23 Eylül 2011 Cuma

Dur Yağmur Dur!

Dışarıda yağmur var. Hava çok gri.. bense kahvemi koymuş.. şaka lan şaka ne grisi ne kahvesi. Yağmuru da oldum olası sevmem allah biliyor ya.

Yahu Mikail; ne güzel havalar var; efendim güneşli havalar var, bulutlu havalar var, yahu kara bile razıyım. Ama şu yağmur sevdandan vazgeçsen diyorum he? Hayır yağmuru seveni de anlamam, hatta vakti zamanında ''yağdır mevlam su'' diye haykıran adama değinmiyorum bile. Gripin var bir de, durma yağmur durma diye çığıran. Sonra yağmur duası diye bişey neden var ki? Kimler bu duayı eden sorunlular? Bak gökten iki damla düştü böyle çenem açıldı görüyosun sevgili okur.

Şimdi 96'lı ergen kızlarımızın aklına yağmur deyince hep şu manzara geliyor biliyorum; sevgilisi onu eve bırakırken sağanak başlıyor, sonra ıslanıyorlar falan, öpüşüyorlar. O da bunu ertesi gün kankisine yetiştiriyor; tepki de şu: Aeeeyyy çok romantiiieekk'!


Hee çok romantik he sorma. Tabi sen okuluna servisle git gel, haftasonu ne dersane ne bişey, e öylesi bana da romantik anam. Ama her sabah 7 de otobüs kuyruğu bekliyorsan, yetişmen gereken sınavın labın vs varsa, hiç de romantieeek değil bebetom. Oy bak yazarken bile stres oldum. Şemsiye alsan yanına, o şemsiye ıslanacak, çantaya koyamayacaksın, elinde tutacaksın mecbur. Sonra şıp şıp pantolonuna damlayacak işemiş gibi gezeceksin sağda solda. Ondan sonra SAÇLAR! Benim saçlarım dümdüz mübarek, ama yağmurda benimkilerin bile şekli bozuluyor abi. Ne perçem kalıyor ne bişey. Artık yağmurlu günler için ayrı bir çanta falan hazırlayacağım; o öyle kapının yanında duracak. İçine de şemsiye, şemsiye torbası, yağmurluk, saç düzleştirici falan koyucam. Kapıcam çıkıcam onu sonra hiç yağmur yağmamış gibi kuğul olucam (hfdjgfk).

Sonra ayakkabılar da batıyor. Converse giyiyorsun havanın baharlığına güvenerek, ki İstanbul neyse de Samsun'un havası ergen kız gibi. Sürekli değişken. Şu anda da ağlıyor zaten, yağmurlu yani. Babet giyip çıksan, gün sonunda ayağının içi sucuk gibi oluyor. Yani hep sıkıntı hep sıkıntı. Benim için ideal hava, güneşi de fazla olmayan, şöyle hafif kapalı, az rüzgarlı; hırkayla şalla çıkabileceğin havadır aga. Ne terlersin ne üşürsün ohh mis.

Bizim için sorunlar sadece bunlardan ibaret, yani sadece dış görünüşü etkiliyor ama evsiz olan insanları düşünmeden edemiyorum. Memlekette gelir düzeyi düşük, asgari ücretle geçinen o kadar aile var ki; çocukların bırak botu çizmeyi, ayaklarına giyecek terlikleri yok. Okullarına gitmek için kilometrelerce yolu yürüyerek katediyorlar. Ayakları acıyor artık, kıyafetleri yıpranıyor. Düşünsenize bir de yağmur yağdığını, zaten hayat onlar için yeterince zor; yağmurda ıslanıyorlar bir de. Evlerinin çatısı akıyor, aktarmaya paraları yok. Koltukları, yer yatakları ıslanıyor. Biz 3 odalı evi küçük bulurken onlar 1 odalı evin hayalini kuruyorlar. Şimdi demeyin bana aeey çok duyarlısın gözlerim yaşardı diye, çoğunuz, hatta çoğumuz bunların farkında değiliz. Ancak çok uzun süreler düşününce, kendi dertlerimizi bir kenara bırakınca aklımıza geliyorlar. Çoğu zaman da onlar için hiçbir şey yapamıyoruz, aklımızdan çıkıp gidiyor öyle. Ve diyoruz ki beterin beteri var, şükrediyoruz sonra. Ama şükretmekten kastımız o kadar farklı ki onlarla. Onlar bir somun ekmeği bulunca şükrediyorlar, bizse fönümüz bozulmadı diye. Onlar yarın tavuk yemek hayalleriyle uyuyorlar, bizse belki bir gün lüks bir villamız olur hayalleriyle.
Onlar için hayat güneşli havalarda bile zor. Boşver benim saçımın fönünü, yağmur onlar için yağmasın, sadece onlar için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;