1 Ocak 2012 Pazar

Çıkmaz Demeyin Şansınızı Deneyin

Günaydın! Yılın ilk yazısı... Klavye aktı gitti sanki, inşallah bütün yıl böyle geçer:) Sonunda girdik şu 2012'ye. Dün içtiklerimin acısı midemden hala çıkmasına rağmen, geç yattım erken kalktım. Enerjik bir yıl olacağa benziyor. Güzel bir yılbaşıydı. Sevdiklerimle, kimisi yanımda, kimisi telefonda, kimisi skype'da. Ama güzeldi. Sevdiğim herkesin sesini kulağımda hissetmek hoş bir duyguydu. Her yıla böyle güzel girelim inşallah.

Yılbaşı deyince insanın aklına milli piyango gelmeden olmuyor. Normalde çok gereksiz bulurum piyango-loto işlerini. En fazla iddaadır yani bana göre şans oyunu. Çünkü onda bir taktik-strateji işleri var. Yani bilgin dahilinde oynuyorsun. Loto öyle değil ki, hatta babam çoğu zaman rakamları bile seçmiyor makineden oynuyor. Tam bir amaan bize mi çıkacakçılardanım yani ben. Yılbaşı için de teyzem ''büyük ikramiye 40 milyonmuş'' dediğinde yine her zamanki gibi amaan bize mi çıkacak dedim. Bana çok saçma geliyor arkadaş, milyonlarca olasılıktan gelsin senin 7 rakamına vursun, olacak iş değil benim nazarımda. Oluyor o ayrı.


Küçükken böyle değildim ama ben. Babam piyango bileti alırdı, normal zamanda bir gazete almaya deli gibi üşenen ben 1 ocak sabahı don atlet markete koşardım. O 50 sayfalık piyango ekini karıştırır karıştırır dururdum, belki çoook zengin oluruz da benim de kocaman bir oyun evim olur diye. Ne oldu? Amortiden fazlası çıkmadı sayın seyirciler. O nedenle oldum olası sevmem piyango loto işlerini. Milli piyango idaresine gıcık oluyorum hatta:P

Neyse işte teyzemin zoruyla seçtim bir bilet. Her zamanki gibi sanki ikramiye kapımızda hazır bekliyormuş gibi 40 milyonu taksim ettik tüm aileye:) Önce bir ev, dünya turu, araba, halama şu kadar amcama şu kadar falan filan. İşi gücü bıraktık bunları düşündük yani.

Bu sabah da milli piyangonun sitesine girip kontrol edeyim dedim bileti. Anam kitlemişler siteyi, sabahtan beri f5 tuşum aşındı yemin ediyorum. Dedim ki yemişim böyle teknolojiyi kalk kız cero yürü bakkala al o 7584930 sayfalık gazeteyi. Şimdi söyleyeceklerimden sonra bana içinizden küfür edebilirsiniz ama son iki rakamdan dolayı 70 lirayı cebe indirdim gençler. Yani istemeden iş yaparsan olma ihtimali daha yüksek oluyor kanımca:P Ha o parayla gidip yine bilet mi alacaksın derseniz, tabisi hayır. Gayet de çatır çutur D&R'a yatırmayı planlıyorum:) Bu da bana sürpriz yeni yıl hediyesi olmuş oldu.

Para sipali mangır işlerini bırakıp biraz da işin soyut kısmına gelirsem, adettendir 2012'den beklentilerimi söylemem lazımdı değil mi? Şunu söyleyeyim, sağlıklı olayım, ailem sevdiklerim yanımda olsun öncelikle bu yeter bana. Başarıydı, aşktı, paraydı bunlarla ancak sağlığı mutluluğu taçlandırabilirsiniz. Öbürleri olmadan bunlar tek başına para etmiyor maalesef. İşte başka ne bileyim okulumu güzelce yürütüp 3.sınıfıma geçeyim, bu pek çok sevdiğim bloga yazacak birsürü şeylerim olsun, gözümden mümkün olduğunca yaş gelmesin, bir de şu ehliyeti sağ salim alayım allah aşkına şimdilik öncelikli istediklerim bunlar. Zaten istekleri çok özelleştirince özgürlük duygusunu kaybediyorsunuz. O yüzden sadece hayatın sürprizlerine karşı sağlam durabilecek güçte olmayı istemek yeter bence. Kendisi su gibi akıp gidiyor zaten.

Şunu da söylemeliyim ki umutsuz olmayın hiçbir zaman. Bir şeyi gerçekten istiyorsanız, ''nedir ki yani benim olduramayacağım'' deyin, küçümseyin, gözünüzde büyütmeyin ve gerçekleştirmeye bakın. Ne zaman ne olacağı belli olmayan şu hayatta, ''çıkmaz demeyin şansınızı deneyin!'' :)

Hepinize gülmekten karnınıza ağrılar girecek bir 2012 diliyorum:)

6 yorum:

  1. Selam!
    ‘’Şöhretin Ayak Sesleri’’ adlı bir yorumum olacak.
    Evet her şey 12 Aralık 2011 tarihi itibariyle başladı. O zamana kadar hayat hepimizin adına normal seyrinde devam ediyordu, fakat gelelim görelim ki o sabah hepimiz için çok ilginç geçmişti. O gün sosyal medya deyim yerindeyse adeta yıkılıyordu.
    Peki ne olmuştu? Cevabı basitti. Ceren, gündem yaratacak açıklamalarıyla magazin basının gündemine oturmuştu. Röportajını okumuşsunuzdur... Gerçekten akıllara durgunluk vericiydi, ‘’içimizden biri’’ diye hitap ettiğimiz Ceren’in bu ilginç röportajı hepimizi şaşkına çevirmişti. Okuyucularından büyük tepkiler almış, twitter aleminde de birçok takipçisinin saldırısına uğramıştı. Yaşananlar hepimizin adına üzüntü vericiydi, biliyorum.
    Ve ben. Evet bu olaya tepkisiz kalamazdım. O günden sonra yazılarına özellikle dikkat ettim ve bekledim, çok bekledim, ama daha fazla dayanamazdım. Gerçekleri yüzüne vurmam gerekiyordu. ‘’O’’ içimizden biriydi, yaşananlar gerçek olamazdı. Ne yazık ki bu röportajdan sonra gelen şöhret ‘’O’’nu çok değiştirmişti. Bu yazılarına da yansıyordu. Gelin hep birlikte, o günden sonra neler yazmış inceleyelim;
    *
    -Buranın çarşısı pek yetmiyor ama olduğu kadar artık.
    -O ne kalabalık öyle be. Duyan gelmiş duyan gelmiş. Bir de bunların hepsi alışveriş yapsa tamam…
    -Şimdiye kadar hep dilimin ucuna geldi sustum ama yakında patlıcam birine.
    -İnsanda ne alışveriş zevki bırakıyorlar ne bişey. (Sözlere bakar mısınız sayın okuyanlar.)
    *
    -Benim gibi terliği zorla giyen insanlar için ideal bunlar. (Sanki önceden evin içinde ayakkabıyla geziyordu hanımefendi.)
    -Bunu kimseden istemiyorum gitmeye üşenmesem kalkar ben de alırım. (Burada hizmetçilerine sesleniyor.)
    -Ben ki müsrifliğin dibine vururum. (Biliyoruz!)
    *
    -Seçim Yapmak mi? Hiç Bana Göre Değil (Ukalalık diz boyu.)
    -‘'ee yap ulan birini işte''
    -Al ulan birini işte! (Geçenlerde bir eğlence mekanında, garsonlara hitap şekli.)
    -Önümden tramvaylar dolmuşlar geçiyor binmiyorum. Bekliyorum bekliyorum…. Beklemekten yorulup dolmuşa biniyorum. Önüme onlarsız devam etme kararını alabildiğime göre…Haddinden fazla düşünme. Cart curt vıdı vıdı. (Bu sözler, ‘’O’’nun erkek arkadaşına söylediği sözler… O akşam bir eğlence mekanından çıkan Carlos soruları yanıtsız bırakmış, ünlü güzelimiz ise arka kapıdan çıkarak gazetecileri atlatmaya çalışmıştır, ardından da kendini ıssız diyarlarda bulmuştur. Önünden dolmuşlar, trenler geçmiş, fakat sevgilisi Carlos hainlik yapıp arabayla almaya gelmemiştir. Bu da bardağı taşıran son damla olmuştur.)
    *
    Yanındakini tek tuşa basıp susturabilir misin? Hayır. Şu saatte konuşacaksın, şunları söyleyeceksin diye onu programlayabilir misin? Hayır. (Arkadaş çevresinin artık değişmesi gerektiğini belirtiyor.)
    *
    -Ben hediyenin pahalısını severim, gidip de sevgilim bana Ugg alsa mesela…Tamam ucuz bir şey değil ama… (Carlos’a yazdığı twitter mesajı. Gündem yaratan mesajlarından biri daha.)
    -Sevgilime ne alayım diyorsanız…Ne bileyim! İlla almak da gerekmez. (Boş kaldığı vakitlerde twitter üzerinden gelen mesajlara cevap veriyor. Bu da bir takipçisine söylediği akıl almaz sözlerden biri.)
    *
    -Bir süre sonra insanı bayıyor. Okuyucunun fazla ayağını alıştırmamak lazım bence. Bazılarınızda sahtelik paçalarınızdan akıyor. (‘’O’’nu ‘’O’’ yapan okuyucularına söylenen sözlere bakar mısınız?)
    *
    **Ve ve ve gelelim en bomba kısma** Para onu ne kadar değiştirmiş, gelin bir de kendi ağzından duyalım. Yılın ilk günü itibariyle söylenen bu söz, artık onu bizden ayırıyor ve uzak diyarlara götürüyor… İşte o söz:
    -Yılbaşı için de teyzem ''büyük ikramiye 40 milyonmuş'' dediğinde yine her zamanki gibi amaan dedim.
    Küçükken böyle değildim ama ben. (Yemezler güzelim, yemezler! Çok yanlış tanımışız seni. )

    Gittim :))

    YanıtlaSil
  2. oğlum sen işsiz misin lan? bununla mı uğraştın oturup allah ıslah etsin

    YanıtlaSil
  3. Şu an düşündüğümde bana da saçma geliyor. Bunları ben mi yazdım, niye bu kadar uğraştım diyorum, ancak yazarken hiç öyle düşünmüyorum, daha doğrusu düşünmemiştim. Buraya uğrayıp arada bir böyle yorum yazmak eğlenceli oluyor. Sıkıyorsam veya senin açından eğlenceli olmuyorsa bundan sonra yazmayım?

    YanıtlaSil
  4. istediğini yaz da fazla edebiyat yapıyosun yarısına kadar gelmeden sayfayı kapıyorum yani, yazabilirsin ama okunmuyor bilesin

    YanıtlaSil
  5. Ben de Adsız ın yorumuna yaptığının aynısını senin yazın için düşünüştüm. İnsan yazarken kaptırıyor ve farkına varmıyor. Aynı problemi ben de yaşıyorum. Çok uzun yazıyorsun, kalemin güzel ama uzunluktan akmıyor yazdıkların, okutmuyor. Daha kısa yaz.

    YanıtlaSil
  6. daha kısa yaz derken? emrin başım üstüne canım. derdim sizin okumanız değil içimi döküyor olmam. kaç satırını okuyacağın senin keyfine kalmış.

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;