13 Aralık 2012 Perşembe

İzdivaç Maceram

Başlığı okuyunca ''NEEEEYN İZDİVAÇA MI GİTTİN?!???!'' tepkisi verdiniz adım gibi eminim. Yok artıkın. Tövbe allahım, sen yazdıysan boz yarabbim. Sadece ''ekran başındakiler'' kategorisinde iştirak ettim Esra Erol'cığıma<3 Evlilik programı değil de, sanki Siyaset Meydanı izliyormuşçasına dikkatlice, gözlemleyerek, notlar alarak(yok artık) izledim.


İzdivaç safsatası çıktığından beri dibine kadar gıcık olur, Esra Erol'un milleti evererek parayı kırıyor olmasına içerlerdim. Annemin, teyzemin, hatta sülaledeki işi gücü olan birtakım ''erkeklerin'' izlediğini öğrendiğimde her seferinde öhh dedim, yuh dedim. İşsizler dedim. Sonunda yıldım, merakıma yenik düştüm ben de başladım izlemeye.


Hani izlemek dediğim de ''ayy cınım ben sinemaya gelemem ya izdivaç var akşam'' derecesinde değil, yemek yerken, okuldan geldiğimde falan göz ucuyla bakıyorum. He bu arada kadını zerre kadar sevmesem de bir tek Esra Erol'u izliyorum. Su Gibi'yi izleyince ''Songül Karlı sütyensiz'' geyiği geliyor aklıma:(




Bana evlilik programından koca seçme fikri hep saçma gelir. Sanki evine koltuk takımı alıyor adam. Paravan maravan, saçma sapan işler. Aklıma takılan, en çok dikkatimi çeken seyler şunlar:


-''Çay içmek'' deyimi: Çay içmek ne lan? Çay içmek=flört etmek oldu bunların yüzünden. Çaydan soğudum yeminle. Emin Bey Fikriye Hanım'ı çay içmeye davet ediyor, alkışlaaar, izdivaç, hop evlilik, allah analı babalı büyütsün. Laf kalmadı sanki.


-İlk defa gördüğü adamla stüdyodan el ele çıkanlar: Hadi adamı beğendin, tanışmak istedin ona eyvallah. El ele tutuşmak ne lan? Bugün elini veren yarın neler yapar Allah bilir. Hani kız evi naz eviydi? Siz ne ara bu kadar ipleri kopardınız kuzum? :(


-''Elektrik almak'' geyiği: Elektrik ne diye sorsan, ''ne bilem la yemek adı mı acep'' diyecek insanlar bile elektrik almaya başladı bu programda. Hani beğenmek ile hoşlanmak arası bişey sanırım bu elektirink muhabbeti. Son zamanlarda pek moda oldu ama işlevini pek çözebilmiş değilim.


-Programa getirilen kırıtık astrolog: Diyelim ki adam talibini beğendi, evet dedi diyecek, Esroş hemen ''ee akrep ve yengecin uyumu nasıldır?'' diye bir burç saçmalığı sokuyor araya. Oldum olası burç muhabbetinin gereksizliğini savunurum, hayatımda bir kere günlük yorum okumamış insanım. Allahın koskoca gezegeninin benimle uğraşacağına inanmıyorum zorla değil. ''aaaa akreple yengeç anlaşamazmış olmaz bu iş'' diyip vazgeçen çok mal gördüm. Allahım sen şaşırtma.


-Esra Erol'un her lafı sosyal mesajlara malzeme etmesi: Stüdyoya yeşil pantolon kırmızı bluz giyen biri gelse, oradan Kürtlere bağlayıp ''BİTSİN BU TERÖÖRR'' diye ayaklanacak kadın yakında, o derece. Bir de felaket sulu göz. Hani toz kaçtı falan diye geçiştirirsin de Esra Erol kadar ağlamam için birinin gözüme kereste sokması lazım. Acayip bayıyor bir yerden sonra. Çok yapmacık değil mi ya? Zaten cipinde giderken otobüstekilere de ağlıyormuş, cınım ya allah başımızdan eksik etmesin<3




-Sırf televizyonda daha çok gözükeyim diye kimseyi beğenmeyenler: Bunu erkekler yapıyor genelde. Programın ''gediklisi'' olanlar var. Karşısına Adriana'yı oturt, hmm bacaklarda hafif selülit var gibi, der. Yine kusur bulur yine yollar kadını eve. İzdivaç'tan ünlü olup dizide oynayanı bilmiyorum ben abicim, şunu bi' kabullen artık piliz. Niyetin yoksa dükkanın önünü kapatma ya.


-Kendini aşk doktoru ilan etmiş loca sakini: Hani o devamlı yarışmacı olanların oturduğu yer var ya, loca deniyormuş ona. Sırf konuşmak için konuşan, mikrofon sevdalısı tiplerin doluştuğu bi' platform kendisi. Mesela su gibi bir kadın gelmiş, talibi de afedersiniz hıyarın biri; belli ki kadın reddedecek. Bu locadaki amcam aradan bir dalıyor ''bence reddettiğine çok pişman olacaksın!!'' diye, kadının kibarca reddetmek için yaptığı yolun içine ediyor. Koskoca kadının kiminle mutlu olacağını sen daha iyi bilirsin tabii ya, RİSPEKT ABİM.


Tüm bunların yanında, kusursuz insan yok lan izdivaçta. Komplekse giriyorum bazen. Adam kahvede okeyi yarım bırakıp zevce bulmaya gelmiş, hobilerim ''dama oynamak, yüzmek, okumak'' diye yazdırmış. Hani küçümsemeyeyim diyorum da, genelde damadan kasıt satranç, okumaktan kasıt posta gazetesinin Haydar Dümen sayfaları yani. Neysen osun ya. Evlendikten sonra kadın anlamayacak sanki ne olduğunu. Ayıp:(


Benim gözlemlerim bu şekilde. Ama dedikleri kadar varmış, epey eğleniyorum izlerken. Bir de programı jeneriği ''şinanarinarinaynayşinanarinarinaynarinaynaranira'' fena dolanıyor dilime. Şarkı diye bildiğin tekerleme yapmışlar. Dal sarkar kartal kalkar'ı söylemek daha kolay yemin ediyorum.


Yazıyı da şu videoyla bitireyim. Kanımca evlilik programlarına son noktayı koydu bu ablam. Aklıma geldikçe gülüyorum ahahahah










1 yorum:

  1. Hiç izlemedim evimde izletmiyorum. İzlemekte istemiyorum. Eve mobilya alırken bile insan kırk kere düşünüyor. Eş alırken al gülüm ver gülüm olurmu?

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;