9 Mart 2012 Cuma

Ne Var Ne Yok vol:2

Uzuuun zaman oldu tek satır yazamadım valla. Daha önce yazıp taslaklara attıklarımdan yayınladım. ''Attım hafızaya, blog bedava'' durumları oldu biraz. Kendimi banttan yayınlanan programın sunucusu gibi hissettim. Bunun sebebinin okulum, yürütmeye çalıştığım işler, çeviriler, hayır gönül işleri falan olduğunu anlatmaya kalksam 1 yıllık yazı yazarım şuraya. O yüzden hiç girmiyorum izninizle.

Yazı yazacak zaman yoktu ya, aklımda sürüyle şey birikti. Böyle beynim ''sen de yaz yaz yaz'' diye dürttü durdu beni. Normalde üzerinde düşünmeyeceğim şeyler hakkında ''anaa bundan güzel malzeme olurdu la'' falan diye iç geçirmeye başladım. En son masadaki şekerliğe takmıştım kafayı siz hesap edin.

Gel gör ki aklıma gelenlerin hepsini unuttum, yazacak konum yok şu an. Kendime de çok kızıyorum bu konuda. Her sene başında hayvanlar gibi paralar yatırıyorum 2012 ajandalarına, deftere şuna buna. Gel gör ki yazıp çiziyor musun diye sorsanız, utancımdan kafayı bile kaldıramam. Benim ajandaların kaderi bellidir senelerdir. Ocağın 7-8'ine kadar işediğimi bile yazarım, sonra amaan şimdi bunu çantadan kim çıkaracak da falan der, telefona kaydederim aklımdakileri. E ajanda tutmayınca da gelsin kaçırılan dersler(buna pek üzüldüğümü söyleyemem), gidilmesi unutulan etkinlikler vesaire.

20 yaşına geldim. Kaç yıldır erişkin bir insanım fakat hala en ufak bir olayda bile kendimi keşfetmeye devam ediyorum. Son bir ayda fark ettim ki, hayatım ne kadar yoğun olursa o kadar dirayetli oluyorum. Şubat ayı dolu dolu geçti benim için. Sömestr bitti İstanbul'dan döndüm, bi' doktora gideyim dedim. ÇAT! Ağır anemik çıkmayayım mı... Gelsin kalçadan iğneler, demir hapları, B12'ler. Her bişeyim düşükmüş mübarek, şansa bala yaşıyormuşum. Sınıfı nasıl geçiyorum ben bu eksiklerle onu anlamadım da neyse. Her sabah üçlü beşli ilaç içmekten ne mide kalacak ne karaciğer. Ama beynimde bi' aydınlanma var hissediyorum:p  Daha da az uyuyorum artık. Kolay kolay da yorulmuyorum. Size tavsiyem, bir belirti görmeseniz bile gidin aldı ayda bir bi' kan tahlili yaptırın. Ben de hiç beklemezdim, sırf hastanede dersim var diye gittim kan verdim o gün. Ahanda şimdi anemiğim görüyorsunuz. Vücut çok sinsi, çok çakal be.

Tam ben anemik olduğumu öğrenmişken, okulda hematoloji dersinde de bütün anemi tiplerini didik didik öğrenmemiz çok kötü oldu. Kadın gelmiş ''demir eksikliği anemisi olan insanlar toprak yemeye yatkındır'' falan diyor. Kendimi camdan aşağı atacaktım. Derste kendini işlemek rezalet bir duygu. Ben daha kendime konduramazken bir de slaytlar gözümün önünden akıp gidiyor falan...

İşte tüm bunların dışında, bizim bi tanıdık daktır çağırdı diye bir katarakt, bir vazektomi ameliyatı izledim. Artık çıtır çerez gibi gidiyor valla. İlk izlediğimde bisturiyi değdirdiklerinde içim bir hoş olmuştu. Daha kliniğe geçmeden cerrah kesildim hadi bakalım.

Dün gittim Devlet Opera ve Balesi'nden bilet aldım, İstanbulname diye bir operete. İçinde İstanbul geçen şeylere dayanamam bilirsiniz. Eminim dob'un tüm opera ve baleleri gibi bu da çok güzel olacak. Pazartesi günü ona gidip biraz kafayı boşaltacağım hayırlısıyla.

Böyle yani aşkipokitoplar. Kısa kısa ne varsa döktüm yine size. Esen kalın hoş kalın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;