22 Kasım 2011 Salı

Yoksun.

Sabah kalktım. Sağıma döndüm seni görmek için, sen yoksun.

Yüzümü yıkadım, aynaya baktım kapıda beni izliyorsundur diye, sen yoksun.

Kahveyi koydum. 2 bardak çıkardım, sen yoksun.

Gazeteleri aldım, ilavelerini kendime, asıl gazeteyi sana ayırdım; sen yoksun.

Bilgisayarı açtım, sevdiğim şeyleri sesli okumaya başladım sen de gül diye, sen yoksun.

Vizyondaki filmlere baktım, aşk filmleri gelmiş. 2 bilet ayırttım, sen yoksun.

Evden çıktım, anahtarı sen almışsındır diye almadım; sen yoksun.

Yolda el ele tutuşan insanlar gördüm, sağıma baktım, soluma baktım, sen yoksun.

Üşüdüm, ellerimi cebime atmak zorunda kaldım, çünkü sen yoksun.

Sigara yaktım, çakmak almamışım, yakarsın diye bekledim, ama sen yoksun.

Çok yakışıklı bir adam gördüm, dönüp ikinci kez bakmadım sen varsın diye, sen yine yoksun.

Sevdiğim, beğendiğim hiçbir şeye aşık olamıyorum, kalbimi paylaşmak zorunda kalma diye,
sen en çok da şimdi yoksun...

3 yorum:

  1. Hep bir eksik yaşamaya alışmalı insan. Eksikliğine rağmen sevmeli onun yokluğunu ;) O olmasa da o vardır çünkü her eksiklikte.

    YanıtlaSil
  2. Selam! Adsız diyecek ki...
    Üniversite sınavına hazırlanırken denk gelmiştir; Türkçe sorularında, ''Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?'' gibi sorular vardır. İşte o sorulardan birinin, yanlış seçeneklerinden biri de bu cümleler olsa gerek...
    Evet, giriş cümlesi için uygun bir şey bulamadım. İlk cümlemden itibaren yazdıklarına methiyeler düzmek de istemedim. Zaten çok da iyi yazdığın söylenemez(Yersen.)
    Yazdıklarını uzun süredir takip etmekteyim, bu bataklığa nasıl düştüm, bilmiyorum(Abarttım sanırım.) Sana şöyle söyleyim, pc'yi ne zaman açsam sayfana bakmadan geçmiyorum. Hatta senin adına ''fun (gı)lap'' sitesi açasım var. O derece bağımlısı oldum, düşün artık... Şaka bir yana yazdıkların çok içten ve samimi geliyor, eminim bunu birçok insandan da duymuşsundur. Konuyu nasıl bağlayacağım(bağlıcam) merak ediyorum. :) Konuyu bağlıcam derken yanlış anlaşılma olmasın, ''ilan-ı aşk'' falan etmeyeceğim(etmicem).
    Yazdığın bu güzel yazının altını, bu saçma sapan cümlelerle doldurmak istemezdim. ''İstemezsen niye yazıyorsun ulan?!'' dediğini duyar gibiyim. Kusura bakma yazmasam içimde kalacaktı. Hem kötü bir şey de demedim, de(di) mi ama?
    Daha fazla yazmaya özen göster, bak gizli hayranların tarafından yoğun mesajlar alıyorsun. Onların sesine kulak ver. Bu arada, ilk defa tanımadığım bir insanın yazısına bu şekilde yorum yapıyorum. Muhtemelen yorumumu da sileceksin, biliyorum. Açık söyleyim, ben olsam silerdim. Ama ben bu yorumumu saklayacağım(sonra da turşusunu kurup dolabıma...) Neyse gerçekten saçmaladığımın farkındayım. Ama sen ne demiştin?
    -''Bugün biraz sıradan ol.'' Evet belki tam olarak bunu kastetmemiştin, ama içimden böyle bir farklı olmak(fark ettiysen ''sıradan'' demiyorum), tanımadığım bir insana karşı yaptıklarından ötürü güzel şeyler söylemek geldi. Bir de senden bir ricam var. Bu mesajın geyiğini twitter adresinde yapmanı istiyorum. Bunu bana çok görme. Dalga geç, ‘’salak’’ falan diye hitap et hatta. Evet bunları söyle ki, ben de bir daha tanımadığım insanlara böyle şuursuzca mesajlar atmayım.
    Pekâlâ pekâlâ gidiyorum. Ama bu yazdıklarımı okuduğuna dair bir yazını veya yazını demeyeyim de, ımm bir iki cümleni, yani görüşünü(bu twitter'da veya bu yorumumun altında bir yorum olabilir.) görmek beni gerçekten çok mutlu edecek(İnan nedenini de bilmiyorum.) Saçmaladıklarımı okuduğun için teşekkür ederim. Kusura bakma :)
    Adsız dedi ve gitti...(Buram buram özentilik kokuyor.) :)

    YanıtlaSil
  3. Yazının şeklinden çok gerçekliğine değinmek istedim ben aslında. Ayrılık sonrası sendromunun gayet yalın ve iç acıtıcı tarafı... Okurken cümlelere dalıp gittim, sadeliği aktı içime resmen. Ağlamaklı oldum, geçmişe döndüm. Ve bir kere daha dua ettim içimden, kimse sevdiğinden ayrılmasın diye...

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;