19 Ağustos 2010 Perşembe

Sana Bişey Söylicem; ama Kimseye Söyleme Tamam mı?



Dertlerini paylaştığım, içimi döktüğüm insanları çok iyi seçmem gerekiyormuş dün bunu anladım. Bunun da yolu insanlarla yavaş yavaş samimi olmaktan geçiyormuş. Benim 12 yıldır, 8 yıldır, 3 yıldır tanıdığım arkadaşlarım var; ama 2 aydır tanıdıklarım da. İşte hatayı da burada yapıyorum; o 2 aylıkları aslında tanımıyorum. Hala yabancı onlar benim için.


Mesela yeni biriyle tanıştım ya, kafama uyarsa her türlü muhabbeti yapmaktan çekinmem. Sabah akşam mesaj atarım, konuşurum gülerim eğlenirim. Ama bunları yaparken onun sadece iyi taraflarını hızlı bir şekilde keşfetmiş oluyorum. Kötü taraflarından haberim hala yok. Dedikodu mu yapıyor, arkamdan mı konuşuyor, içten içe kıskanıyor mu, daha bir sürü kötü özellik sıralayabilirim takdir edersiniz ki.


Şimdiye kadar sindire sindire tanıdığım, beraber uzun yıllar geçirdiğim insanların hiçbiriyle kavga etmedim. En uzun süreli arkadaşlığım 13 yıllıktır, ve kendisine hala kardeşim diye hitap ederim, telefonuma herkesi isim-soy isimle kaydederken onu öyle kaydederim. Kendisiyle şimdiye kadar 1 kere bile tartışmadım, tıpkı bunun gibi 3-4 yıllık arkadaşlarımla da, yani örnekleri çoğaltmam mümkün. Bu insanları öyle güzel süzgeçlerden geçirip hayatıma almışım ki demek, ne arkamdan konuştuklarını, ne beni eleştirdiklerini, ne de kırdıklarını duydum şimdiye kadar.


Ama o 1-2 aylık ‘çok eğlene eğlene’ hızlı samimi olduğum insanlar, nedense hep arkamdan vuran, en ufak pürüzde yüzüstü bırakan, bana sormadan benim hayatımla ilgili şeyleri başkalarına anlatan insanlar oldular. Bu insanlar yüzünden artık özelimi anlattığım herkese ”sakın kimseye söyleme tamam mı?” diye sorasım geliyor. Güvensizlik sorunum oluştu resmen.


Ve tüm bu yaşadığım talihsiz olaylar sonucu ben de şu yaşımda bir hayat dersi edindim kendimce; ”KİMSEYLE GEREĞİNDEN ÇOK HIZLI SAMİMİ OLMAYACAKSIN.” Çünkü hızlı gelenin gidişi de hızlı oluyor. Ne demiş şair; aman pardon Demet akalın; ”Zaten bir anda sevmiştim seni çok geçmez unuturum..”


Siz siz olun, arkadaşlıklarınızı uzun yıllara yayın, çünkü insan dediğin kapalı kutu aslında. Tanımak için seneler lazım. Bu da benden naçizane bir tavsiye olsun, ben bu hataya düştüm, siz düşmeyin a dostlar!

4 yorum:

  1. blogu yeni buldum ve karsima 2.cikan bu yazi oldu yorum yazmadan duramicam sanirim:)
    ayni dertten yakiniyoruz sanirim cogumuz...
    Ama ben senin su farkettiklerini biraz daha bikac sene once kadar ögrenmisim,ve bazen seni 8senelik arkadasin bile sirtindan vurabiliyormus bunu da gördüm,ama belki daha kücüktük oyüzdendir ama kesinlikle katiliyorum basimiza ne geliyorsa %95i o iki 3 aydir tanidiklarimizdan geliyor.
    Yasasin 10küsürü deviren kardeslikleeerr

    YanıtlaSil
  2. evet uzun süre tanıdıklarının da arkandan vurmayacağının garantisi yok doğru diyorsun ama, bana öyleleri rastlıyor hep. yine de iyi tanımak gerektiği konusunda hem fikiriz değil mi?:)

    YanıtlaSil
  3. slm, huy işte takip etmeye başladığım bluğun,ilk yazısını merak eder bulur ve okurum. sanırım seninde ilk yazın bu duramadım bende bi kaç şey söylemek istedim; o iki aylıklar bizi ne kadar zedelerse evladiyeliklerin kıymeti o kadar artar ve bazen kabuktan çıkmak başka insanlarla paylaşımlarda bulunmak gerekli. büyümek için ders almak için acı için eğlenmek için değişiklik için... dönüşte evladiyeliklere iyi ki varsın diyebilmek için ;) nacizane... sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Blogunu az once buldum. Bakıyorum isim acayip tanıdık. Twitterdan takip ediyordum üç dört aydir. Şimdi hatırladım. Yazılarına bayıldım. Takibe alacagım ama gfc gozukmuyor, bir tek ben de mi sorun var acaba?!

    Ne güzel hiç kavga etmediğin arkadasların varmış. Benim en uzun arkadaslıgım altı yıllık. Onlara da bir haftada ortalama iki kez uyuz olup kendi kendime küsüyorum. Kardeşim diyebileceğim arkadaşım olmadı hiç. Beni gerçekten sevdiğine inandığım iki arkadaşım var onlar da erkek. Haliyle bff modunda değiliz. :D

    YanıtlaSil

Hay ağzına sağlık dedi ve ekledi;