31 Ağustos 2011 Çarşamba

Blogger'da ne eksik? Ve bir de dizi tavsiyesi!

Şimdi başlığı okuyunca ''sanane lan ne eksikse eksik, zabıta memuru mu kesildin'' diyebilirsiniz. Zaten ben de bu postu ''aa hadi oturup bi bloggera yardırayım'' düşüncesiyle yazmıyorum. Yazma sebebim; ANNE BENİ MİMLEDİLEEER !1!!!!111!!!

Mim ne diyeceksiniz. Ben de blog açtığımdan beri bunu çözmeye çalışıyordum. Severek okuduğum bloglar var, hatta sevgili Leah'cığımın bütün yazılarını okudum. Kendisi buranın gediklilerinden, 2009 girişli:P Baktım arada yazılar çıktı karşıma, o beni mimlemiş bu beni mimlemiş.. Yahu arkadaş mim neey? Sonra dayanamadım mesaj atım leyacığıma, aga bu nedir dercesine. O da açıkladı bebişim sağolsun, kendi de pek hoşlaşmıyormuş zaten mim şeysiyle. Aga bu mim dediğin olay, blogger'ın biri bi yazı konusu çıkartıyor. Mesela işte, ''kendinle ilgili 7 özelliği yaz, en sevdiğin bloggerları kategorize et.'' falan gibins. Sen de yazıyorsun işte, biri birinde görünce virüs gibi yayılıyor. Bir bakmışsın o hafta tüm bloggerların yazısı bunun üzerine. Ama işi şöyle saçma bi tarafı var; biri seni mimlerse haberin olmuyor pek. Ya o sana ''seni mimledim cınım aeo sçs öpt bye'' diyecek, ya da sen yazılara göz gezdirirken kazara ismini göreceksin de bilmemne.. ölme eşeğim ölme modu yani biraz.

Neyse sadede gelecek olursam, beni de biri mimlemiş. Tabi ki ben bunu; takip ettiğim insanların tüm yazılarını okuma gibi saplantılı bir özelliğe sahip olduğum için gördüm. Yani öyle ''xxx mimmed you ehe öhe'' gibi bildirim işleri yok bu hadisede. Dedim ki ben de şunun şurasında ilk defa mimlenmişiz, dur attırak iki üç kelime neyin.

Mim'imizin konusu; ''Blogger'da Ne Eksik?''
Tabi beni asıl cezbeden konu zaten. Yoksa ilgimi çekmeyen bişey olsaydı, ha mimlemiş mi eyvalla anam, der geçerdim. Ama 1 sene önce blogger açıp, beğenmeyip tumblr'a dönen, sonra buranın yazıya daha elverişli olduğunu görüp geri gelen biri olarak; tumblr'a dönüş faslında blogger'ı epey eleştirmiştim. Evet şimdik başlıyoruz bakalım neler eksik;

-Öncelikle blogger'da bir yazı yazdığınız zaman, o yazının paragraf düzeni, aralıklar, resim boyutları falan kaydı yayınladığınız zaman bir bakıyorsunuz değişmiş. Haydaa git bir daha düzenle. Bu olay beni ayar ediyor. Mümkünse ''kaydı yayınla'' diye bastığımız zaman bizim kaydı yayınlasın blogger, kafasında oluşturduğu ''kuydu'' değil.

-İzleyici kısmı çok sıkıntılı. Sadece google ve twitter hesabıyla izlenebiliyor. Yani yahoo da var ama şu devirde kaç kişide yahoo kalmış ki kalkıp hesabıyla seni izleyecek. Ben buraya giriş yapalı, düzenli yazmaya başlayalı 2 ay falan oldu. Ama bakıyorsun o kadar ziyaretçi geliyor, izleyici sayısı 40'larda sürünüyor. Ha sakın düşünmeyin ki izleyici çok da önemli bir şey? hayır tabi ki. Biz yazıyoruz arkadaş, isteyen okur herkesin keyfine kalmış. Ama şunu söylemeliyim ki bloggerda izleyici sayısı, ne bileyim bir twitterdaki takipçi sayısı kadar ölçüt değil. Yani ''aa bunun anca 100 izleyicisi var ezik lan bu eheh'' gibi bir durum söz konusu değil.
Önerime gelirsek; bence facebook hesabı ile de izlenebilsin bloglar. Mesela annem beni okuyormuş düzenli olarak, ama kadının ne işi olur blogger hesabıyla; halbuki face'le bağlansa, ben yazdıkça onun ana sayfasına düşse falan.. Hoş şeyler olur bunlar. Facebook da günde zibilyon tane oyun üreteceğine bir el atıversin blogger'a anacım! Her şeyi biz mi düşünücez be Zuke?

-Kumanda paneli çok sakil duruyor bence. İzlediğin bloglar aşağıda küçücük bir yerde.. Kim ne yazmış görmek için savaş vericez neredeyse. Ah şu reader da olmasa!!1!!11!

-Ondan sonra başka bir sorun da şu; mesela bir yerden alıntı yapacaksınız, örneğin ben geçenlerde sevdiğim bir twitimi yazıma eklemek istedim. Ama copy paste yapınca ordaki yazı tipiyle geldi post'a. Bunu sevmiyorum, iki saat onu düzeltmekle uğraş bir de.

Öyle işte. Şimdi kurallara göre yazının sonunda yine birilerini mimleyecekmişiz. Ama o kısmı da kalsın şimdilik daha ilk mim'im üstüme gelmeyin aaa:P

Bu arada yukarıda bahsettiğim Leah'cım , ki twitter adresi de bu (TAKİP EDİN OLM), geçenlerde dizi önerisi istedim; ''The Big C'' diye bir şey önerdi bana. Kansere yakalanan bir kadının hayatını anlatıyor. (içinde hastalık geçmesi de ayrı cezbetmedi değil). Ve başrolünü oynayan Cathy rolündeki hatun tek kelimeyle MÜKEMMEL!
 Leah'nın deyimiyle o kadın bir harikalar kumpanyası:)
Dizinin 1 bölümü ortalama 28 dakika. Yani hiç sıkmıyor, tadında bırakıyor. Amerika'da güzel bir kasabada geçen aile yaşantısı, kanser, tedavi süreci, anne-çocuk ilişkisi ve daha bir sürü konu işleniyor. Bazen hüngür şakır ağlayıp, 5 dakika sonrasında anırarak gülebiliyorsunuz. Yani ne ağlamaktan gözleriniz şişiyor, ne de gülmekten yanak kaslarınız acıyor:)


Aslında bu dizinin adını ilk kez Leah'dan duydum. Ki beni tanıyanlar bilir genelde çok popüler dizileri izlemeyi sevmem; Lost, How I.M.Y.M. gibi. Hatta hastanede geçmesine rağmen House'a başladım ama ısınamadım. Çünkü bir dizi çok çok popüler olmuşsa, insanlar bir süre sonra onu sadece muhabbetlere yabancı kalmamak için izliyormuş gibi geliyor bana. Böyle daha 2-3 sezonu çekilmiş, öyle 8-10 sezon yardırmayan diziler daha hoş gözüküyor gözüme, daha bir içim ısınıyor onlara. Bunu da Big C ile bir kez daha doğrulamış oldum kendi adıma. Kabul buyurursanız size naçizane bir tavsiyem olacak; asla imdb puanlarına, reytinglerine bakarak dizi film seçmeyin kendinize. Ve daima da en popüler, en moda olanın arkasından gitmeyin. Çünkü hiç ummadık senaryolardan kendinize katacağınız bir sürü şey çıkabiliyor. Yeni, taze dizilere açık olun derim:)

Siz bunu okurken ben de dizinin 2.sezon 5.bölümünü izliyor olucam. İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyor, onunla tanışmamı sağlayan Leah'yı da çok çok öpüyorum!

6 yorum:

  1. Seni evlatlık almak istiyorum!

    Çok güzel şeyler yazmışsın çok!

    The Big C'nin çevreye biraz daha yayılması lazım, o ilgiyi hak eden bir dizi. O yüzden herkese tavsiye ediyorum ve bugüne kadar hiç olumsuz bir feedback almadım. Benim misyonum The Big C'yi yayma ve yaygınlaştırma! :D

    Bak dizi önerisi istediğin zaman direkt bana geliyorsun, ballı lokmalı diziler hemen kucağına geliyor. Bu sadece senin için değil herkes için geçerli. Ben dizi önermeyi inanılmaz seviyorum. Çok böyle. Beğendiler mi çok çok mutlu oluyorum falan.

    Mucuk çiçeğim. :*

    YanıtlaSil
  2. The Big C hayatımın dizisi.
    Ve kıskanıyorum o kadını.
    Şahsen dizinin Türkiye'de nedense çok fazla kişinin izlemesini istemiyorum. Yayılırsa büyüsü bozulurmuş gibi geliyor...

    YanıtlaSil
  3. onu leah'ya söylemen lazım kendisi dizinin misyoneri:P

    YanıtlaSil
  4. şu ikisinde acayip haklısın fakat o yazı düzeni olayını bir kere şablon tasarımında değiştirince bir daha hep o düzende yayınlayabiliyorsun diye biliyorum,bilmem yanlış mı biliyorum.

    bi' de eline sağlık votkalimonn.

    YanıtlaSil
  5. yok şablonla aynı şey değil onlar, bu kendi kendine boşluk falan koyuyor kafasına gore

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;