28 Temmuz 2011 Perşembe

Ünlü Sevgilin mi Var, Eyvah!

Kızlar; bugün oturdum, hem sizin için hem kendim için bu konuyu uzuuun uzun düşündüm.
Hepimizin hayalinde bir James Franco, bir Leonardo DiCaprio, efendime söyleyeyim bir Tom Cruise gibi adamlar var. ‘ayy hayıaar ben sevgilimle mutluyum kimsede gözüm yook’ diye palavra atanlarınızı duyar gibiyim; ama birbirimizi kandırmayalım şekerim. Şimdi Brad Pitt kapıyı açsa da ‘bir akşam yemeğine ne dersin?’ diye sorsa hepimiz don atlet arkamıza bakmadan koşarız.
Bunlar yüzleri, fizikleri sayesinde senin benim hayatımız boyunca kazanamayacağı parayı 1 sinema filmiyle götüren adamlar. E tabi yetenekleri de var da, bebek gibi suratları olmasa bu kadar popüler olamayacakları aşikar.








Gelin birlikte hayal edelim.. 7’den 70’e kadın kısmının televizyona yapışıp izlediği, genç kızların gece yatmadan önce posterlerini 40 kere öptüğü, facebook’ta 7472989494 kişinin beğendiği, tüm dünyanın ‘ağzından bir laf çıksa da paylaşsak’ diye sosyal ağların başında nöbet tuttuğu bir adamla berabersin. Tüm dünya o herife ölüp biterken, o eve gittiğinde seni görmeyi hayal ediyor, seninle olabilmek için setlerden yırtmaya, günlerini boşaltmaya çalışıyor.. Evet benim olduğu gibi sizin de içiniz bir hoş olmuştur eminim, Allah korusun eğer hormonlarınızda bir bozukluk yoksa.
Her şey tıkırında, havandan geçilmiyor, tüm dünya seni konuşuyor. Kızlar seni kıskanmaktan uyuyamıyor, yolda görsek de alaşağı etsek diye planlar yapıyorlar hakkında. Davetlerde beraber boy gösterip dergilere basılan resimlerinize bakarken birbirinize ‘senin göbeğin mi çıktı eheh’ diye şakalar yapıyorsunuz.. Yani egon, şöhretin, havan tavan yapmış durumda.
Gel gelelim işler o kadar kolay değil.. Zaten bu kadar güzel bir tablodan sonra işin içinden bir çapanoğlunun çıkacağını siz de tahmin etmişsinizdir. Anlattıklarımı okuduktan sonra takdir edersiniz ki böyle adamların yanında süzülen kadın olmanın eminim ki büyük zorlukları da vardır.
Bir kere, için rahat değil. Düşünün; bir pazar sabahı adam seni öperek uyandırmış, yatağına portakal sulu, sucuklu yumurtalı, en kırmızı güllüsünden tepsi yapıp getirmiş. Kahvaltı ettiniz falan, adam ”ben bi’ gazete alayım” diye markete gidiyor. Allaaah, şimdi seyredin cümbüşü. Sevgilin normal bir adam olsa, ‘e iyi bi de sigara al’ der yollarsın ama bu iş öyle değil işte. Adamın o marketten etrafına kene misali 7372848 kızla dönme ihtimali var. Sonra sırf o elledi diye kapı kollarını söküp eve götüren kızlar, sırf o havayı soludu diye markette ömrünün geri kalanını geçirmeye razı olan hatunlar. Sen de otur evde 2 sigara 1 gazete bekle saf saf.. Buna can mı dayanır!


İnsan akıl hastası olur çıkar yahu! benim öyle sevgilim olsa çoluğu çocuğu bırakır onun derdine düşerim. ”aayy, şimdi nerde acaba? oyy kaç kız atladı üstüne kim bilir! off bi an önce gitse de gelse..” şeklinde.
Geceleri uyku bile uyunmaz vallahi. Mesele o uykuya dalmadan ben hayatta uyuyamam. Mazallah şimdiki kızlar pek dişli, gelirler yatak odanın ortasından götürüverirler adamı, ruhun duymaz. Sen de anca öyle kek kek uyuyup rüyanda artiz sevgilini görürsün. Ama adam çoktan uçmuş gitmiş beheeyyy! Zaten bu söyleyeceğim feminizm olarak algılanmasın ama; erkek milletinin kadınlara karşı zayıflığının onlar dahil hepimiz farkındayız. Yani hoş bir hatun tutsa yakasından çekse köşeye, ”ayy ben seni tanımıyorum bile!” deyip de sıyrılmasını falan bekleyip kendimizi kandırmayalım. Her ne kadar seviyor olursa olsun.. Zayıf bir anına bakar her şey, sonra haydiii cenaze namazına!
Ondan sonra bir de şu var; onun yanında olduğun için her an suratına flaşı yeme riskin mevcut. Yani evde oturup ballı süt içerek Simpsons seyrederken bile bakımla olacaksın, hatta ve hatta bornozun bile güllü dallısından olacak. Ne olur ne olmaz, magazinden, paparazzilerden korkacaksın. Dışarıda bir yerde de gezersen makyajın, saçın başın her an düğüne gidecekmiş gibi olacak. Bir an bile kambur durmayacaksın, sürekli sanki önünden reis-i cumhur geçermişcesine ciddi, dik duracaksın. Çünkü kontrolü 1 dakika bıraktın mı kızların saldırıp seninkini eve götürmesi an meselesi.
Yani uzun lafın kısası, bu adamlarla hayat zor anacım. Yatarken stres, kalktın gene stres, geldin gittin indin çıktın hep stres hep stres.
Sanmayın ki ben bu yazıyı, eğer bir gün Hollywood yıldızı sizi tavlamaya çalışırsa kös kös oturun, yüz vermeyin diye nasihat vermek için yazdım; manyak mısınız yahu? atlayın üstüne!

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Bekarlık Sultanlıktır Diye Boşuna Dememişler

Geçenlerde oturdum düşündüm, sevgili aslında çok güzel ama çok zor bir şey.


Düşünsene abi, sürekli ensende olan, başına peder kesilen bir herifle yaşıyorsun. Babanın bile tınmadığı saatlerde bu adam seni arayıp dakika dakika rapor istiyor falan.


Beraberken iyi hoş; kafayı dinliyorsun hiç olmazsa, gözleriyle görüyor ne yaptığını, arama sorma sorgulama yok. Ama bir ayrı takıldın mı allaaaaah, kendini uzun dönem asker gibi hissediyorsun arkadaş! Tek fark, plaka numaran gelince suyla ıslatmıyorlar. Yoksa disiplin, sorgu sual her şey birebir aynı.


Sorgu sual deyince hepinizin aklına gelmiştir eminim o ahiret soruları;


-nerdesin?


-kiminlesin? hmm o sevgilisinden ayrılmış mıydı?


-napıyorsun?


-kaç gibi dönersin eve?


-ne giydin?


-niye hiç bana mesaj atmadın? neyse dikkat et kendine, eve gidince de ara.


vıdı vıdı vıdı…


Yazarken bile fenalık geçirdim. Yani feminist bir düşünce olarak algılamayın ama, bu erkeklerin de kalbinizi çaldılar diye özgürlüğünüzü de çaldıklarını sanmaları beni çileden çıkarıyor. Sanki sen sormasan ben kendimi kollayamayacaktım da aklımı başıma senin sayende devşirdim. Bir ben senin sahibinim tavırları, bir emirler vermeler, kıskançlıklar.. Tamam her erkek böyle olmayabilir ama çoğu böyle kabul edelim. Zaten bu özelliklerin hiçbirini taşımayanın da erkekliğinden biraz şüphe duyarım ben, mayalarında var çünkü. O kadar anlayışlı adam mı olur ya, cennetten inemeyeceğine göre; ı-ıh olmaz!


Güzel yanları da var seni seven birine sahip olmanın bunu inkar edemem. Ama biz onlarla pembe panjurlu evler, boy boy çocuklar hayal ederken onlar hala bu kafada, sürekli hesap ver istiyor adam; bütün romantizmin içine ediyor! Sanki ben şirketinde muhasebe müdürüyüm de attığım her adımdan kiminle görüştüğümden haberdar olması lazım. Sanane kardeşim, nefesimden bile haberdar olmak zorunda mısın? İndik çıktık yedik içtik.. Bunları bilmesen ne olur?


Yani bir kıssadan hisse çıkaracak olursak; sevgilin mi var derdin var, bekarlık mı var huzur var!


ps:Bu kararlılığımı bir sonraki ”yakışıklı karşısında eriyip bitme anı”na kadar sürdüreceğime ant içerim!

10 Temmuz 2011 Pazar

Aslında Hiç Gitmedin

Her şey güzeldi, mutluyduk. Sanki dünyada başka kimseye gerek yoktu seninleyken, her şeye doymuştum; bir zamanlar babasının şımarık kızı olan ben, öyle bir tamahkar olmuştum.


El ele yürümek, en uzun caddeleri beraber kat etmek, yüzlerce binlerce fotoğraf çekmek; bunların hepsi sadece seninle güzeldi. Bitkisel hayata girmişim de nefes almamı sen sağlıyormuşsun gibi, sensizken nefes alamıyordum sanki. Sen aramayınca ölüyordum, sesini duyunca diriliyordum ancak. Evet bir insana bu kadar bağlı olmak acizlik gibi gözükebilir, acizim o zaman ben de.


Ama her güzel şey gibi bir gün bu da bitti. Gidersen ölürüm diyordum, hala yaşıyorsam bil ki tek sebebi var; zamanı, el ele fotoğraflar çekildiğimiz yerde durdurdum. Ömrümün geri kalanına orada devam edeceğim ben, sen ister kal ister git. Bir gün dönüp gelmek istersen de, ben hep o para atıp hiç ayrılmamayı dilediğimiz gölün başındayım. Ve haberin yok belki ama yanımda da hala sen varsın.