24 Şubat 2012 Cuma

Nerede O Eski...

Teknoloji çok ilerledi. Öyle ilerledi ki önünü alamadık yani. Bu bir bakıma güzel bir şey. Hatta bayağı güzel bir şey. Bilmem kaç bin küsür km ötedeki insanı bir tıkla bilgisayarın ekranına sığdırabiliyorsun. Sevdiklerinle sürekli temas halindesin, kimseyi kolay kolay unutamıyorsun. Bütün arkadaşlarının özel hayatının tam göbeğine oturmuş durumdasın. İlkokuldakilerle bile konuşup özlem giderebiliyorsun.

Hatırlıyorum da küçükken gazetede bir haber görmüştüm ve koşa koşa hayretler içerisinde anneme yetiştirmiştim: ''anneee 3-4 sene sonra insanlar telefondan görüntülü konuşabilecekmiş inanabiliyor musun??'' annem: amaan sen de yok artık olur mu öyle şey yahu.. bu diyaloğu çok iyi hatırlıyorum. Ve geldiğimiz noktaya bakıyorum, demin annemle skype'dan konuşmuşum 1 saat. Vay anasını diyebiliyorum sadece, vay anasını sayın seyirciler.

Ama teknoloji denen meredin hayatımıza fazlasıyla rahatlık, gereksizce bir laçkalık getirdiğinin şu sıralar pek bir farkına vardım. Eskiler anlatıyor, ben ağzım açık dinliyorum;

Eskiden insanlar bir yerde bir saatte buluşmak üzere sözleşirlermiş ve herkes randevusuna sadıkmış. Telefon olmadığı için, randevuye gidilemeyecekse bile bir şekilde o insana ulaşılıp haber verilirmiş.

Eskiden insanlar dostlarıyla haftada ayda bir görüşür, birbirlerini özledikleri için bu görüşmeler daha da tatlı hale gelirmiş. Kimse kimsenin istenmediği takdirde özel hayatını bilmez, araştırmaya kalkmazmış.

Eskiden insanlar birbirine daha çok güvenirmiş. Sevgililer birbirine kayıtsız şartsız inanırmış. İhanet edilmeyeceğine dair bir söz yetermiş.

Eskiden öğrenciliğin bile daha çok hakkı verilirmiş. İnsanların aklında önce dersleri varmış, meslek sahibi olmak adına kendilerini okula adarlarmış. Sonra gezer tozar eğlenirlermiş. Derste oldu da sıkıldın mı, kağıda bir not yazar onu ders sonuna kadar elden ele ulaştırırmışsın.

Eskiden kimsenin birbirinin malında gözü yokmuş. Gösteriş merakı yokmuş. Sağ elin verdiğini sol el bilmezmiş. Kimin ne kadar imanı, ne kadar parası var kimse bilmezmiş.

Peki ya şimdi?

Şimdi herkesin iletişim kurabileceği bir sürü iletişim aracı, telefonu, interneti, bilgisayarı varken insanlar hala randevularına geç kalıyor, haber verme zahmetine bile girmiyor. Ekilmek diye bir deyim var hayatımızda.

Şimdi herkes birbirinden fazla haberdar. Yediğini içtiğini, kimlerle arkadaşlık ettiğini öğrenmek için adını soyadını bilmek yetiyor. Hop ekle facebook'a, işte hayatının tam da göbeğindesin. Bu nedenle de fazla samimiyetten ilişkiler iki günde kopma noktasına gelebiliyor.

Şimdi kimsenin birbirine güveni yok. Biriyle çıkacaksan bile önce facebook'tan bütün geçmişini araştırıyorsun. Sevgililerin gözü hep birbirlerinin telefonunda. Telefonlar, mail kutuları eski sevgililerden gelen mesajlarla tıka basa dolu. İnsanlar aynı anda 3 eski sevgilisine ''canım seni çok özledim'' diye mesaj atabiliyor. Yüzsüzlük, rahatlık, ya tutarsacılık diz boyu.

Şimdi okullarda bile laubalilik almış başını gidiyor. Dersler dinlenmiyor, arkadaşlarla twitterdan mentionlar, facebook chat'ten geyik muhabbetleri yapılıyor.

Şimdi bir yere yardım yaptıysan, bir konu hakkında bir düşünceye sahipsen twitter'dan duyurmadığın takdirde yardımsever değilmişsin, duyarsızmışsın gibi görünüyorsun. İnsanlar ne düşünüyorsa söyleme ihtiyacı hissediyor. İnanılan din, sahip olunan siyasi düşünce hep dillerde. Kendine saklamayı tercih etmişsen dinsiz, fikirsiz, boş bir insan zannediyorlar seni.

Yani diyeceğim o ki, eskiden bir şeyi elde etmek daha zor, elde ettiğinde duyulan haz daha büyükmüş. Şimdi her şey avcumuzun içinde, bütün bilgiler bir tık ötemizde. Yıllar yılı ansiklopedi bile açmadık hiçbirimiz kabul edelim. Utanmasak kaybettiğimiz anahtarımızın yerini bile Google'a soracağız. Öyle tembelleştik, duygularımız da günden güne köreliyor bu sayede. Ah be teknoloji! İyisin hoşsun ama ne yaşadığımızı anlayamadan ölüp gideceğiz senin yüzünden...

11 yorum:

  1. ellerine sağlık :) yazdıklarına katılmadan edemicem, özellikle de giderek tembelleştiğmiz ve de insanların artık bazı şeyleri sadece "birileri görsün" mantığıyla yapmaları konusunda!

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederiim:) demek ki tek huysuzlanan ben değilim bunu duyduğum iyi oldu:)

    YanıtlaSil
  3. gerçekten bu kadar mı güzel tercüman olunur. Ama öylesine içine çekildik ki bu düzenin; dışında kalmaya da dayanamıyoruz.Eski kafalılıksa, eski kafalı olayım....

    YanıtlaSil
  4. O insanlara da sormak gerekir aslında. Şu anki hayat şartlarını gençlik döneminde yaşamak isteyen pek çok insan vardır diye düşünüyorum. Bu durumda, bu onların şanssızlığı mı, yoksa bizim şansımız mı?
    Gösteriş merakı, özel hayat ve sevgili olayları çok garip bir hal almaya başladı dediğin gibi.
    Bu konuda senin fikrini merak ediyorum, iyi, güzel yazmışsın, ama şu anki durumundan memnun musun, değil misin ben anlayamadım. Geçmişe karşı bir ilgi, o zamanlarda yaşama isteği mi var?

    YanıtlaSil
  5. Helal be ceren, ne iyi yazmışşın, kesinlikle herşeyi çok kolay elde edip çok kolay sıkılyoruz, teknolji olmadan herşey çok daha samimiydi, içtendi

    YanıtlaSil
  6. hayır tabii ki şimdiki rahatlık daha cazip gözüküyor her türlü, ama arada sırada o eski, her şeyin daha basit, gösterişsiz olduğu zamanlarda da yaşayabilseydim diyorum

    YanıtlaSil
  7. insan okudukça imreniyor o zamanlara, eline sağlık :)

    YanıtlaSil
  8. biz abarttık rahat yaşamla sapıtmayı...

    YanıtlaSil
  9. hay ağzına sağlık:D neden ekiliyoruz biz:D bence suçlu bizi eken pislikler

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;