3 Ekim 2011 Pazartesi

Twitter: Günümüzün Siberalem'i

Sosyal medya denen kavram iyice hayatımıza girmiş durumda. Biz icq'larla, messenger'larla büyüdük. O zamanlar ''cnm msn'in var mı?'' ydı sosyalleşmenin adı. Şimdilerde ise sosyal medya adını koyarak daha büyük, geniş, önemli bir mecra olduğuna inanmaya başladık.

Eskiden arkadaşının mail adresini alır eklerdin, msn'de de okuldan sağdan soldan geyik yapardın. Yani internette konuştuğun kişi normal hayatında da arkadaşındı, sadece oradan ekstra geyik yapılıyordu. Hatta babam anlam veremezdi saatlerce klavye başında olmama, ''okuldan daha yeni geldin, yeni ayrıldınız ne buluyorsunuz bu kadar konuşacak'' diye sorardı. Ama ordan yapılan dedikodunun tadı ayrıydı tabii ki. Biz bu 10 parmak klavyeleri msn'de sabahlayarak yaptık. Parmaklarımız nasır tuttu bazen, gözlerimizden yaşlar gelene kadar ekrana baktık inatla. Yat dediler, yarın okul tatil dedik. Bilgisayar lazım kalk artık dediler, yalvar yakar 5 dakikanın pazarlığını yaptık.

Tabii o zamanlar şimdiler kadar bolluk içinde değildi. Şimdi bizim evde herkes bilgisayarının başına geçiyor, internet cafe işletiyoruz zanneder gören de. Sonra artık hemen hemen herkesin modemi sınırsız, kota derdi yok. Eskiden ev telefonundan bağlanılırdı internete, dozu kaçırdın mı ''telefonu çok meşgul ettin'' denir, kablolar çekilirdi. Konuştuğumuz insana veda bile edemezdik. ''Düştüm yeaa'' derdik ertesi gün, olur biterdi.

Şimdilerde internet insanın hayatını etkilemeye başladı. İnsan var olduğundan beri, ortak bir mekanda bulunduğun kişiyle tanışılır (okul, dersane, mahalle vb), sonra samimi olunurdu, internet akla gelen son şeydi yani. Ama günümüzde öyle değil. Artık yeni bir boyut kazandı insan ilişkileri. Bir insanın önce yazdıklarını okuyorsun, kafa yapısını, mizacını anlıyorsun, sana uygunsa görüşüp tanışıyorsun, sonra samimi oluyorsun.

Buna en elverişli yer, Türklerin pek çabuk ısındığı Twitter. Baktın hoşuna gidiyor adamın kafası, hop takibe al. Facebook'a ekle, sonra buluşma ayarla, telefonunu al vesaire vesaire..

Bunlar güzel şeyler tabii ki. Mesela twitter satesinde taa Adana'dan Trabzon'dan insanlarla tanıştım ben de. İnternet olmasa varlıklarından bile haberim olmayacak, karşılaşma şansımın bulunmadığı insanlarla. İnsan sosyalleştiğini hissediyor. Düşünsenize oturduğunuz yerden çevreniz genişliyor bir kere. Evde üzerinizde çamaşır suyu dökülmüş eşofmanınızla, tepeye kondurduğunuz topuzunuzla, en absürd halinizle yeni insanlar tanıyorsunuz bir nevi.

Öyle ince bir çizgi var ki bunu lehine kullanmakla aleyhine çevirmek arasında.. Orada durmak lazım işte. Çünkü sosyal medyada işler gereğinden hızlı ilerliyor. İnsanlar yeni takibe aldığı insanlarla 2-3 mention'dan sonra canım bebeğim balım'lı konuşabiliyor (kendimi de katıyorum bunun içine). Mesela benim şu an gerçekten kardeşim dediğim insan, 13 yıldır yediğimin içtiğimin ayrı gitmediği insan. Ama burada da bazen dalgasına bazen hissederek kardeşim dediğim oluyor. Ne kadar hissediyorum orasını bilemem ama, bazen insanlardan gerçekten ''elektrik'' alıyorsunuz ve aylarca görüşmeseniz, farklı şehirlerde olsanız bile yakın dost olabilme şansınız var.

Görünüşte her şey güzel, arkadaşlarınız artıyor falan filan. Ama o işler her zaman öyle toz pembe değil işte. Benim yaşadığım müddetçe aklımdan çıkmayan, beynime tabir-i caizse kazıdığım bir laf var; ''çabuk gelen samimiyet çabuk gider''. İnsanları sindire sindire tanıyıp hayatına almak gerek. Şimdi diyeceksiniz sen bunu çok mu yapıyorsun da akıl veriyorsun? Hayır. Zaten benim bu işten çok ağzım yandığı için yazıyorum ben yaptım siz yapmayın diye. Yani bir kere işin mantığına aykırı; sen 5-6 yıl her gün aynı okula gittiğin yüz yüze baktığın insanlara da arkadaş diyorsun, 1 bilemedin 2 kere gördüğün, modemini kapasalar bütün ilişkinin biteceği insanlara da. Aileler de henüz bu duruma hazır değil. Babam bana kiminle buluşacaksın, nerden arkadaşın diye sorduğunda ''twitter'dan'' diyemiyorum. Eskiden internetten, siberalem gibi sitelerden kurulan arkadaşlıkları hepimiz eleştirirdik, anlam veremezdik çünkü. Bana da garip geliyor, ortak arkadaşlarımız var falan diye geçiştiriyorum olayı.

Twitter'da 180 küsür kişiyi takip ediyorum. Keşke hepsiyle en az bir kere yüz yüze görüşüp tanışabilsem. Ama tanışabildiklerim 1 elin parmağını geçmez, bunda senede 9 ay şehir dışında yaşamamın da payı var. Yazın da tatildi şuydu buydu derken, e insanın kendi arkadaşlarına da vakit ayırması gerekiyor tabii. Öyle böyle denk düşmedi yani, hala deli gibi buluşmak istediğim insanlar var ama ya bana uymuyor günler ya onlara. Ne yapalım sene içinde görüşürüz bir şekilde artık:)

Gerçekten samimi olabileceğime inandığım insanlar var. Ama şunu söylemeliyim ki aşırı bir dedikodu dönüyor insanların arasında. Benim yüzüme canım balım diyen insan arkamdan atıp tutuyormuş kaç kere duydum bunları. Çoğu insanın derdi, kimin kaç takipçisi var, nasıl yazıyor bilmem ne. Twitter'dan tanışan insanların toplu buluşmalarında bile (Benim katılmaya pek fırsatım olmadı, katılan insanların izlenimlerini aktarıyorum)  ellerde telefon, normalde söylesen gülmeye tenezzül bile edilmeyecek twitler birbirleri tarafından retweet ediliyor, takipçiler artırılıyor, şşt bak bakayım ben kaç olmuşum'dan başka muhabbet dönmüyormuş çoğu zaman. (Tabii ki gerçekten kaliteli muhabbet etmek için toplanan insanları tenzih ediyorum, onlar iyi ki varlar.)

Yani uzun lafın kısası, dünyaya bir kere geliyoruz, gülmek eğlenmek için insanlara ihtiyacımız var. Hepimiz isteriz çevremiz geniş olsun, topluluklarda aranan insan olalım. Twitter bunu destekleyen bir mecra. Ama dengeyi iyi kurmak lazım. Çünkü anlık mesajlar yazıyoruz ve insanlar okuyor ediyor. Söz uçar yazı kalır demiş atalarımız, iyi de demişler. Günlük hayatta yaptığın laklakları yazıya rahatça döküp yazıp çizdiğin zaman yarın öbür gün gelip senin yüzüne vurabiliyorlar. Ondan sonra, hemen kardeşim bebeğimli düzeye geldiğin insanlar, arkandan konuşup durabiliyor, twitleri çok iğrenç yeaa nasıl o kadar takipçisi var diye sana iftira atabiliyor. Gerçekten çok çirkin durumlar bunlar. O yüzden ''sağlam'' insanlarla, görmüş geçirmişlik bakımından kendinle denk olan insanlarla ilişki kurmak lazım.

Çok şükür şimdiye kadar ağzım yanmadı bu konuda. Pek hızlı samimi olduğum 1-2 insan da arkamdan vurunca hayatımdan çıkardım, daha mutluyum hatta onlarsız. Demek ki hayatıma almaya hiç gerek yokmuş. Bunu iş işten geçmeden, 1-2 ay içinde fark ettiğim için de nasıl dua ediyorum anlatamam.
Hala yüzüme gülüp arkamdan konuştuğunu duyduğum 1-2 insana da yapacağım bir şey yok. Davul bile dengi dengine. Biraz aile terbiyesi, biraz da insafa sahip olsalardı yapmazlardı, o yüzden yüzlerine vurmaya gerek bile duymadım. Çünkü söylesem ne olacak, benim keyfim kaçacak ama onlar daha beter dedikoduya devam edecekler. Huylu huyundan vazgeçmez diye düşünüp susuyorum, onlarla bunları konuşmak demek, söyledikleri laflar beni yaralıyor demektir. Yaralamadığına göre de, konuşmaya etmeye hiç gerek yok.

İnşallah size hep denginiz olan, gerçekten bir şeyler paylaşabileceğiniz, amiyane tabirle helal süt emmiş insanlar rastlar. Umarım kimse arkanızdan dedikodunuzu yapmıyordur, dua edin de insanlar hakkınızda düşündüklerini yüzünüze açık açık söylesinler. Belki o an kırılabilirsiniz ama bu daha hayırlısı inanın. Dürüstlükten kimseye zarar gelmez. Bu uzunca yazıyı okuyanlara, naçizane tavsiyelerimi yabana atmamalarını diliyorum, kendim için ise twitterdan tanıdığım ama henüz görüşemediğim ''gerçek'' insanlarla en kısa zamanda bir araya gelebilmeyi umuyorum.

3 yorum:

  1. Bence bloglar twitterdan cok daha fazla musait anlattigin tarzda dostluklar, arkadasliklar vs kurmaya. Sebebi ise cok daha derin acik ve samimi olmasi insanlarin kendi bloglarinda. Populer kulturun de etkisinden daha az nasibini aliyor ki bu durum detayli konusulursa daha da onemli bir etken soylediklerimi desteklemeye.

    Ufak capli bir karsilastirma yaptim yazdiklarina dayanarak fakat benim nacizane gorusum yasadigimiz sosyal hayat ile sosyal paylasim platformlarinin derin bir cizgiyle ayrilip, karistirilmamalari gerektigidir. Elbette insan her ortamda arkadaslik kurabilmelidir fakat internetin kocaman bir maske olabilecegi gercegi unutulmamalidir.

    YanıtlaSil
  2. güzel yazmışsın sevgili ceren..

    keyifle okudum

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;