16 Ağustos 2011 Salı

Futbolu Sevmiyorsan, Sevene Saygı Göstereceksin

Futbol.. Bu yazıyı okuyacak kızların çoğu ilgisini çekmeyeceğini düşüneceği için kapatmaya yeltenecek, erkekler ise ''oo futbol mu var okurum lan ben bunu'' diyerek yazıya konsantre olacak eminim.
Futbolda dünya ligleri yavaştan yeni sezonları açmaya başladılar. Liglerin ağa babası Premier Lig de geçen hafta başladı, içimize su serpildi. Zira Türk futbolunu fazlasıyla meşgul eden şike gündemi sebebiyle kendi ülkemizin liginden bir süre daha mahrum kalacağımız için, gerek seyir zevki, gerekse iddaa kuponları açısından İngiltere futbolu herkesin yüzünü güldürdü. (tabii Liverpool'un yaşattığı hayal kırıklığını şimdi burada açmayayım da)
Şu sıra Türkiye'de siyasetten, ekonomiden çok futbol konuşuluyor. Aslında bunu gündemle pek ilgisi yok, futbolu seyrederken aynı zamanda yaşayan bir milletiz. O nedenle ''önüm arkam sağım solum futbol'' durumundayken bu güzel spor dalından kaçınmak epey zorlaşıyor. Size diyorum; futbol sevmeyen, seyir zevki olmayan, sevgilisi maç izlerken türlü türlü hareket yapıp ilgiyi kendi üzerine çekmeye çalışan kızlar..
Şahsen, gerek futbol gerekse futbol üzerinden oynanan bahis oyunları benim hayatımın bir parçası olduğundan kimseyle 'aşkıııaam maçı seyretme biraz da benimle ilgileen:((' durumları yaşamadım şimdiye kadar. Bu yazıyı da sürekli bu gülünç durumlara düşen hemcinslerime naçizane bir tavsiye niteliğinden yazdım.


Şimdi kızlar bi' kere şu konuda anlaşalım; siz nasıl her hafta Fatmagül'ü Feriha'yı izliyorsanız, bu erkek milleti de futbol seyrediyor anacım. Onların Fatmagül'ü bir Xavi, bir Messi.. Siz nasıl Fatmagül'ün Kerim ile evlenip evlenmeyeceği hakkında meraktan ölüyorsunuz, televizyona yapışıp fragman bekliyorsanız; bu adamlar da bir Ntv Spor'du, efendime söyleyeyim bir Lig Tv'ydi bu kanallara kitlenip transfer haberi bekliyorlar. Yani sizin öncelikleriniz tv dizileriyse onların da maçlar. Öncelikle buna saygı duymak gerekmiyor mu sizce de?


Diğer bir eleştirilen konu da ''ya anladık maçı izliyorsun da, şu özetleri niye tekrar tekrar seyrediyorsun zaten sonucu bilmiyor musun?'' şeklinde gelen ahiret soruları. Siz nasıl her hafta ''ayy dur öyle bir geçer zaman ki başladı diyerekten özeti dahil hepsini silme izliyorsanız, onlar da maçın güzel pozisyonlarının bir revizyon halinde önlerine sunulmasına bayılıyorlar. Kaldı ki bir dizi özetiyle bir maç özeti arasında dünyalar kadar fark var. Tartışmalı pozisyonlar, ondan sonra Rıdvan'dı Erman'dı, hatta hadi Ahmet Çakar bile olsun, bu adamların yorumlarını merak ediyorlar. Her hafta bir mekanda düzenli olarak toplanıp Telegol izleyen bir arkadaş grubu tanıyorum mesela. Geçtim maçı, adamlar bir araya gelip ''yok lan bunun neresi ofsayt, ulan bu da penaltı değilse kendimi keserim'' gibi polemiklere giriyorlar ve bundan zevk alıyorlar. Çünkü bu bir yerde onların hayat tarzı. Bir Fenerbahçeli taraftar ile bir Galatasaraylı taraftar maç sonucunu tartışırken ''amaan şimdi bir şey demeyeyim, futbol için arkadaşımla aramı mı bozucam?'' diye düşünmüyor. Çünkü onun için arkadaşlık neyse takım duygusu da o, hatta daha bile öteye geçirenler, ailesinin bile önüne koyanlar da mevcut.


Sonra sizin izlediğiniz televizyon dizileri kurguya dayalı biliyorsunuz ki, ama futbolda her şey gerçek. Ki bu gerçekliğin boyutunu şu 1 ayda tutuklanan adam sayısından anlayabilirsiniz. Hayal edemeyeceğiniz kadar büyük paralar dönen, her futbolcunun bir nevi ayaklı kasa olduğu bir sektör. Yani işi sadece ''bir topun peşinden koşan 22 adam'' olarak görmek biraz sığ bir bakış açısı olur kanımca.
Ayrıca artık duymayan kalmamıştır(kalmışsa da pes) İddaa denen bir bahis oyunu var. Enteresan bir şey, yaptığınız kupona üç lira verip gün sonunda bayiiden 100-200 kağıtla çıkabildiğiniz bir oyun. Tabii her futbolla ilgilenenin de kıvırabileceği bir iş değil, oturup adam akıllı liglerin puan durumlarını, takımlardaki sakatlıkları, cezalı futbolcuları, takımların birbiriyle oynadıkları son maçlarda galip gelen tarafları, atılan golleri falan çalışmak gerekiyor. Çok arkadaşım var; ''şu iddaaya çalıştığım kadar öss'ye çalışsam şimdiye ordinaryus olmuştum'' diyen.


Kuponu yapıyorlar, sonra başlıyorlar maçların sonucunu beklemeye. Atıyorum adam beş maç oynamış, dördü tutmuş sonuncuyu bekliyor. İşte o anlar eminim kabir azabına eş değerdir. Hele ki o son maç tutmazsa o kupon yatıyor, milyonlar elinden bir anda kayıp gidiyor ya; o acının yanında aşk acısı diz çöker tövbe eder.


İşin bir başka boyutu da bilgisayar/playstation oyunları. En meşhurları PES, Football Manager(favorimdir), Winning, Fifa falan.. Bu futbol oyunlarında istediğiniz takımı alıp, istediğiniz oyuncuları sistemi seçip, aynen stat ambiyansında futbol oynuyorsunuz. Ama bu sefer izleyici değilsiniz, kontrol tamamen sizde, her şey elinizde tuttuğunuz kolun tuşlarına bakıyor. Erkeklerin maç olmadığı zamanlarda evde, cafelerde deli gibi bu oyunları oynayıp her halükarda bir maç ortamı yaratmak istemesi de futbolu nasıl sevdiklerinin, asla bıkmayacaklarının bir göstergesi.
İşte futbol denen endüstri böyle bir şey. Sadece oturup tv'den ya da stattan  izlenen maçla bitmiyor iş. Bahsiydi, tartışma programıydı, playstation oyunuydu sürüyle angaryası var.


Şimdi kızlar, bana kalsa bir futbolsever olarak gelin siz de ilgi gösterin; ön yargılı yaklaşmak yerine futbolu sevmeye çalışın. Yani sevgilinize babanıza eşinize söylenmek yerine bir düşünün, ''ya madem bu kadar insan şu merede tapıyor, ben de bir bakayım neymiş ne değilmiş'' diye. Sonuçta futboldan anlamayı sağlayacak bir gen falan yok, güç kuvvet işi de değil, yani kadın-erkek herkes anlayıp yorumlayıp zevk alabilir. Ha eğer hala sevmemekte kararlıysanız, anti-futbol duruşunuzu bozmak istemiyorsanız; benim size olayı daha az sancılı atlatmanız için tavsiyelerim olacak kabul buyurursanız.


-Öncelikle hiçbir erkekten sizinle takımı arasında seçim yapmasını istemeyin. Takım ayrı şey kız arkadaş ayrı. Sanki adam seni bırakıp Quaresma'yla evlenecek. Oturup izliyor güzel güzel. Yani 7/24 Adriana Lima'nın sütyen defilesini izlese tamam indirirsin kafasına ıslak odunu da.. Futbolcu sana rakip değil ki. (hayır bu seçimi yapmasını istemeniz, kendinize yeterinde şans tanımıyorsunuz demektir o yüzden söylüyorum) Şimdiye kadar da ''aşkım doğru diyosun ya salla Feneri gel seninle sinemaya gidelim'' diyen erkeğe rastlamadım. Eğer varsa da erkekliğin yüz karası ilan edileceği için kendisini gizlediğine inanıyorum.


- Adam maç izliyor, almış cipsini birasını, konsantrasyonu fullemiş; yanına gidip de ''aşkıaam saçım boyattım nasıl beğendin mi? aşkıaam biz seninle evlensek acaba çocuğumuz kime benzer?'' sorularıyla ilgi çekmeye çalışmak gibi saçma hareketlere kalkışmayın. Zaten bir metreden fazla da yaklaşmayın yanına, takımı boş kaleye falan gol kaçırır, sinirden eli kolu size çarpar falan Allah korusun.


-Asla fikstürden habersiz hareket etmeyin, hadi fikstürle uğraşamam diyorsanız erkek kankalarınızdan her gün için tüyolar alın o gün önemli bir maç falan var mı diye. Zira gidip de Beşiktaş-Fenerbahçe maçının olduğu akşama opera bileti alıp gözüne sokarsanız, adam polemiğe girip sizi ikna etmeye bile çalışmaz, sizden kendinize operada eşlik edecek bir kız partner bulmanızı bekler. Üstüne bir de ''sen benim hobilerime saygı göstermiyorsun!'' şeklinde azar işitmesi var bunun. Hiç gerek yok riske girmeye. O evde/statta paşa paşa maçını izleyip birasını içsin, siz de çıkın arkadaşlarınızla falan takılın ne bileyim. Vakit geçirmek için erkek arkadaşınıza muhtaç değilsiniz sonuçta.


-Bir erkeğin futbol maçı izlemeyi sizinle evde yemek yapıp dvd seyretmeye tercih etmesini, sanki sizi bırakıp başka kadına gitmiş gibi büyütmeyin. Dediğim gibi herkesi yeri ayrı.



-Çoğu erkeğin olduğu gibi evde Playstation ve türevi oyun konsolu varsa işiniz biraz zorlaşıyor evet. Halbuki umutlanmıştınız ''stada gider, gitmeyeceği gün beraber vakit geçiririz'' diye. Ama o çakal Messi sizin beyi rahat bırakır mı hiç! Madem sen Nou Camp'a gelmiyorsun, biz senin eve geliriz diyerekten toplar bütün Barcelonayı gelip kurulur evin baş köşesine. Sonra gelsin Barcelona-Inter'ler, efendim Arjantin-Brezilya'lar.. Şampiyonlar liginden girip dünya kupasından çıkarlar da yine de doymazlar. Yani evde bir köşeye sinip ''dur bakayım bir iki saat dergi karıştırayım da nasılsa sıkılır bunlar'' diye beklemeye kalkmayın, sıkılmazlar anacım.
Sonra loser olan yine sen yine sen..


-Bir de işin şu boyutu var ki; çoğu kız fanatik değilse gider sevgilisinin tuttuğu futbol takımına taşınır. Aaa ben Fenerliydim ama, e hadi Galatasaray'a geçeyim seni mi kırıcam, zihniyetiyle bir anda takımı satabilir. Bu tabii ki hiç hoş bir tutum değil, bunu yapmak zorunda da değilsiniz. Ama kaşınıp da atıyorum o gün Fenerbahçe yenilmiş, hiç anlamadığınız halde ''oo nası geçirdik hahaayt'' falan gibi nispetler yapmaya kalkışmayın. Sevgiliymiş, eşmiş dinlemez ağzınızın payını verir. Çünkü bir erkeğin en zayıf anlarından biri tuttuğu takımın kaybettiği andır..



Lafın gelişi o yani sevgili hemcinslerim.. Bana kalsa futbolu sevin, bağrınıza basın. Çünkü futbol zevkine sahip bir çift mükemmelliğe bir adım daha yaklaşır. Sevgilinizle birlikte maç seyretmek, pozisyon tartışmak, hele de aynı takımlıysanız oohh tadından yenmez, beraber kombine alırsınız, takımınız gol atınca ilk size sarılır, elin adamına değil. Birlikte statta üçlü, pınarbaşı falan çekersiniz. Hem iki haftada bir haftasonu akşamını beraber geçirmeyi garantilemiş olursunuz, hem de sevgilinizin size hayranlığı kat kat artar. Birlikte formalar satın alırsınız, birbirinizin atkılarını saklarsınız falan.(şimdi okuyunca hoşunuza gitti tabi, ama futbola hiç ilginiz yokken de bir anda holigan olmaya kalkmayın, sindire sindire, yavaş ve emin adımlarla ilerleyin, adam durduk yere 'noluyoruz lan birderbire, hayırdır?' şaşkınlığına düşmesin. Sakın zorlama yapmayın hiçbir şeyi, daha yapmacık durur.)


Bu arada sakın futbola ısınmak adına bir takımdaki yakışıklı oyuncuya gereksiz hayranlık beslemeyin. Sevgiliniz Real gol yedi diye ağlarken siz oturup ''ulan şu Valdes ne yakışıklı herif be'' diye konuşursanız işi elinize yüzünüze bulaştırırsınız, beraberinde gelecek kıskançlık da cabası. Adam 'amaan taa İspanya'daki adamı bırak izlesin zarar gelmez'' demez, o benden daha mı yakışıklı lan? diye düşünmekten hayattan soğur. Napalım bu da bir erkek içgüdüsü..


Bu yazıyı özellikle bugüne sakladım, çünkü yarın dünyanın en önemli, en çekişmeli maçlarından biri; Barcelona-Real Madrid maçı var gece saatler 00.00'a vurduğunda. Çoğunuzun sevgilisinin şu anda aklında sizin dışınızda bir tek o maç var. Maçı nerede kimle izleyeceklerinin falan planını çoktan yapmış durumdalar. Ben derim ki siz de oturun bu enfes maçın tadını çıkarmaya çalışın. Eğer yok ben istemem diyorsanız da şimdiden yarın için sevgilinizin dahil olmadığı, kızkıza bir plan yapmaya başlayın. Yine de gider adamın başının etini yerseniz ''yaa bırak şu Ronaldoyu benimle ilgilen'' diye, vallahi şu upuzun yazıyı boşa yazmış sayarım kendimi:)


Bu yazının şarkısı da bu olsun. Bilirler severim Madridceğizi.

7 yorum:

  1. Kuponunun bir kopyasi lutfen :) bu arada yazin cok guzel :)

    YanıtlaSil
  2. biz onlara saygı duyuyormuyuz acaba :)

    YanıtlaSil
  3. önünde saygıyla eğiliyorum (: çok iyi.

    YanıtlaSil
  4. çok teşekkür ederim , seda senin yorumlara hastayım hep yap olur mu:)

    YanıtlaSil
  5. sen yazdıkça neden olmasın :)

    YanıtlaSil
  6. nou camp değil camp nou olacak :)) aklına sağlık ceren.

    YanıtlaSil
  7. campnou gerçek adı fakat biz genellikle nou camp diyoruz. hiç barcelona maçı izlemedin sanırım:) bu hata değil yani spikerler bile iki halini de kullanıyor

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;