25 Eylül 2011 Pazar

Yaz.

Dikkat dikkat! Okuduğunuz bu yazı, yaz tatilinin son yazısıdır. Bitti oğlum koskoca yaz, bildiğin bitti. Bu yazıyı geç bulabilirsiniz çünkü bizim okul geç açılıyor. Yarın yani. Geç açılmasına amenna da, geç de kapanıyor meret. 5 temmuz falan yani. Anlayacağınız sizler fink fink gezerken biz burda finallere çalışıcaz. Vaziyet beni şimdiden huysuzlandırıyor.

3 aylık tatili yedim bitirdim, dönüp dolaşıp bunu düşünüyorum. Bu yazın bana kazandırdığı en güzel şey burası oldu, yani blog, yani hisli defter. Hep yazıyordum ama tumblr'daydım daha önce. Biraz geç anladım ki orası azıcık resim müzik yeri gibi. Blogger şeysinde daha çok değer veriliyor yazılara. Ben de tası tarağı topladım yerleştim buraya. Yazıyorum, içimi döküyorum; e bir de okununca tadından yenmiyor.

Yazın çoğu İstanbul'da geçti. Eh bütün yıl İstanbul'u özlemişim, oradan başka bir yerde geçmesi beklenemezdi zaten. Ayrılırken şöyle düşünüyordum; ''oh be İstanbul'a da doydum he'' diyordum kendi kendime. Ama doyulur mu be İstanbul'a? Benimki de laf. Kelimenin tam anlamıyla İstanbul'un aşığıyım, nasıl bir tutku bilmiyorum ama çok seviyorum çok..  20 yıldır doğduğum evde yaşıyor olmam da sahip olduğum büyük bir şans. Semtimi, çevremi, muhiti o kadar seviyorum ki, Allah ayırmasın yarabbi. (şu an kısmen ayırmış olsa da her ayrılık bir gün biter, dayan Ceren diyorum kendime)

İçimde sayısız duygu durumu.. Sayısız değişiklik. Bir şeyler çalkalanıyor sanki. Bir sağa bir sola. Bir su terazisi olsa içimde, dengede durması mümkün değil.

Düşünüyorum sürekli. Aylardır gece istediğim saatte yatıp sabah keyfime göre kalkıyordum. Yarın 6 buçuk sularında kalkıcam. Telefonun alarm menüsüne girmek nasıl koydu anlatamam. 06.30' u tuşlamak falan.. Yarın da anasının nikahı gibi ders var. Hani o ilkokuldaki ''ilk gün bişey yapılmaz yeaa'' lar çoktan bitmiş gitmiş. Tekrar tanışsaydık, bir tur daha oryantasyon patlatsaydık? Güzel olmaz mıydı? Olurdu bence.

Bağımsızdık kaç aydır. Artık ders programına bakmadan yaşayamıyoruz. Ceren şu konsere gidelim mi? Ya benim bi ders programına bakmam lazım. Pranga gibi girdi, kazığı çaktı şu ders programı hayatımıza. Öyle bir sözünü geçiriyor ki mübarek, onsuz adım dahi atamıyoruz. Yaz güzeldi, programsızlık güzeldi. Kafamıza eseni yapmak güzeldi. Şimdi bunları yazınca okuldan soğuyormuşum falan gibi izlenimler olabilir, yok öyle bir şey. Benim soğuduğum şu uzun tatilden okula geçiş süreci. Yoksa 3 güne susarım, ödevdi dersti önüme yığılınca anestezi etkisi yapar zaten, hissetmem acısını.

Şimdi okul başlıyor. Alkole kısmen veda, kahveye merhaba. Gece gezmelerine veda, ders çıkışı sinemalara merhaba. Neyse, arkadaşlar var ama. Arkadaşlar iyidir. Zaten onlar olmasa ne okulun anlamı kalır ne dersin. Yarın beni okula götürecek, tramvaya bindirecek esas sebep özlediğim, pamuk helva gibi insanlar. Tanrı ayırmasın beni onlardan. Diğerlerinden de uzak tutsun. Amin.

Öyle yani, gönül ister ki yine gece 3-4 lerde yatayım. Ama başladı annemlerin 'erken yat' telefonları. Erkenden kasıt da 12-1 çaktırmayın. Noluyoruz yani 10'da mı yatacaktık? :)

Bu sene de güzel geçsin, su gibi aksın da yaz gelsin. Yaz güzeldir, aydınlıktır, sıcaktır, aileyle beraberdir, boştur, samimidir. 2011 yaz ise benim için şunlardır;

istanbul, ailem, acıbadem, arkadaşlar, beyoğlu, bira, bomonti, white c.mocha, twtter, facebook, shameless, the big c, time out, fashion week, sundaysky, sahaf, bienal, sergi, karakalem,scrabble, batak, uno, tophane, asmalı, limoncello, votkalimonn, hisli defter, doğum günü, hediye, fotoğraf makinesi, yeşillik, çimen, güneş, bulut, inönü, beşiktaş, park büfe, moda, siyah, beyaz, kıPrıs, merit, sıcak, çok sıcak, hastane, eczane, doktor, akraba, ramazan, oruç, susuzluk, ters dönen uyku düzeni, imsak, iftar, bayram, harçlık, bilet, uçak ve final destination: Samsun..

3 yorum:

  1. Yavaş yavaş tumblrın aslında ne kadar işe yaramaz bir zamazingo oldugu anlaşılıyor. Hatta şöyle bir benzetme yapabilirim tumblr = forward mail (çok mu itici oldu?) Bloggerı seviyorum, yerleştim hatta kök saldım ben mesela :)
    Bugünlerde takip ettiğim siteler yenilerini ekleme çabası ve heyecanı içinde epey bir emek sarfedip, birkaç blog bulmayı başardım.
    Blog dediğin yorumlarla, okunmayla güzeldir aksi takdirde bir çekmeyece hapsolmuş günlükten ne farkı kalır, değil mi?
    Umarım yorumlara kayıtsız kalan bloggerlardan değilsindir, gerçi yenisin, belli ki usul erkan bilmektesin ama yine de belli olmaz, haybeye yazmamış olmak dileklerimle...

    YanıtlaSil
  2. okur okumaz yorum yazmaya çalıştım yoksa döversin falan:P
    benzetmen de kısmen dogru evet.

    YanıtlaSil
  3. a a.. öyle bir izlenim mi uyandırdı sende yazdıklarım? Rica ederim, yorum yazmadan önce bloğuma göz atmış olsaydın, dövmek gibi şiddet ve hiddet içeren kelamların nasıl da uzak oldugunu düşünüp, hiç kullanmazdın. Eshefle kınıyorum :)

    Hal düşündüğün gibi ise "Kısmen doğru, evet." cevabınla kotarabileceğini mi düşündün acaba? O da ayrı bir merak konusu :)

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;