25 Eylül 2011 Pazar

Geç Keşfettiğim Dünya: İstanbul Fashion Week

Şehirde son günlerimdi, hızlandırılmış İstanbul programı yaptım bu ara. Gez babam gez. Cebindeki para, ayaklarında derman bitene kadar gez.

1 haftadır İstanbul da pek rahat durmuyor. Suç tamamen bende değil:)
IFW biteli 15 gün oldu ama ben daha yeni yazabiliyorum, gördüklerimi unutmadan zaman ayırıp yazmam gerektiğini düşündüm.

Hızlandırılmış gezi programım İstanbul Fashion Week ile başladı. Sadece son gününe katıldım ama keşke ilk 3 güne de gitseymişim, davetiyem olduğu halde ilgimi çekmediği için gitmedim. Ama hata etmişim. Ben modanın çok da kayda değer bir şey olduğunu düşünmüyordum. Hatta moda tasarımcılarını sanatkar olarak nitelendirmezdim. 'Moda insanın kendine yakışanı giymesidir' klişesine sığınıp harcıyormuşuz meğersem güzelim sektörü. Hiç de düşündüğüm gibi değilmiş, demek ki gidip yerinde, sektörün insanlarıyla görmek gerekiyormuş.

Fashion Week Odakule'de yapıldı. Tepebaşı'nda hemen Trt binasının orda. Büyükçe bir çadır kurdular. Müzik bangır bangır, kapılar camlar titriyordu o derece. Herkes birbirini süzüyor, flaşlar patlıyor, ünlüler desen akın akın. Gördüğüm ünlü isimleri saymakla bitiremem sanırım. Hatırladıklarım; Tuğçe Kazaz, Merve Boluğur, Oben Budak, Feryal Gülman, Bergüzar Korel, Tuğba Ünsal ve daha niceleri..

Moda blogger'ları vardı epey bir. Çoğu insanın elinde koca koca Nikon'lar, flaşları patlatıp patlatıp durdular. Ben de bol bol fotoğraf çektim, hala makinemde aktarılmayı bekliyorlar:)

Fakat şu var ki oraya gelen kitlenin bir kısmı; kendi, üstü başı için gelmemişti bence. Kimisi yeni aldığı cristianlarını göstermeye, kimisi bloguna malzeme çıkarmaya gelmişti. Fotoğraf-video çekmekten bir şey izleyemediler. Sorsan tasarımcının adını bilmezler. Koşa koşa basın odasına koşup fotoğraf yüklediler falan. Telefonlar da ellerinden düşmedi. Diğer bir kitle, bir bakalım görelim neymiş ne değilmiş diye meraktan gidenler (ben bu gruptanım), diğer kısım da gerçekten moda sektöründe çalışanlar, son olarak da giyinmeyi etmeyi sevenler, bir ayakkabıya tereddüt etmeden milyonlar verebilen insanlardı. E onlar takip etsin tabii, tuzları kuru ne de olsa.

Son gün Deniz Kaprol, Tuvana Büyükçınar, Rana-Berna Canok, ve Gamze Saraçoğlu defilelerini izledim. Deniz Kaprol'ün ilk kişisel defilesiydi, geçen sene Karma defilede sergilenmişti tasarımları. Bu sene kiminle çalıştı bilmiyorum ama, styling ve müzikler muhteşemdi. Mavi hakimiyetinde bir şov izledik. Zaten koleksiyonuna değinmiyorum bile, onu da çok beğendik. Ayakta alkışladık, hatta twitter'da tt oldu:)


Ama bence organizasyonun kraliçesi Gamze Saraçoğlu'ydu. Kıyafetler müthişti. Beyaz, turuncu, sarı gibi canlı renkler hakimiyetinde bir koleksiyondu. Gerçekten tebrik ediyorum kendisini. Tepeden tırnağa, saçtan makyaja, ayakkabıya kadar dört dörtlüktü mankenler. Kendisine de söyledim ama tekrar buradan da tebrik ediyorum, devamının gelmesi dileğiyle..

Diyeceğim o ki, önyargılı olmamak lazımmış hiçbir konuda, hiçbir şey hakkında. Moda da güzel bir şeymiş yani. Seneye imkanınız olursa davetiye ayarlayın mutlaka, yoksa da zorlayın elinizden geleni yapın ama mutlaka katılmaya bakın bu güzel organizasyona:)

2 yorum:

  1. ay ben moda bloggerlarını görmek istiyorum yakından. ünlüleri değil de onları merak ediyorum. tek tek sorucam siz ne iş yapıyonuz bu değirmenin suyu nerden geliyo diye ahahahah :D

    YanıtlaSil
  2. ben de merak ediyorum ya. maaş bordrolarını bile sorucam:P

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;