11 Eylül 2011 Pazar

Zamane Çocukları, Zamane Televizyonları

Şu aralar çocukluk temalı pek bir yazı yazar oldum. Yayınladıklarım haricinde bir de taslak olarak duranlar var, onlardan hiç bahsetmiyorum bile. biri alsın 1 günlüğüne götürsün beni oralara da siz de rahatlayın ben de:)


Bugün de canım çizgi film izlemek istedi feci derecede. Televizyonda genelde 10-11-24 falanlarda gezerim. Yani 60'lı kanallara bakmaya pek zamanım olmamıştı şimdiye kadar. Dur lan dedim bir gideyim 22'den ileri (22 show tv oluyor digiturk'te, o da demek oluyor ki Doktorlar var yine, sıkılmışım belli).


Az gittim uz gittim dere tepe düz gittim, anaaam bir de ne göreyim Jetix'te 402 No'lu Sınıf var! Hem de Nancy'yi gördüm en turuncusundan. Oy yerim onu. Ne şekerdir o öyle, bayılırdım bildim bileli. Sonra Polly denen aşifteyi gösterdi, o da sınıfın en uyuz, sürtük kızıdır bilen bilir. Sinirimi bozdu çevirdim kanalı.


Sonra Disney Channel'ı açtım. Jonas Brothers mı ne? Kara kaşlı kara gözlü bir ergen çocuk geçirmiş gitarı boynuna, öttürüyor da öttürüyor. Sahne alırken de konser alanı full çekiyor, kızlarda alkış kıyamet Joe beni öppp, Joe ceketini bana veeeeer falan diye şımarık pozlar. Şimdiki çocuklar bunları izleyerek büyüyor demek ki. Devir epey değişmiş ben farkında değilim. Gerçi Justin Bieber denen velet 94'lü haliyle bu kadar popi yapmışsa devir gerçekten değişmiş demektir. Geçen gün, sırf merakımdan bak, twittera adını yazdım keratanın. Arkadaş saniyede ben diyeyim 100 sen de 500 twit atılıyor herifle ilgili. Vallahi kıskandım. Biz 17 yaşındayken Öss'ye hazırlanıyorduk lan. Bu bacaksız turneden turneye koşuyor. Gözünü sevdiğimin şöhreti be.


                                                               
Tiplere bak tiplere
Şimdiki gençlik idolleri Hannah Montana'lar, Selena Gomes'ler falan. Neredeyse hepsi benim yaşımda ya da benden 1-2 yaş az/fazla insanlar. Haliyle ne zaman görsem çatur çutur kıskanıyorum. Evet herkesin hayatı kendine göre en güzelidir, kendi hayatımdan hiçbir memnuniyetsizliğim de yok kesinlikle; ama yani yanında şöyle azıcık ucundan şöhret de olsa fena olmazmış. Televizyonda kendini izliyorsun falan, ihtişamlı hoş şeyler bunlar tabisi.



Kanal değiştiriyorum, Trt Çocuk'tayım. Bugs Bunny var! BUDUR! 
Çok şükür be arkadaş! Ne ballıyım ya en sevdiğim çizgi filmi buldum hem de. Tavşan neslini sevmemi sağlayan bu bunny'dir vallahi. Onun o ''naber cınım'' ları yok mu.. Elindeki havucu al ye falan. Böyle tatlılık yok. İzlediğim bir çizgiden bile ibaret olsa, zeka beni cezbediyor ne yalan söyleyeyim. Onu kovalayan bi it herif vardı, ona neler neler yapıyor da kendini yakalattırmıyor ya hayranım o kıvrak zekaya ben. Tipinin şekerliğinden çok hareketlerine bayıla bayıla izlerdim ben Bugs Bunny'yi. Ama ben  hep en sondan yakalarım sevdiğim şarkıları, izlediğim dizileri, her şeyi. Kural yine bozulmadı son 5 dakikasında yakalamışım. Sağlık olsun diyerek izleyebildiğim kadar izledim ama tadı damağımda kaldı. Açtım netten seyredeyim 1-2 bölüm dedim, ı-ıh sevmedim. Böyle çizgileri modernleştirme çabalarına falan girmişler bozulmuş hayvanceğizin tipi. Sevmedim. Bırak dedim votka, çocukluğundaki haliyle kalsın kafanda. Hani sevdiğiniz insanların hasta halini görmek istemezsiniz, iyi haliyle hatırlamayı tercih edersiniz ya, tam o hesap.





Sonra o da bitince başka bir kanala geçtim adını hatırlamıyorum. Caillou var! Ayy zaten uyuz oluyorum şu velede, d&r da her yerde koca koca stantları falan var çok matah bişeymiş gibi. Tipsiz de bişey yani. Ama çocuklar bayılıyor arkadaş!

Bu yazıdan çıkardığımız ders; Şimdiki çocuklar çok farklı, devir gerçekten değişmiş.


Benim gibi sadece maç için tv izleyen bir insan televizyon açarsa böyle oluyor işte, kapatıp Breaking Bad'imi izlemeye devam ederim ben de.. Bu da böyle rengarenk, eğlenceli bi post oldu negzel.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;