha da önemlisi hayattan zevk almak. Fakat ne hale gelmişiz ki futbol birilerinin hayatını elinden alıyor.

Bugün Galatasaray şampiyon oldu, Fenerbahçe'nin stadından çıkamadı. Belki o stat Beşiktaş'ın da olsa, Trabzon'un da, yine bunlar yaşanabilirdi, bilinmez. Olay hangi takımın taraftarının değil, hangi ülkenin taraftarının bu rezilliklere imza attığı. Twitter'da ters dönmüş polis arabaları, meşaleler, biber gazları TT oldu, dünyanın diğer ülkelerinde yaşayanlar açıp bakmadılar mı sanıyoruz ''ne oluyoruz'' diye? Milyonlara rezil olduk, adım gibi eminim. Kim bilir insanlar hakkımızda neler düşünüyor.

Herkes birilerine suç atma peşinde. Kimse durup kendine bakıp adam akıllı düşünmüyor. Şampiyon olduk diye silah atan adam, bir taraftan da ''zaten şampiyonduk, yayıncı kuruluşun cebi dolsun diye oyuna geldik'' diyor; kaybeden takımın taraftarı ''futbola siyaset karıştı'' diye huysuzlanıyor. İnsanların aklından her şey geçiyor, ama bir tek kazanan tarafı tebrik etmek geçmiyor. Bu ülkede en son ne zaman 2. olan takım şampiyon olanın elini sıkmış? Ben hatırlamıyorum.

Bir takımın semtine başka takımın formasıyla çıkmanın, çıplak çıkmaktan daha çok tepki topladığı bir devirde yaşıyoruz. Neredeyse El Classico ile bir tutulan bir ''Dünya Derbisi''ne sahip olan futbolumuz, gün geçtikçe bir ''Dünya Rezilliği'' olma yolunda ilerliyor. Kazanan, kaybeden taraf kim olursa olsun; bu ülkede kazanan böyle sevinmeye, kaybeden böyle üzülmeye devam ederse; futbolu geçtim, elimizde centilmenliğe, kardeşliğe dair hiçbir şey kalmayacak. Sonuç olarak neden? Evet, sadece bir top yüzünden.